Neden Sürekli Şikâyet Ediyoruz?
- GİRİŞ12.06.2026 09:42
- GÜNCELLEME22.08.2026 15:42
Sabah gözümüzü açar açmaz şikâyet edecek bir şey buluyoruz. Hava sıcak, trafik yoğun, kahve soğuk, işler fazla, insanlar anlayışsız… Gün daha başlamadan hayatla küçük bir hesaplaşmaya giriyoruz.
Üstelik bazen gerçekten kötü bir şey olduğu için değil, alışkanlıktan şikâyet ediyoruz.
Bir arkadaşımızı arıyoruz, önce dertlerden konuşuyoruz. İş yerinde bir araya geliyoruz, konu yine sorunlar. Sosyal medyaya giriyoruz, herkes bir şeylerden yakınıyor. Sanki gün içinde ne kadar çok şikâyet edersek o kadar rahatlayacakmışız gibi.
Peki neden?
Belki de şikâyet etmek, insana kısa süreli bir kontrol duygusu veriyor. Değiştiremediğimiz bir şey hakkında konuşmak, hiç değilse ona karşı bir tavır aldığımızı hissettiriyor. Trafiği değiştiremiyoruz ama trafikten yakınabiliyoruz. Havanın sıcaklığını değiştiremiyoruz ama “Bu sıcaklık da nedir?” diyebiliyoruz.
Bazen de şikâyet etmek, insanları birbirine yaklaştırıyor.
“Bu sıcakta ne yapacağız?”
“Bu trafik artık çekilmiyor.”
“Her şey çok pahalı.”
Bu cümleler aslında yalnızca bir yakınma değil, aynı zamanda ortak bir deneyimin paylaşılması. Aynı dertten konuşurken birbirimize biraz daha yakın hissediyoruz.
Fakat sorun, şikâyetin hayatımızdaki yerinin büyümeye başlamasıyla ortaya çıkıyor.
Çünkü insan zihni neye daha çok bakarsa onu daha fazla görmeye başlıyor. Sürekli eksiklere odaklandığımızda, elimizde olanların farkına varmak zorlaşıyor. Güzel bir günün içindeki tek kötü anı büyütüyor, onlarca iyi şeyi fark etmeden geçebiliyoruz.
Bir süre sonra mesele artık yaşadığımız sorun olmaktan çıkıyor.
Hayata bakış biçimimize dönüşüyor.
Her şeyden şikâyet eden biri, bir süre sonra güzel şeyleri bile kusuruyla görmeye başlayabiliyor. Güzel bir tatilin oteline, güzel bir yemeğin fiyatına, güzel bir günün sıcağına takılabiliyor. Çünkü zihni artık “Neyin iyi olduğunu?” değil, “Neyden yakınabilirim?” sorusunu soruyor.
Elbette şikâyet etmek kötü bir şey değil.
Haksızlığa itiraz etmek, yanlış gördüğümüz bir şeyi dile getirmek, hayatımızdaki bir soruna çözüm aramak başka; sırf alışkanlık olduğu için sürekli yakınmak başka.
Belki aradaki farkı kendimize sormamız gerekiyor:
“Ben bunu gerçekten değiştirmek mi istiyorum, yoksa sadece şikâyet etmek mi istiyorum?”
Çünkü bazı şeyler konuşuldukça çözülür, bazıları ise yalnızca zihnimizde daha fazla yer kaplar.
Belki de bugün küçük bir şey deneyebiliriz.
Şikâyet edeceğimiz bir anda birkaç saniye durup düşünelim.
“Bunu değiştirebilir miyim?”
Cevap evetse, değiştirmek için bir adım atalım.
Cevap hayırsa, belki de bütün günümüzü onunla kavga ederek geçirmek yerine yolumuza devam edelim.
Çünkü hayat kusursuz olmayacak.
Trafik olacak, sıcak olacak, işler ters gidecek, insanlar bizi hayal kırıklığına uğratacak. Bunların hepsi hayatın içinde var.
Ama belki hayatı daha güzel yapan şey, hiç şikâyet etmemek değil; şikâyet edecek kadar çok şeye rağmen, güzel olanı da görebilmek.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol