Sderot tepelerinden Kemalist mersiye!
- GİRİŞ19.07.2014 12:46
- GÜNCELLEME19.07.2014 12:46
TSK elindeki oyuncak ‘balyozlu’ darbeyle, Kemalist medya Amerikan işgalinin Türkiye’den Bağdat’a kaç saatte ulaşacağıyla, ulusalcı Cumhurbaşkanı sessizlik orucuyla, bugünlerin yeminli Erdoğan düşmanı eski solcuları işgale destek olmamanın nasıl bir felaket getireceği ile meşgulken; vesayet rejiminin, liderini meclis dışında bıraktığı, çiçeği burnunda AK Parti iktidarı, inişli çıkışlı bir politika ile de olsa, Irak cenazesini kaldırdı.
Oysa işgale ortak olsaydık, ne Türkiye’nin ‘ekseni kayacaktı’ ne de 18 Şubat 2006’da Kemalist medyanın İsrail’in kullandığı saldırgan dili aratmayan şekilde hücum ettiği Hamas ülkemizi ziyaret edecekti. Irak’ta Amerika ile beraber tehditleri bertaraf ederken, bizim “Hamas’ımız, PKK”ya büyük bir darbe vurmuş olacaktık. Bu şekilde Batı kampındaki ‘asli tercihimize’ halel gelmezken, ‘itidalli’ politikalarımız sayesinde 27 Aralık 2008’de İsrail’in ‘yaşam hakkını savunmak’ için saldırdığı Gazze krizinde de yara almamış olacaktık. Bir ay sonra, 29 Ocak 2009’da, Ortadoğu’da ‘bir barış mimarı’ olan Peres’le, Erdoğan karşı karşıya gelmeyecekti. ‘Arapların kendi aralarındaki bir sorunda taraf olmanın’ maliyetini ilerleyen yıllarda ödemeyecektik.
31 Mayıs 2010’da ise ilişkilerimizi bozduğumuz İsrail’in Mavi Marmara’ya saldırması engellenmiş olacaktı. Zaten en baştan İsrail ambargosunu delmek için yola çıkan gemiye ‘izin istenseydi’, İsrail’le kan davalı duruma düşmezdik. Asıl iki hafta öncesinde, 17 Mayıs 2010’da, Amerika’nın İran ambargosuna bahane yaptığı nükleer silahsızlanma için BMGK üyesi Brezilya ile, İran’ın devrimden bu yana ilk kez uluslararası bir anlaşmayı imzalamasını sağlamayacaktık. İran’ın ambargodan, bölgenin nükleer silahlardan kurtulmasının bize ne faydası olabilirdi ki?
Aynı yıl, 18 Aralık’ta Tunus’ta başlayan Yasemin Devrimi’ne destek vererek, bir de Akdeniz’de Avrupa’nın hesaplarına karıştık.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol