Kürtler nasıl kurtulur?

  • GİRİŞ28.09.2015 10:19
  • GÜNCELLEME28.09.2015 10:19

21.yüzyılın başında etnik kimlik odaklı bir terör yapılanmasının, ‘her etnik topluluğa bir devlet’ gibi ırkçı bir anlayışla ortaya çıkıp, bir bölgede yaşayan örgütsüz halk üzerinde onların etnik kimliklerine referans vererek, baskı kurup ‘sizi ben temsil ediyorum, çünkü kimsenin temsil etmesine izin vermiyorum, benim baskıma zulmüme tabi olun’ demesi ne anlama gelir? 

Bu bölgede yaşayan insanların, herhangi bir siyasi ideolojiye, politik tutuma ilgi duymalarına örgütlenmelerine izin vermeyen, böyle bir eğilim içine girenleri ölümle cezalandıran, çoluk çocuk demeden, birlikte imha eden bu anlayış, daha işin başında ‘kapalı bir toplum modeli kurma hayali içindeki totaliter bir ideolojinin’ nasıl insanlık düşmanı bir hal aldığını göstermeye yetmez mi? 

Sorunun aslı nedir? 

Türkiye’nin doğu coğrafyasının geri kalmışlığının, toplumsal formasyon olarak modern öncesi yapılar içinde bulunmasının iki önemli sebebinden biri imparatorluk dönemine uzanmaktadır. Bu aynı zamanda Osmanlı ekonomisinin en önemli dinamiklerinden biri olan ticaret sektörünün çökmesiyle ve bütün üretim sistemine olumsuz yansıyacak olan dünya ticaret yollarının imparatorluğu dışlayacak bir yönde değişmesiyle ilgilidir. 

“Böylece, şehirler bu içine kapanma döneminde bütün canlılıklarını kaybetmiş, çevreden gelen tarım öncesi toplumsal ilişkilerin etki alanına girmişlerdir. O ünlü Bağdat, Musul, Halep, Diyarbakır çarşıları, onları besleyen geleneksel şehirli üretim düzenleri, esnaf-tüccar örgütlenmeleri gerilerken, şehirler kabileler, aşiretler tarafında kuşatılmış, bir süre sonra onların belirlediği bir hayat tarzı yükselmiştir.” 

Bölgesel geri kalmışlığın doğu bölgesinde yaşanmasının diğer sebebi Musul vilayetinin, sınırlarımızın dışında kalmasıdır. Lozan’da Musul ülke sınırlarına dâhil edilemezken Güneydoğu’yu ekonomik hinterlandından, coğrafi ve pazar ilişkilerinden kopararak iyice içine kapalı bir bölge olmasının da yolu açılmış oldu. 

“Burada üzerinde vurgulanmak istenen mesele, Güneydoğu’nun ekonomik geri kalmışlığı değildir; bu sürecin bölgeyi toplumsal olarak içine kapalı, şehirlerin değil kırın toplumsal merkezine mahkûm etmesi ve bu yapının da totaliter ideolojilere, PKK gibi otoriter terör yapılanmalarına direnç gösterecek karakterde olmamasıdır.” Buna, demokrasiye uzak bir devlet yapısının bölgeye, bölgedeki dini örgütlenmelere karşı, ‘laiklik üzerinden estirdiği terörün’ etkilerini, baskıcı uygulamaları ekleyince, işin neden buraya kadar uzandığını tahmin etmek zor olmayacaktır. 

yazının devamı için tıklayınız

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat