Çalınmış devrim

  • GİRİŞ30.11.2015 10:23
  • GÜNCELLEME30.11.2015 10:23

Direniyorlar ne kelime, destan yazıyorlar; BAAS rejiminin askerlerine, İran’ın sivil milislerine, Hizbullah’a, PKK/PYD’nin ve nihayet Rus uçaklarının bombardımanlarına karşı vatanlarını koruma mücadelesini sürdürüyorlar.

“Ortadoğu toplumlarının parçalı yapıları, toplumsal olarak yatay ve dikey entegrasyonlarını gerçekleştirememiş olmaları, onların derin krizler yaşamasının, istikrara kavuşamamasının en önemli sebebidir.” Bunda tarihsel birçok faktörün rolü bulunmakla beraber, Batı’nın sömürgecilik siyasetinin, Osmanlı yıkıldıktan sonra çizilen, bölgenin sosyolojik özellikleriyle çelişen siyasal haritaların, önemli rol oynadığını da açıktır. Bugün bu coğrafyada yaşanan çatışmaların, otoriter rejimlerin, bir türlü bitmeyen şiddetin ve kanlı terör olaylarının arkasında yatan da budur.

Parçalı yapılardan sivil muhalefete

Ayrıca İsrail’in uygulamakta ısrar ettiği devlet terörünün, onun ürettiği Filistin sorununun, kuşaklar boyunca devam etmesine sebep olduğu şiddet kültürünün mevcudiyetinin de, bu otoriter eğilimleri ve terörü besleyen kaynaklardan biri olduğunu hatırlatmaya gerek var mı? 

“Türkmen lider Abdurrahman Mustafa ‘Suriye devrimi çalındı’ diyor. Bu zor şartlarda BAAS katillerine, onun müttefiklerine karşı mücadele eden bir liderin böyle bir analiz yapacak bilince sahip olması politik bakımdan çok önemlidir.” Doğrudan doğruya öldüresiye bir savaşın içinde yaşayan bir topluluk için, askeri şartların ne kadar önemli olduğu ortadadır, fakat askeri bakımdan ne kadar yeterli olunursa olunsun, başarının politik analiz ve öngörüye bağlı olduğu da bir gerçektir. Bu bakımdan Türkmen liderin Suriye sorununa bakışının, ‘Bahar Devrimleri’ ile ilgili değerlendirmesinin üzerinde durmak gerekir diye düşünüyorum. 

Bütün Ortadoğu’da olduğu gibi Suriye’de de ‘Bahar Devrimi’ sokaklarda başlamıştı. BAAS’ın yıllar boyu süren baskı ve zulmü altında yaşayan halk, rejim tarafından sindirilmiş bir şekilde yaşamaya devam etmişti. Bu toplumların parçalı yapısı, bu tür baskıcı yönetim tarzlarına muhalefeti neredeyse imkânsız hale getirmekteydi. Bu sebeple, Suriye rejimine karşıda muhalefet, ancak segmenter yapının içinden, geleneksel dini unsurlardan gelebilirdi ve bu daha önce denenmişti. 1980’li yıllardaki Hama ve Humus katliamları olarak bilinen olaylar, bu tür muhalefet hareketine yapılan saldırıların sonucunda yaşanmıştır.

yazının devamı için tıklayınız

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat