Ekonomi için diplomasi

  • GİRİŞ27.08.2018 08:06
  • GÜNCELLEME28.08.2018 08:09

ABD saldırdı, Türkiye reflekslerini ortaya koyup, ekonomik yıkım girişimini, bertaraf etti.
Bu çok önemli çünkü Türkiye gücünü gösterdi.
Şöyle düşünün Amerikan başkanı, “benim dolarım senin liran daha güçlü” diyerek kur tetikçiliği yaptı ve TL değer kaybetti.
Sonrasında ikinci, üçüncü kez benzer tehditleri savurdu, tehditte vites yükseltti ama hiç bir şey elde edemedi.
Amerikan başkanının piyasalardaki etkisi bir kereliğe mahsustu, bir daha işe yaramadı.

Şimdi o tahribat tamir ediliyor ve olası saldırılara karşı önlemler alınıyor.
Avrupa Türkiye ile birlikte hareket etmek zorunda zira Türkiye’ye ekonomik saldırı demek onlar için risk anlamına geliyor.
Alman Maliye Bakanlığı bunu resmen rapor etti, “TL düşerse biz de risk altına gireriz” dedi.

 

 

Diğer taraftan Katar’la yerel paralı ticarete başlıyoruz, 15 milyar dolarlık yatırımın ilk dilimi piyasalara aktarılıyor.

Devamı var. Rusya ile Çin ile İran ile ve belki Hindistan ile de yerel para üzerinden ticari anlaşmalar gelebilir yakın zamanda.

Batı Türkiye’ye saldırdığında hep Şangay 5’lisi, Avrasya Entegrasyonu ya da BRICS’e üyelik haberleri ayyuka çıkıyor.
Oysa bu örgütlerin güçlü üyeleriyle, örgütlere üyelik prosedürlerine takılmadan, ikili-üçlü ticari anlaşmalarla, daha kısa vadeli ortak çalışmalar da gayet faydalı.
Türkiye yeni dönemde bunları daha sık yapacak, öyle görünüyor.

Ekonomik saldırıda ilk aklımıza gelen ülkeler bunlar, Rusya, Çin, Hindistan ya da İran.
ABD bize ekonomik savaş açtı ama bu savaş sadece bize karşı değil.
ABD bu saydığımız ülkelerin tamamına bize yaptığından daha agresif saldırılar yapıyor.

Bu nedenle ticari ortakların birbirlerine duydukları ihtiyaçlarda da paylaşımlar oluyor.
Yani Türkiye Çin’le çalışırken iki taraf için de aynı gereklilik ve öncelikler bulunuyor.

Ekonomi ile birlikte bölgesel güvenlik konularında da aynı ülkelerle buluştuğumuz ortak paydalar var. En azından gerek Rusya gerek Çin’le, batıdakilerden daha fazla paydalar bulabiliyoruz, karşılıklı olarak.

Hem ticari hem de Suriye gibi konularda da stratejik ortaklıklar kurabiliyoruz. Ve bunları yaparken kimse kimsenin eksenine falan girmiş olmuyor. Rusya ile iyi ticaret yapıp, Suriye’nin İdlib vilayeti konusunda iyi bir anlaşma sağlayabiliyoruz. Sapla samanı karıştırıp, Rusların Kırım işgaline “sessiz kalmak” gibi bir politikamız da asla olmuyor.

Rusya, Çin, İran, Hindistan, 4 ülke 4 büyük güç.
Üç’ü belki ilerleyen süreçte üyesi olacağımız BRICS’teler.
İran ise sınır komşumuz.

Dillerinden, tarihlerinden, kültürlerinden, yediklerinden içtiklerinden kesinlikle ama kesinlikle haberdar olmamız gereken insanların yaşadığı ülkeler bunlar.

Peki bugüne kadar olduk mu?
Hayır.

Şimdi olmaya başladık mı?
Evet.

Yaklaşık 4 yıldır Türkiye Gençlik Vakfı bünyesinde yürütülen bir proje var.
İlk meyvelerini vermeye başlayan bir proje.
Bölge Uzmanı Yetiştirme Programı adlı Türkiye’nin aslında onlarca yıl önce yapması gereken bir proje.

Eski Türkiye’nin yapmadığı, ihmal ettiği her şey gibi bu proje de yeni Türkiye’de yerini aldı.
Yapılıyor, uygulanıyor.
Başarılı öğrenciler Rusya, Çin, Hindistan, İran ve Ortadoğu’ya gönderiliyor.
O ülkelerin dilleri öğreniliyor, kültürleri, tarihleri, ekonomileri, siyasetleri, politikaları, bilinmesi gereken neleri varsa hepsi, uzmanlar tarafından bu öğrencilere aktarılıyor.

Doçent Selman Öğüt’ün başlattığı ve adeta çocuğu gibi özenerek, hassas bir şekilde üzerine titrediği, ilmik ilmik dokuyarak, ilk mezunlarını verdiği bir proje bu.

Selman Öğüt dostumdur diye söylemiyorum.
Bizzat tanık olduğum için yazıyorum bu satırları.

İran’da halk ayaklanması olduğunda İran çalışan öğrenci kardeşimiz Birkan’dan, Rusya’dan S400 aldığımızda Rusya çalışan Mücahit’ten bizzat TV programlarında kullanmak üzere bilgiler almış biri olarak bu projeyi doya doya övmek istiyorum.
Çünkü hakikaten böylesi yeni Türkiye için olmazsa olmaz.

Hintçe, Çince bilen diplomatlarımızın sayısının ne kadar çok olması, Rusya’yı, İran’ı Ruslar ve İranlılar kadar yakından tanıyabilmek, yeni Türkiye’nin kesinlikle ihtiyacı olan şeydir.

Bakın Amerikan doları üzerinden saldırı geldiğinde Rusya ile Ruble, Çin’le Yuan üzerinden ticari anlaşmalar için masaya oturuyoruz.
Batı’nın zenginliği bitmek üzere zenginlik Asya’ya kayıyor.
ABD’nin saldırganlığı da bundan.
O nedenle eksen kayması falan değil bu bir ayağımız zaten herkesin gözünün olduğu coğrafyanın tam ortasında.

Bu coğrafyayla daha yakın olabilmemiz için TUGVA’nın Bölge Uzmanı Yetiştirme Programı gibi direk bire bir eğitime önem verilen, kısa sürede sonuca ulaşılan daha fazla projelerin de peş peşe hayata geçirilmesi gerekiyor.

Öğrencilere burs imkanları, hem Türkiye hem de uzman adayı oldukları ülkelerde eğitimin verildiği bu proje, 2018-19 eğitim yılı için yeni öğrencilerini seçiyor. 9 Eylül’e kadar başvuru vakti var.

 

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat