Çözüm sürecine kimler karşı
- GİRİŞ15.10.2014 10:18
- GÜNCELLEME15.10.2014 10:18
Her şeyden önce çözüm sürecinin “milli bir proje” olması daha önce “Kürt sorunu” diye diye ortalığı inletenlerin, bu sorunun çözüme kavuşturulmasından korkmasının ana nedenedir. Onlar, Türkiye’nin bu sorunu çözmesini değil, “bu sorunun Türkiye’yi çözmesi” ümidiyle yola çıktıkları için, o günlerde Başbakan Erdoğan’ın “çözüm sürecini başlatıyorum” açıklamasıyla adeta şok yaşamışlardır. Bu panikten çıkmak, yeniden ümitlenmek için Türkiye’de terörün yeniden ortaya çıkmasını beklemeye başlamışlardır.
Bugünlerde IŞİD ve Kobani üzerinden ortaya çıkan tablodan oldukça heyecanlanmış olmaları bundandır. Şimdi ortalık “çözümü süreci başarısız oluyor, süreç çöktü çekecek” diye sevinçlerini dışa vurmaktan kendilerini alamayanlardan geçilmemektedir. Bunlardan söz ederken terör örgütü ve etrafındakilerden bahsetmeye gerek olmadığı için, onların dışındakileri zikretmek daha doğrudur.
Kim nerede kiminle?
Türkiye’nin çözüm sürecine, Batı’nın ve Batılı istihbarat örgütlerinin bakış açısıyla açıkça olmasa da, benzer perspektifi paylaşanların sayısı az değildir. Bu örgütlerin, çeşitli organizasyonlarıyla uluslararası kuruluşlarıyla, enstitüleriyle içlidışlı olanların, uluslararası faaliyetlerinde kıdemli davetli olarak yer alan gazeteci, yazar, akademisyen, aydın sıfatıyla bu platformlarda rol verilen birçok kimseden bahsedilebilir. Bunlar arasında Avrupa takımında kendilerine yer bulmuş olanların mutlu ve ümitli olduklarından kuşku duyulamaz.
Bu karoda bulunanların esas itibarıyla Türkiye ile “tarihsel- kültürel bağlarının” bulunmadığını, hatta “Batıcılık ideolojisi ve laisizm” üzerinden “yerli olan her şeyden” nefret ettiklerini düşünürsek, Avrupalı dostlarıyla birlikte hareket etmeyi bir “ihanet olarak” görmeyip içten gelen bir davranış olarak benimsediklerini söyleyebiliriz.
Hatta bu tutumlarını ahlaki bir tavır olarak açıklamaya kalktıklarına da sıkça rastlanabilir. İnsan bu noktaya geldikten sonra Batılı- Avrupalı kurumların “Kürt sorununun çözümü” diye ortaya koyduğu resmi politikaları, Türkiye’ye karşı açıkça savunmaya kalkmalarında da şaşılacak bir durum kalmaz.
Ülkeden ülkeye tutumları değişse de Avrupa ülkelerinin “Kürt sorunu” konusunda resmi politikalarının birbirine oldukça yakın olduğunu görmek zor değildir.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol