Türkiye'de solun limiti ve CHP
- GİRİŞ07.11.2011 09:41
- GÜNCELLEME07.11.2011 09:41
Türkiye'nin talihsizliği, kendileri solcu olmayan siyasi hareketlerin 1960'lı yıllardan bu tarafa, kendilerini sol diye takdim etmeleri, işin daha kötüsü kamuoyu yapıcılarının da bunu böyle kabul etmeleridir.
Oluşturulmuş kamuoyuna göre CHP de DSP de hatta BDP de solcu sayılması gereken partilerdir. Bunun ne kadar sorunlu olduğunu, bu üç partinin kimliklerine bakarak teşhis etmek zor değildir.
CHP, tek parti geleneğinin bütünüyle ideolojik ve politik anlayışını, ne kadar "değiştim, değişiyorum" dese de iliklerine kadar yaşatan bir parti olma hüviyetinden bir türlü uzaklaşamamaktadır.
Sol olma çabası
Üzerinde durulması gereken asıl husus, elbette ki partilerin oluştuğu toplumsal temellerdir. Türkiye sadece tarihsel şartlar bakımından değil, bugünkü toplumsal dinamikleriyle de sol bir partiyi üretecek atmosferden farklı bir yerde durmaktadır.
Burada teorik tahlillere girecek değilim, CHP'nin kendi tarihine ve ideolojisine rağmen, toplumsal şartların sol bir hareketi güçlü bir şekilde destekleyecek gelişme göstermesi, onun değişim arayışına karşılık gelebilecek bir yapının oluşması anlamına gelebilirdi. Oysa toplumsal şartların sol siyasal hareketlerin temellerini oluşturma eğiliminden çok başka bir yöne doğru evrilmesi, CHP'nin bütün girişimlerini samimi de olsa boşa çıkarmaktadır. Zaten CHP'nin ideolojik ve politik yapısı, yani bir dünya görüşü olarak kemikleşmiş Kemalist anlayışla, bürokratik militer unsurların ağırlıklı olarak temsil edildiği siyasal örgütlenmesi de göz önünde bulundurulduğunda, böyle bir değişim beklentisinin gerçekçi olamayacağı görülecektir.
DSP'nin burada küçük bir oranda oy almış olmasını ihmal ederek meseleye bakarsak, Ecevit'in demokratik sol diye vurgu yaptığı arayışında, evrensel anlamda sosyal demokrasiyle hiçbir zaman içsel bir bağlılık göstermediğini hatta söylem düzeyinde belli sloganlarla sosyal demokrasinin kavramlarını kullanan bir çeşit yeni Kemalizm sayılabileceğini belirtmek durumundayım.
(Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz)
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol