Neden?
- GİRİŞ10.07.2009 06:33
- GÜNCELLEME10.07.2009 06:33
Doğu Türkistan fáciásını, bağlantılarından kopuk olarak kavramak imkánsızdır. Bu bağlantılara değinmek istiyorum:
9 572 419 kilometrekare yüzölçümlü ve 1 325 000 000 nüfuslu Çin’de halkın %92’si Çinlidir. Ancak sádece %8 oranındaki azınlıklar (Çince: minzu) arázînin %63’üne sáhibdir. Tabii sırf káğıt üzerinde. Sádece Doğu Türkistan’ın yüzölçümü 1 660 000 kilometrekaredir. Uygur Türklerinin nüfûsu 8,4 milyonla 15 milyon arası tahmîn ediliyor. Yeryüzündeki bütün Uygurlar içinse ázamî 19/20 milyon sayısı veriliyor. Çin’deki azınlıklar tek çocuk mecbûriyetinden muaf. Evli çiftler birden fazla çocuk edinebiliyor ve üniversitelere girerken kendilerine bázı kolaylıklar sağlanıyor ki Çinliler buna çok öfkeliler. Öte yandan bu avantajlar yönetimin özellikle Müslüman Uygur Türklerine karşı son derece katı ve ezici bir politika izlemesini engellemiyor. Türkçe (Uygurca) öğrenimi yasak. Köşedeki cámiye gitmekse bir bakıma Hacca gitmekden daha zor. Hacca gitmek záten muhál.
Çin’deki etnik baskıların müteveffá Sovyetler Birliği’ne kıyasla kat-be-kat sert olmasına sebeb Çin ırkçılığıdır. Çinliler kendilerinden başka bütün kavimleri, ama bilhassa boyundurukları altındaki kavimleri aşağılık mahlûklar olarak görme alışkanlığındadırlar. Onlara ancak asıllarını inkár ederek Çinlileşdikleri nisbetde ve o da bir dereceye kadar ‘insan’ muámelesi yaparlar. Bu bakımdan Uygurların diklenmesini samîmiyetle ‘nankörlük’ olarak değerlendiren Çinliler çoğunlukdadır.
Doğu Türkistan’daki tekmil tárihî ve kültürel değerleri, dîni, dili, kısaca Uygurları Uygur yapan herşeyi yoketme faaliyetini, onlari ‘medenîleştirme’ gayreti olarak gören Çinliler de hákezá çoğunlukdadır. Bu bakımdan bu kanlı davranışlarına son vermeleri için Çinlilerin vicdánına hitáb etmek beyhûde bir gayretdir. Bastonla sise delik açmakdan farksızdır. Eğer şartlar kökünden değişmezse hem amcazádelerimiz olan Uygur Türklerinin ve hem de diğer azınlıkların orta vádede yokolması kaçınılmaz bir sonuç olacakdır.
Öte yandan bázı gözlemcilerin kanaatince bu ümidsiz gidişin son bulması ihtimáli hiç de yok değildir. Bunu iki gerekçeye dayandırıyorlar.
Birincisi, Çin’in son derece dengesiz bir şekilde kalkınması. Ülkenin kıyı kesimleri aşırı hızla zenginleşir ve bu amaçla iç kesimlerdeki halkı tahammül edilmez tarzda sömürürken ortaya çıkan çelişki ülkeyi tedrîcen bir arada tutulması ve merkezî şekilde yönetilmesi imkánsız hále getiriyor. Eğer çok şiddetli sosyal çalkantılar sonucu asıl Çin dağılırsa çevredeki bölgeler de savrulup ayrılacaklardır.
İláveten 2025’e doğru ‘demografik’ bir depremin de Çin’i sarsacağı tahmîn ediliyor ki bu da tek çocuk mecbûriyetiyle ilgili. Bu uygulama gerçi nüfus artışını frenledi ama düşey nüfus dengesini de altüst etdi. O bakımdan Çin yakın gelecekde aşırı bir eksilme yaşayacak ve birkaç yıl içinde 350 milyon kadar nüfus kaybedecek.
Bu ihtimallerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği benim meçhûlüm. Ama ricáyla tehditle Doğu Türkistan’daki katliámın durdurulamayacağı kesin.
Yağmur Atsız - Star
yagmuratsiz@stargazete.com
Yorumlar4