Başkanlık sistemi demokratikleşme sürecini...

  • GİRİŞ13.01.2016 09:54
  • GÜNCELLEME13.01.2016 09:54

Yıllar yılı Meclis’te ezici çoğunluğa sahip olan resmi ideolojinin kapsamında olmayan partilerin (onlara sağ partiler denmesi ise ayrı bir garabettir) durumu budur.

Bu partilere ‘hükümet kursalar da iktidar olamayacakları’ söylenirdi. Bu durumun neredeyse bir deyim halini almış ifadesi ‘ülkede zinde güçler sizin iktidar olmanıza müsaade etmez’ türünden bir tehdittir. On üç yıl boyunca çeşitli saldırı ve tehditlerin, AK Parti’ye de yöneldiğini artık bilmeyen yoktur sanırım. 
Türkiye bunları geride bıraktıysa bunda, Erdoğan’ın geri adım atmak gibi bir tavrı tanımayan liderliğinin, üstelik böyle bir davranışın toplumun bütün özgürleşme ve demokratikleşme talepleri doğrultusunda ortaya koyduğu iradeye sırtını dönmek olacağının bilincinde olan bir ‘halk siyasetçisinin’ başat rolü bulunmaktadır.

Siyasete güç kazandırmak

“Bugün başkanlık sistemine karşı çıkanların birçoğunun meseleyi bir sistem değişikliğinin ötesinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şahsıyla ilişkilendirmesi meseleyi anlamamak demektir. Bunun arkasında, o zinde güçlere rağmen, üstelik parlamenter sistemde ‘kurumsal olarak etkisizleştirilmiş Meclis” içinde, ülkedeki ‘tarihsel iktidar blokunu’ çökerten bir siyaset tarzına duyulan öfke yatmaktadır. Bu siyaset anlayışı, bugün başkanlık sistemine geçildiği takdirde parlamenter sistem içindeki ‘millete rağmen iktidar olanların’ etki alanını tasfiye ederek Meclis’in önünü açacaktır. 

Demokratik sürecin işlemesi ve ileriye gitmesi bakımından Meclis’in sorun çözme gücünün artması gerekmektedir. Bunun da yolu, birincisi yasama faaliyetinin iyi işlemesini sağlayacak bir modele sahip olmaktan; ikincisi meclisin hükümeti denetleyecek bir konumda olmasından geçmektedir. 
Parlamenter sistem içinde birkaç sorun üst üste gelerek Meclis’in, yani milli iradenin hâkimiyetinin önünü kesmektedir. Vesayet düzeninin oluşturduğu ilişkilerden dolayı, yasama faaliyetlerinde bürokrasinin mevzuat üzerinden meclisin yasama faaliyetine müdahalesi, ayrıca Meclis’te çoğunluğu bulunan partilerin dolayısıyla hükümetlerin Meclis üzerinde belirleyici rolü, Meclis’in hükümet karşısında ikincil bir konumda kalmasına neden olmaktadır.

yazının devamı için tıklayınız

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat