15 Temmuz analizi ve Bursa Nutku

  • GİRİŞ18.07.2022 08:13
  • GÜNCELLEME18.07.2022 08:13

15 Temmuz 2016 darbesi ile ilgili olarak bir okuyucum kısa ve öz olarak yorum yapmış benzeri bir yazıyı da gazeteci Mehmed Göktaş yazmıştır. Şöyle diyorlar:

“15 Temmuz darbesi kaçınılmaz bir darbeydi. Bunun önüne geçilmesi ise imkânsızdı. Çünkü orduda yönetim kademesinde olan general ve amirallerin yarısı Feto örgütüne mensup idi. Bunları yargılaması ve tutuklaması gereken yargı ve emniyet teşkilatı da FETÖ’nün etkisi altına girmişti. Üniversiteler, kamu kurumları ve iş dünyası da ABD’nin güdümündeki Feto’dan talimat almaktaydı. İşte devlet yönetimi bu tehlikeli durumdan kurtulabilmek için darbeyi önlemekten ziyade en hafif şekilde atlatılması için çalışmıştır.” 

Bu ifadelere katıldığım için 15 Temmuz’u Feto’nun suçüstü yakalandığı ve içyüzünün açığa çıkarıldığı bir darbe olarak ifade etmeye çalışıyorum. Elbette bu darbe ile ilgili olarak çok derinlemesine analizler yapılmalı ve darbelerin gerçek sebepleri araştırılmalıdır. Meseleyi sadece İslam düşmanlığı ile meşhur Feto’ya indirgemek kolaycılığa kaçmaktır. Konunun sosyolojik ve tarihi yönden analiz edilmesi şarttır.

İşte bu çalışmalara katkıda bulunmak maksadı ile “Bursa Nutku” olarak ifade edilen CHP Genel Başkanına ait olduğu söylenen bir metinden bahsetmek gereklidir. Zira bu metin eğitim sistemimizin kutsal metinler gibi kabul ettiği ve tartışılmasına müsaade edilmeyen ifadeler taşımaktadır.

Türkiye’de askeri darbeler ve şiddete dayalı terörün kaynaklarını anlamak istiyor isek bir dönem gençliğe Kur’an sureleri gibi ezberletilen metinlere bakmak önemlidir. Bunlardan bir tanesi de 5 Şubat 1933 tarihinde söylendiği ifade edilen budur. Bu nutuk ve konuşmanın Türkçe ezan protestolarına karşı yapıldığı söylenmektedir. 1966 yılında İzmir’de bir mahkeme; bu nutkun bildiri halinde dağıtılmasını yasaklamıştır. Fakat Türk Tarih Kurumu Yönetim Kurulu, bu nutkun gerçek olduğuna karar vermiştir. Daha sonra 1975 yılında Kayseri Ağır Ceza Mahkemesi de bu nutkun yargısal bir gerçek olduğuna dair kararını açıklamıştır.

İşte  “hastalığın teşhisi tedavinin yarısıdır” gerçeğinden yola çıkarsak; askeri darbe ve şiddetin temeline inilecek analizlerde bu metnin önemli katkısı olacaktır. Bu nutuk, özellikle solcu gençler arasında sadeleşmiş bir biçimde aşağıdaki şekilde kullanılıyor ve dağıtılıyordu:

“Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük yâ da en büyük kıpırtı ve bir davranış duydu mu, ‘Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır’ demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, ‘polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir’ diye düşünecek; ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, ‘demek adalet örgütünü düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek’ diyecektir. Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayırılmasını istemeyecek. Diyecek ki, ‘ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir’ diyecektir”.

Bu metni yorumlamaya gerek yok her şey gayet açık bir şekilde ifade edilmiştir. Dünyada emsali olmayan askeri darbeler ve terör olaylarının ülkemizde akıl almaz boyutlara yükselmesinin önemli sebeplerinden bir tanesi bu taşlı, sopalı ve silahlı anlayıştır. Medeni ülkelerin hiç birisinde şiddete açık bir şekilde çağrı yapan bu ifadeler kabul edilemez. 

Bazı faşist yazarlar Bursa Nutkunu inkâr edenlere şu sözlerle karşılık vermişlerdir. “1933 Bursa Nutku’nun içerik ve üslubuyla 1927 Gençliğe Hitabesi’nin içerik ve üslubu birebir örtüşmektedir. Her iki nutukta da gençlere seslenilmekte, Cumhuriyetin, devrimlerin korunmasının altı çizilmekte ve gençlerin direnişinden söz edilmektedir” demektedirler. Ayrıca “Galip gelmek için mutlaka ve mutlaka o gayeye varacağız” cümlesi CHP Başkanının söylev ve demeçlerinde de geçmektedir. Bu söz “amaca ulaşmak için her yol mubahtır” diyen darbeci askerlere ve şiddet taraftarı insanların şiarı olmuştur. 

Elbette Meclis kürsüsünde “ihtimaldir ki bazı kelleler kesilecektir” anlayışı birçok nutuk ve söyleve yansımıştır. Buna karşı ancak ciddi bir eğitim ile karşı konulabilir. Yapılacak analizlerde bu tutum ve davranışlar ele alınmalı cesaretli bir şekilde tartışılmalıdır. Zira Feto ve teröristleri de aynı silahlı yöntemi kullanmaktadır. Her türlü kutsal değeri ayaklar altına almaktan çekinmeyen bu dehşetli terör örgütüne karşı devlet ve sivil toplum örgütlerinin daha çok çalışması gereklidir, vesselam… 

YENİ AKİT

Yorumlar1

  • Ahmet 2 yıl önce Şikayet Et
    Kaleminize sağlık...
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat