Restleşmeye devam…

  • GİRİŞ14.09.2008 07:26
  • GÜNCELLEME14.09.2008 07:26

Doğan medyasındaki aleyhte yayınları “Hortumları kesilince rahatsız oldular” diye izah etti. Doğan Grubu'nun yayıncılık faaliyetinin nasıl işlediğini ise şu cümlelerle anlattı:

“RTÜK'le çıkar çelişkiniz olacak, RTÜK Başkanı'nı hedef alacaksınız. SPK'da dosyanız olacak, SPK'yı vuracaksınız. Belediyede işiniz olacak, belediyeyi vuracaksınız. Hükümetle işiniz olacak, aleyhinde kampanya başlatacaksınız...”

Erdoğan daha önce “Önümüzdeki hafta sonuna kadar bekleyeceğim, siz açıklamazsanız ben açıklarım” diye konuşmuştu. Dün, Aydın Doğan'ın kendisine yazdığı mektupları açıkladı. “Yeri geldikçe birçok şey açıklanacak” diye de ekledi.

Erdoğan'ın “Medya'nın En Büyük Çürütücüsü” Doğan Grubu'na yönelttiği eleştirilerin içeriği ziyadesiyle haklı; buna mukabil Başbakan'ın yöntemi sorunlu…

Karşılıklı restleşmeye girmek yerine, Doğan Grubu'nun perde arkasında kalan bütün cinliklerini, falsolarını gün ışığına çıkarmak gerekirdi.

Doğan Grubu'na “Hükümet özgür medyaya baskı yapıyor” propagandası icra etme fırsatı doğdu; neticede Uluslararası Basın Enstitüsü çıktı “Erdoğan Doğan Medya Grubu'na ültimatomunu geri çeksin” açıklamasını yapıverdi. Yarın bir gün, Doğan Grubu'nun üzerine varsayalım bir şekilde gidilirse mesela herhangi bir konuda bir inceleme veya soruşturma açılırsa; o vakit, Aydın Doğan ve Adamları bu durumu Başbakan'la yaşadıkları çatışmaya bağlayacaktır!

 

* * *

Doğan Grubu, elindeki medya gücünü “iş bitirmek” üzere baskı aracı haline dönüştürmek çürütücülüğünü eskiden beri kendisine hak olarak görüyor. Kimse çıkıp da buna “gazetecilik” faaliyeti falan demesin. Aydın Doğan'ın “Ne var bunda?” diye andığı 'Hilton Numarası' devede kulaktır.

“Kaybeden Statüko”nun yıllanmış amiral gemisi olan grubun son dönemdeki en büyük özelliği darbeci Ergenekon örgütüne toz kondurmamasıydı. Bu konunun Doğan Grubu'nun karnını fena halde ağrıtmasının nedeni ne olabilir acaba?

Bir başka husus daha var: Hürriyet'in kaptanı, patronunun başbakanla girdiği restleşmenin sonunda ağzındaki baklayı bakınız hangi manidar soruyla çıkardı:

“Türkiye'nin Avrupa Birliği standartlarındaki yeni anayasasını bu insan mı hazırlayacak?”

Demek ki “sivil anayasa” da “bir başka karın ağrısı” imiş!

Doğan Grubu, beş yıl önce tezkerenin reddedilmesi üzerine depresyona girmişti. Grup, geçen yıl da Gül'ün Cumhurbaşkanı olamaması için çok çaba sarf etmiş ancak engelleyememişti. Son olarak “AKP'nin kapatılması” için giriştikleri mücadeleden netice alamadılar.

Yani? Artık “racon” kesemiyorlar!

Ergenekon gerçeğini itina ile hasıraltı etmeye, her fırsatta gündemden düşürmeye devam ediyorlar; nihayetinde “Sivil Anayasa'nın hayata geçirilmemesi”ni kendilerine misyon olarak biçtikleri anlaşılıyor.

 

* * *

Deniz Feneri iddianamesinin dünyanın her yerinde haber niteliği taşıdığına zerre kadar kuşku yok. Bu haberlere hiçbir gazete kayıtsız kalamaz, kalmamalı…

Almanya'da beşinci duruşması yarın yapılacak Deniz Feneri davasının haberlerine yer veren Hürriyet'in yöneticileri yazarları –hatırlayınız- Ergenekon soruşturması hakkında “Konu yargıda” gerekçesiyle tek kelime etmemişlerdi. Deniz Feneri olayını öne çıkarmak doğru, gayet güzel; peki ikincisini hala cansiperane savunmak ne iş?

Başbakan'ın, Deniz Feneri haberlerinin -kendisiyle irtibatlıymış gibi gösterilmesinden yola çıkarak- doğru yansıtılıp yansıtılmadığı hususunu eksen almak suretiyle Doğan Grubu'nu eleştirdiğini de unutmayalım.

 

* * *

Doğan Grubu'nun bütün çürütücü misyonu ve son dönem tezviratı bir kenara; Başbakan Erdoğan'ın takip etmesi gereken yol, gündemdeki yolsuzluk iddialarına karşı net ve kararlı bir duruş sergilemesidir.

Doğan Grubu'nun ne yaptığına bakmaksızın, Deniz Feneri olayının üzerine gitmektir. Deniz Feneri Dosyası Türkiye'ye gönderildiği taktirde (haberler bu yönde) suçlamaya maruz kalanların yargı önüne çıkarılmasına yardımcı olmaktır.

Fakir fukaraya yardım yapılan bir organizasyonda suçlanan kimseler şahsi menfaat sağlanmışlarsa, bunun hesabı mutlaka sorulmalıdır.

TBMM eski başkanı Bülent Arınç, “Türkiye hukuk devletidir. Her suç ve iddia mutlak araştırılmalıdır” diyerek hadisenin üzerine gidilmesi yönünde tavır koymuş; doğru olanı yapmıştır.


Tamer Korkmaz
tkorkmaz@yenisafak.com.tr

Yorumlar12

  • halil erdoğan 17 yıl önce Şikayet Et
    fenere devam.... bilmeden şimdiler de hürriyet perverlerimiz yabancılara hizmet ediyor oalbilirler mi?... veya bilerek... yeter ki şu ak parti hırpalansın yeter ki yara alsın da hükümetten çekilsin sonra orta da kalacak olanı paylaşırız... zira öyle paylaşımlara pek alışkındırlar zira yirmisekiz şubatta bunu pek ala becermişlerdi... denk bütçeyi nasıl tarumar ettiklerini gayet iyi biliyoruz... tıpkı leş kargaları gibi... deniz feneri derneğinde de varsa bir numara sonuna kadar gidilmelidir... gidilmezse içine çeker...
    Cevapla
  • halil erdoğan 17 yıl önce Şikayet Et
    deniz fenerine devam.... kampanyasına tevessül ederek buradaki uzantılarını "uyandırmış" olabilirler mi?... uyutulan-uyandı- rılan terimini ehli olanlar bilirler... ve bu arada doğan grubu içine çöreklenen kimi biraderler bu vazifeyi bi hakkın deruhte etme yoluna gidiyor olabilirler mi?... sayın aydın doğan'ı da alet ederek... geçmişte çerkez hasan hikayesini hürriyet başyazarı oktay ekşi bey iyi bilmesi lazım... "bilmeden biz ingiliz devletine hizmet etmişiz evlat" cümlesini bizzat kendisine ifade etmiş...
    Cevapla
  • halil erdoğan 17 yıl önce Şikayet Et
    ve deniz fenerine gelelim.... bu birazda dünya yardım örgütleri ile alakalı olabilirmi?... hemen her yerde deniz feneri ve muadilleri var... dünya daki global olarak kurulduğu bilinen unicef gibi kurum ve kuruluşlar artık gögede kalıyor... onlar yardım götürdükleri yere aynı zamanda hırıstiyanlığı da götürmek gibi misyonerce davranıyorlar... oralarda bence taraflı dağıtım yapıyor olabilirler... ama biz dekiler bir ahi düşüncesi ile hareket ettiklrinden daha etkin oluyor olabilirler mi?... bunu çekemeyen ünivesal kuruluşlar bir karalama
    Cevapla
  • halil erdoğan 17 yıl önce Şikayet Et
    ve ben.... bu tutumunu esefle karşılıyorum... doğan grubunun... zira bütün çetrefilli işlerde ( al takke ver külah ) işlerinde hep onlar var... ve dahası bunu kamu adına özgürlük adına ve demokrasi adına serbest piyasa şartlarının icabı yaptıklarını istediklerini ifade ediyorlar... ve tıpkı bir "kıl kurdu" gibi bu memlektin bağırsaklarında idame-i hayat sürüyorlar... böyle devam etmemelidir... edemez... başbakan haklıdır... biz ona mührü doğan grubunu ihya etsin diye vermedik... yeterince semirmiş olmalıdırlar...
    Cevapla
  • halil erdoğan 17 yıl önce Şikayet Et
    katılmamak elde değil.... elbette başbakan da bi şekilde cevap vermeliydi... ve bizcede en vurgulu bir biçimde ortaya koymuştur... gerisi gelecektir... gelmelidir de zira bu böyle devam edemez... aksi halde rekabet olmaz... ve doğan grubu da ya sanayicilik veya inşaatçılık veya gazetecilik yapmak durumunda dır zira hepsine birden hakim olmak gibi bir garabet dünyanın neresin de mevcuttur?...
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat