Bir cesedi radyatöre yaslamak

  • GİRİŞ05.12.2008 08:45
  • GÜNCELLEME05.12.2008 08:45

Riyá Cumhûriyeti’ tábirini kullanmışdım ülkemiz için. ‘Sanki imiş gibi sistemi’ ...

Sanki demokrasiymişiz, sanki ádilmişiz, sanki kadınlara saygılıymışız, sanki çocukları ve hayvanları sevip esirgermiş, sanki her din ve inanca saygılıymışız, sanki AB’ye girmek istiyormuşuz ve daha bir sürü sanki gibi... Sanki George Orwell (1903-1950) o korkunç şáheseri ‘1984’ü (Nineteen Eighty-four) yazarken Türkiye’yi model almış gibi... Orada da tek görevi tárihi tahrîf ederek yalanlar üretmek olan bir ‘Hakıykat Bakanlığı’ vardır. Ve İngilizce’yi 300 kelimelik ilkel bir lehçeye (Newspeak/Yeni Konuşku) çevirerek halkın düşünme yeteneğini yoketmeğe memur özel bir örgüt. Türk Dil Kurumu gibi bir şey işte... İnsanların beyinlerini yıkamak ve onları dünyánın ülkeyi mahvetmek amacıyla komplolar düzenleyen amansız dış düşmanlarla dolu olduğuna inandırmak amacı güden ve onlardan nefret edilmesi için propaganda yapan bir de ‘Sevgi Bakanlığı’ vardır. Türkiye’de bunun birden fazla muádili var ama adlarını yazarsam başım savcıyla beláya girer.

Tuhaf bir toplumuz. Birileri birilerine mütemádiyen yalan söylüyor. Muhátabları onların yalan söylediğini biliyor ama sanki doğruyu söylüyorlarmış gibi yapıyor. Yalan söyleyenler ise muhátablarının bunu aslında bildiklerini biliyor ama sanki fark etmez gibi görünüyorlar.

Ne kadar basit, değil mi:

Bu absürd tiyatroyu keşfederseniz Türkiye’yi ‘anlamanız’ (!) kolaylaşır. Meselá CHP’nin şu sözüm yabana ‘çarşaf açılımı’nı hayretden diliniz tutulmaksızın izleyebilirsiniz. Üstelik bu muazzam konu üzerinde haftalarca ‘derin’ tartışmalara bile dalabilirsiniz. Hani derler ya, bir deli bir kuyuya bir akça atar sonra kırk akıllı çıkaramazmış...

Yok efendim, bu sáyede ‘Atatürk’ün Partisi’ yeniden modern bir vecheye bürünerek ‘Türk Solu’nu tekrar zaferden zafere koşturabilir miymiş de daha neler neler, maydanozlu köfteler...

Hikáyeyi bilirsiniz, Kısás-ı Enbiyá’ya meraklı, ama pek de kültürlü olmayan bir zát Nasreddin Hoca’ya sormuş:

‘Hocam, kimdir o evliyá ki hemşîreleri onu havuzda boğdular?’

Hazret-i Yûsuf Kıssası’nı kasdediyor...

Hoca láhavle çekmiş:

‘Be adam, hangi birini düzelteyim? Evliyá değil peygamber, hemşîreleri değil biráderleri, havuzda değil kuyuda, boğmadılar hapsetdiler.’

Bu da öyle bir şey:

Bir kere Atatürk’ün değil İsmet Paşa’nın partisi. Atatürk’ü canından bezdirdiler. İkincisi ne zaman ‘modern’ idi ki tekrar modern olsun? Yüce Önder hastalanır hastalanmaz MUssolini’yi ben mi örnek aldım? Üçüncüsü ne zaman ‘sol’ idi de tekrar sola çarkedecek? Dördüncüsü ne zaman ‘zafer’ kazandı ki tekrar zafere koşacak?

Bir cesedi radyatöre yaslayarak diriltemezsiniz. Olsa olsa tefessüh hızlanır.

Yağmur Atsız - Star

yagmuratsiz@stargazete.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat