Barajlar doldu diye rahatlamayın!
- GİRİŞ30.04.2026 09:32
- GÜNCELLEME22.08.2026 15:32
Bir süredir gökyüzüne biraz daha umutla bakıyoruz.
Yağmur yağdığında yüzümüz gülüyor, barajlardaki su yükseldiğinde içimiz rahatlıyor. Toprak suya kavuşuyor, dereler yeniden akıyor. Sanki uzun zamandır konuştuğumuz kuraklık bir anda kapımızı terk etmiş gibi hissediyoruz.
Peki gerçekten öyle mi?
Yağmur yağdı diye kuraklık bitti mi?
2026'nın ilkbaharında Türkiye genelinde yağışlar sevindirici bir tablo ortaya koydu. Özellikle bazı bölgelerde yağış miktarları uzun yıllar ortalamalarının oldukça üzerine çıktı. Meteoroloji verilerine göre ilkbahar yağışları Ege'de normalin yüzde 32, İç Anadolu'da yüzde 46, Karadeniz'de yüzde 43, Doğu Anadolu'da yüzde 47 üzerinde gerçekleşti. Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu'da ise artış çok daha dikkat çekiciydi.
İstanbul'da da yağışların ardından barajlardaki tablo yüzleri güldürdü. Nisan ayında barajların bazıları yüzde 90'ların üzerine kadar çıktı.
Ama işte tam burada durup düşünmek gerekiyor.
Çünkü birkaç ayın yağışı, yılların su sorununu tek başına çözmüyor.
Hatta Nisan ayına baktığımızda Türkiye'nin tamamı için aynı tabloyu görmek bile mümkün değil. İstanbul, Yalova, Kocaeli ve Bursa çevresinde yağışlar normallerinin yüzde 20'sinden fazla altında kaldı. Yani aynı ülkenin bir bölgesinde gökyüzü bereketini gösterirken başka bir bölgesinde toprak hâlâ su bekliyor.
Bu bize önemli bir şeyi hatırlatıyor:
Kuraklık yalnızca yağmurun yağmaması değildir.
Kuraklık, suyu nasıl kullandığımızla da ilgilidir.
Musluğu gereksiz yere açık bırakmakla, tarımda suyu verimsiz kullanmakla, yeraltı sularını tüketmekle, şehirleri betonla kaplamakla ve suyu sınırsız bir kaynak zannetmekle de ilgilidir.
Bugün barajlarımız dolu olabilir.
Ama yarın ne olacak?
Yaz geldiğinde sıcaklıklar yükseldiğinde, buharlaşma arttığında ve tüketim katlandığında elimizde ne kadar su kalacak?
İşte asıl mesele burada.
Yağmur bize bir fırsat verir. Fakat o fırsatı doğru kullanmazsak, birkaç ay sonra aynı soruları yeniden sormaya başlarız.
Geçmiş yıllarda kuraklığı konuşurken hep barajlara baktık. Oysa artık biraz daha geniş bakmamız gerekiyor. Tarlaya, ormana, toprağa, yeraltı suyuna, şehrin tüketimine bakmamız gerekiyor.
Çünkü su yalnızca bugün içtiğimiz su değildir.
Yarın yetiştireceğimiz buğdaydır.
Yarın yiyeceğimiz sebzedir.
Yarın nefes alacağımız ormandır.
Bu yüzden Nisan yağmurlarını elbette sevinçle karşılayalım.
Ama rehavete kapılmayalım.
Gökyüzünün bize verdiği suyu, yine gökyüzünün yarın da vereceğini düşünmeyelim.
Çünkü yağmur yağdı diye kuraklık bitmiyor.
Kuraklık, suyu ne kadar bilinçli kullandığımızla sona eriyor.
Ve belki de bugün sormamız gereken en önemli soru şu:
“Bu yıl yeterince yağmur yağacak mı?” değil, “Yağmur yağmadığında ne yapacağız?”
Çünkü gerçek hazırlık, yağmur yağarken değil; yağmur yağmadığında belli olur.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol