TÜSİAD ne istiyor?
- GİRİŞ13.04.2015 09:58
- GÜNCELLEME13.04.2015 09:58
TÜSİAD’ın açıklamaları, ekonomik göstergelere aykırı olduğuna göre, TÜSİAD ne istiyor dersiniz?
Türk kapitalizminin en büyük unsurlarının, davranış mekanizmasını oluşturan yapısal faktörleri analiz etmeden, ne onların AK Parti karşıtlığını anlayabiliriz, ne Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı öfkelerini. Esasen onların komplocu bir zemine kaymasına, algı operasyonları yapanlarla paralel bir yerde durmasına sebep olan psikolojinin arkasında da bu faktörlerin önemli bir payı bulunmaktadır.
“Hiç kimse, dünyada ekonomik durgunluk devam ederken, ekonomide makro dengeleri sürdüren, enflasyonu düşüren, %3 civarında büyüyen, her yıl bir-birbuçuk milyon arasında istihdam yaratan, asrın projeleri diye ifade edilen, Türkiye’nin sadece ekonomik yapısını değil tarihi akışını değiştirecek olan Üçüncü Köprü, Yeni Havaaalanı, Üç Katlı Boğaz Tüp Geçişi, Tanap, Nükleer Santrallar, Hızlı Tren Ağı gibi büyük projeleri gerçekleştiren bir ülkeye karşı TÜSİAD’ın tutumunu ekonomik rasyonaliteyle açıklamaya kalkmasın, zira inandırıcı olamaz.”
Komplo ve gerçek
Bu zihniyet, düpedüz her seçim öncesinde olduğu gibi, tek ümitlerini çıkmasını arzu ettikleri büyük bir ekonomik krize bağlayanların, siyasal mühendislik projesinin eseridir. “Böyle bir anti-siyasal projenin ekonomik rasyoneli olamayacağı gibi, Türkiye kapitalizminin böyle bir beklenti içinde bulunması açıklanması gereken ciddi bir çelişkidir”!
Türkiye’ye karşı bazı çevrelerin yaptığı çalışmaları kısaca şöyle özetleyebiliriz: Sürekli olarak dışarıda ve içeride Türkiye otoriterleşiyor kampanyaları sürdürülerek, rejimin din hatta mezhep eksenine kaydığı propagandası yapılacak; Ermeni meselesinin yüzüncü yılı münasebetiyle dışarıda ki olumsuz atmosferden de faydalanılarak “güven ortamı sarsılacak, uluslararası finans çevreleri ürkütülüp, kuşku yaratılarak, kredi notu düşürülmesine çalışılacak, yabancı yatırımcıların ilgisi önlenip, döviz girişinin önüne geçilmeye, FED’in yeni politikasının neden olduğu Avro-Dolar paritesinde değişmenin yol açtığı TL’ nin değer kaybı, dövizde kriz beklentisi oluşturacak bir kampanyaya dönüştürülecek, arkasından faizler fırlayacak ve büyük bir kriz gelecek” vs.
Bu komployu yapanlar, bunun gerçekleşeceğine inananlar olduğu gibi, inanmasa da bunu bekleyenlerin olduğunu bu kanaatlerini açık veya dolaylı şekilde ifade edenler bulunduğunu görmek için bir araştırma yapmaya dahi gerek yoktur! Bütün bunları yapanlar asıl gerçeği göremiyorlar, görmüyorlar: “Türkiye ekonomisi harekete geçmiştir, bunu ideolojik sınıfsal, siyasi ve sosyal-psikolojik nedenlerle, bir siyaset mühendisliği çalışmasıyla geriye çevirmek artık mümkün değildir.”
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol