Öne ‘ilerlemek’ ve ‘itilmek’

  • GİRİŞ14.01.2009 06:32
  • GÜNCELLEME14.01.2009 06:32

Beyaz Saray’daki nöbet değişimine altı gün kaldı. Önümüzdeki Salı Bush gidiyor Obama geliyor. Hafta sonu ABD’nin 40 kalburüstü tárihçisi tarafından ittifakla George Washington’dan bu yana gelmiş geçmiş 43 Amerikan cumhurbaşkanının ‘en berbadı’ seçilen George Walker Bush Pazartesi günü başkan olarak düzenlediği son basın toplantısında kendi sekiz yıllık dönemini bir ‘başarı hikáyesi’ olarak değerlendirdi. Psikanalizde buna ‘realite kaybı’ derler. Türk siyásî hayátında da sıkça rastlanan bir haldir. Ancak Bush’un kendini çok başarılı olarak görmesi, geride bırakdığı mezbeleliği tabii ki ortadan kaldırmıyor. Şimdi soru, Barrack H. Obama’nın bu mezbeleliği nasıl temizleyeceği.

Henry Kissinger Amerikalıların bir huyuna dikkat çeker: Bütün dünyáyı tıpatıp kendilerine benzeterek ‘mutlu kılma’ fikr-i sábitinden (idée fixe)... Bence buna hattá

fikr-i musallat (obsession) demek bile kaabildir.

Bill Clinton bunu barış yoluyla başarabileceğini umuyordu. Başarısızlığa uğradı. George Bush ise savaş yoluyla denedi. O da başarısızlığa uğradı. Ama Clinton arkasında bir mezbebelik bırakmamışdı.

Şimdi Barrack Obama herhalde Clinton’a daha yakın bir metod izleyecek. Záten Hillary Clinton’u dışişleri bakanlığına getirmesinden belli. Ama bu, onun savaşmakdan ille kaçınacağı anlamına gelmez.

Bence mesele şudur:

Obama daha mütevázı davranmayı bilecek kadar zekî bir insan. Bush’un küçümsediği, hattá hiçe saydığı Avrupalı yandaşlarına gerekli saygıyı gösterecek, ama onlardan da ellerini taşın altına koymalarını isteyecekdir. Afganistan’da, Irak’da, Filistin’de. Avrupalı derken buna Türkiye’yi de katıyorum.

Fakat mesele Avrupa ile bitmiyor. Obama’nın, ABD’nin, Rusya ve Çin’le de birer ‘modus vivendi’ (beráberce yaşama tarzı) geliştirmesi şart. Çünki Washington dünyáyı tek başına değiştiremeyeceğini artık anlamış olsa gerek. Ama, meselá sádece Ortadoğu’da köklü değişikliklere gidebilmek için Rusya’nın da desteğine ihtiyaç duyuyorsa, aynı zamanda NATO’yu Hazar Denizi kıyılarına kadar genişletip, Polonya sınırına füze bataryaları yerleştirmekle öbürününü bir arada yürümeyeceği de áşikár. Eğer Ortadoğu ve Doğu Akdeniz bölgesinde ëran’ın nüfûzunu önlemek ve tekrar geriletmek istiyorsa yine Rusya ile bir modus vivendi araması gerek.

Obama, kendi aralarında ne kadar kavgalı ve kendi içlerinde ne kadar tefessüh etmiş olurlarsa olsunlar, Arab devletleriyle de bir ortak zemîn bulmak zorundadır. Ama İsráil’i de yine özel olarak gözetmeye devám ederek...

Aynı anda hem bisiklete binip hem keman çalmak ve bu arada fotoğraf çekmek gibi bir şey.

Türkiye’nin bu sahnedeki yeri her hál ve kárda eskisine nazaran çok daha ön planda olacakdır.

Ortadoğu’da, Kafkasya’da, Ortaasya’da, Balkanlar’da ve Karadeniz Bölgesi’nde...

Olacakdır ama ön plana ‘çıkmak’ başka şey, arkadan ‘itilmek’ başka şey. Çünki bu ikinci şıkda sahne önündeki yer spotlarına ayağı takılarak gümbür gümbür seyircilerin üzerine yuvarlanmak da var.

Neûzübillah! Ağzımdan yel alsın!!!

Yağmur Atsız - Star

yagmuratsiz@stargazete.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat