Cehennemi olmak, cehennem olmak
- GİRİŞ22.05.2009 06:22
- GÜNCELLEME22.05.2009 06:22
Bázı insanlar kendi yaratdıkları cehennemlerde yanarlar. Yobazlar da bu türe girer.
Öte yandan yobazlığın sırf din bağlamında kendini göstermediğini de biliyoruz. Politik, artistik, ekonomik, kültürel vs. gibi daha pek çok alanda yobazlık edilebilir. Gauguin büyük ressam değildir dediği için arkadaşını bıçaklayanı bilirim.
Politik bağlamdaki yobazlığın yakın tárihdeki iki tipik örneğine meselá Nazi Almanyası’nda yáhut Türkiye’de rastlanır. Bizdekine Kemalizm veyá Atatürkçülük diyorlar. Tabii başka türleri de var. Yobazlığın báriz husûsiyetlerinden biri kendine bir ‘devr-i saádet’ inşá etmiş olmasıdır. Meselá Hitler Almanyası’nda bu, Cermenlerin henüz Yahudi ve Hıristiyan etkileriyle bozulmadıkları ve ırken de başkalarıyla karışmadıkları barbarlık çağlarıydı. Müslüman yobazın devr-i saádeti Hazret-i Muhammed’in yaşadığı yıllardır. ‘Altın Çağ’! Kemalist/Atatürkçülerinkiyse 1930’lar, muhtemelen ‘Onuncu Yıl’, 1933. Oysa ciddî bir bakışla hemen fark edilir ki ne orada ne burada ne şurada vardır öyle bir ‘Altın Çağ’. Eski Cermenler çoğu kez açlık çeken, bátıl îtikadlere fazlasıyla meclûb bir yarı vahşîler sürüsüydü. Hazret-i Muhammed ise Resûllüğünden sonraki hayátı boyunca akıl almaz zorluklarla, kinle, hasedle boğuşan, ádetá rahat yüzü görmemiş bir mücáhiddi. 1933 Yılı’ndaki Türkiye gerçi son derece yetenekli ve derin sezgi sáhibi bir önderin yönetimindeydi ama bugün için tasavvuru hayli zor derecede yoksul, çok otoriter tarzda yönetilen bir ülkeydi.
Gerçek şudur ki dünyá tárihinin hiçbir zaman diliminde öyle bir ‘altın çağ’ olmamışdır. Ancak yobaz için bunun ehemmiyeti yokdur. O kendi muhayyilesinde yaratdığı sahte bir cennetin hasretiyle ‘yanar’ ve onun içindir ki yobazın ‘Cenneti’ aslında onun ‘Cehennemi’dir.
Bugün Kemalistler akla ziyan ‘fauller’le bile olsa ellerindeki 80 yıllık imtiyazları muháfaza için debeleniyorlarsa bu, yaklaşan ve kaçınılması imkánsız sonu farketmenin husûle getirdiği panikdendir.
Ve en tehlikeli safhadır bu!
Zîrá can havliyle bütün ülkenin altını üstüne getirebilecekleri bir hálet-i rûhiye içindeler. Onun içindir ki kendilerini ‘Avrupalı’ zannederler ama ‘Avrupa Birliği’nin can düşmanıdırlar. Çünki orada kendileri gibi ‘zaman tüneli kaçkınları’na yer olmadığını bilirler. AKP’ye ‘gerici’ yaftası yapışdırırlar ama onu Avrupa’ya ‘fazla yakın’ olmakla suçlarlar.
Bunlarla mantık ve akıl düzleminde müzákere ve münákaşa náfiledir. Çağın sinyallerini algılamaya ya niyetleri yokdur ya da yetenekleri!
Yapılacak tek şey, o ‘sinyaller’in çok daha geniş yurddaş kitlelerince alınıp benimsenmesini sağlamakdır ki ‘marjinalize’ olsunlar.
Fakat AK Parti içindeki bázı ‘işgüzar’ çevreler de maalesef bu konuda yapıcı bir rol oynayamıyorlar. Böylece kendi modern hayat tarzları konusunda endîşe duyan belki de milyonlarca insanı teskîn edemiyorlar. Tam tersine, onları tedirgin etmeyi ‘márifet’ sanıyorlar!
Ne yapsınlar ki onların ‘devr-i saádet’i farklı!
Herkesin cehennemi kendine!
Yağmur Atsız - Star
yagmuratsiz@stargazete.com
Yorumlar3