Devrim ve mutabakat
- GİRİŞ10.08.2016 09:44
- GÜNCELLEME10.08.2016 09:44
Yenikapı mitingi, buluşması anti-demokratik darbeye karşı demokrasinin, işgale karşı bağımsızlığın, bölme-parçalama girişimine karşı birliğin iradi olarak gösterilmesidir. Bu durum Türkiye düşmanlarına 15 Temmuzda verilen cevabın teyidi niteliğindedir. Milletin hukukuna saldıranlara verilen cevabın tesadüfi değil, kolektif olarak tarih ve kimlik bilinciyle verilmiş bir cevap olduğu, artık yeni bir toplumsal süreç yaşandığını ortaya koymuştur.
15 Temmuzda Türkiye’nin yaşadığı olayın ‘toplumsal devrimin’ siyasal ifadesi olduğunu savunuyorum, bu bakımdan bugün söz konusu olan, darbeye karşı yükselen yeni bir ‘siyasal devrimdir’. Devrim denilen olay tam da budur. İktidarı ele geçirmek için hareket eden cuntaların, karanlık yapıların sivil veya militer çetelerin yaptığı darbelerle, bütün katmanlarıyla halkı harekete geçiren, onu toplumun öznesi haline sokan süreç toplumsal devrimdir, bunun milletin hukukuna sahip çıkmasıyla tamamlanmasına, kendi kaderine el koymasına yol açan olay da ‘siyasal devrimdir’.
ÇOĞULLUĞUN ZEMİNİ
Evet devrim sürecinde yaşıyoruz, bunu hazırlayan toplumsal, ekonomik, tarihsel süreçleri biliyoruz, bunların üzerinde ayrıca daha derinlemesine tahliller yapmaya tartışmaya ihtiyacımız bulunmaktadır ki bunlara devam edeceğiz. Bugün sadece toplumsal devrimin önemli bir sonucunu ele almak istiyorum; üzerinde fazla durulmasa da toplumda büyük bir ‘mutabakat anlayışının’ olgunlaştığını anlamak, bunu analiz etmek gerektiğinin altını çizmek gerekir.
Daha önce bahsettiğim ‘Çatışmalı Konsensüs’ tezini savunurken Chantal Mouffe modern toplumda, kapalı topluluklarda görülen homojenlikleri, var olan özdeşlikleri veya cemaatsel kimlikleri aşarak ancak demokrasi bilincine ulaşılacağını ifade etmektedir ki, burada modern ya da post-modern toplumun getirdiği muhtelif düzeylerde ortaya çıkan farklılaşmaların yarattığı çoğulculuğun bu aşma dinamiğini meydana getirdiğini görmek gerekir. Toplumsal çoğulculuğun yarattığı talep farklılıkları, en temelde temel hak ve özgürlükler düzeyinde teminat altına alan siyasal düzenlemeyle çözmek mümkün iken farklılıkları ‘çatışmalı konsensüsle’ çözmek demokrasinin gücünü teşkil edecektir.
Türkiye şimdilerde yaşadığı toplumsal devrimle kapalı toplulukların komüniter yapıların üstünde geniş bir alanda yeni toplumsallıklar, yeni sosyal kurumlar, yeni toplumsal ilişkiler yaratarak genişleyen bir farklılaşma bir başka ifadeyle çoğullaşma sürecinden geçmektedir. Bu çoğullaşma toplumun sivilleşme dinamiğini oluşturmuş siyasal kültürün yakın zamanlara kadar ürettiği ‘militarist ideolojinin’ geriletilmesinde önemli bir fonksiyon üstlenmiştir.
MUTABAKAT VE YENİ SİYASET
Bunun en önemli neticesi ise bu farklılaşmaların kutuplaşmayı değil, ortak toplumsal zeminde uzlaşmayı, çoğulluğu uzlaşarak sürdürmeyi mümkün kılacak yeni bir siyasal kültüre açılımıdır. Türkiye’den kutuplaşmayı bekleyenlerin yanıldığı ‘dün darbelere karşı çıkılmadığı gibi bugün de kimse darbeye karşı çıkmaz’ diyenlerin hesaplarını yanlış çıkaran nokta bu dönüşüm süreciyle ilgilidir.
Şimdi yapılması gereken bu yeni durumun doğru analiz edilip, yeni bir siyaset yapılmasıdır. 15 Temmuz Türkiye’nin yaşadığı toplumsal değişimin ‘siyasal bir devrime’ yöneldiğini ortaya koyduğu kadar, böylesine bir değişimin yarattığı uzlaşma/mutabakatın ne kadar derin olduğunu da ortaya koymaktadır. 7 Ağustos Yenikapı buluşması bu mutabakatın çoğulcu karakterini ve paylaştığı geniş zeminin her geçen gün büyüdüğünün ifadesidir. Demokrasi bu mutabakat üzerinden gelişen bir siyasal sistemdir.
Buradaki sorun siyasetin bütünüyle bu süreci anlayarak çoğulculuğu veri olarak kabul eden bir siyaset söylemi ve dili geliştirmesiyle ilgilidir; aksi takdirde siyaset toplumsal taleplerin gerisinde kalacaktır. Bu yönüyle 15 Temmuz ve Yenikapı’nın anlık bir durum olmanın ötesindeki anlamını unutmamak gerekir.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol