'Alperenler' ve 'burjuvalar' (Yáhut Al Birini, Vur Birine)
- GİRİŞ14.07.2009 09:22
- GÜNCELLEME14.07.2009 09:22
1997 İlkbahárı, Türkiye’deki İslámî/İslámcı akımlar konusunda bir belgesel hazırlamak üzere Istanbul’a geldim. O sıralar büyük bir Alman tv kanalının dış politika dáiresinde program sorumlusu editör ve röportajcıydım. Bizleri böyle bir özel program hazırlamaya iten ámil ‘28 Şubat Süreci’ olarak anılan hádiseler zinciriydi. O haftalar ve aylar ortaya ‘Aczmendî Tarîkati’ diye bir de ucûbe çıkmışdı. Saçı sakalına karışmış birtakım vahşî ve meymenetsiz suratlı herifler, sırtlarında kara cübbe, kafalarında kara külah, ellerinde adam boyu sopalar yolları arşınlıyor ve kendi işi gücündeki halka tedirginlik salıyorlardı. Benim belgeselde onlara da epeyi yer ayırmışdım. Televizyon esásen çok yüzeysel ve dış görüntü şehvetlisi bir mas-medyum olduğundan bu herifler benim filmde ‘afili’ duracaklardı.
Neyse, temas kuruldu ve onların bir ‘eğitim merkezi’nde çekim için randevulaşıldı. Bizi Anadolu yakasındaki bir bináya götürdüler. Büyücek bir odada takrîben 25 kadar ‘kursiyer’ o málûm kıyáfetleriyle halıya bağdaş kurmuş ‘hoca’larının dersine kulak veriyordu. Benim derhál dikkatimi çeken husus, bunların sokaklardaki yaratıklara hiç benzememesiydi. Gerçi kılıkları aynıydı ama hepsi medenî (şehirli) fizyonomi, mimik ve jestiklere sáhib, 18-25 yaş arası gençlerdi. Cübbelerinin altında şık gömlekler, kollarında şık saatler vardı ve o zamanlar henüz Türkiye’de yaygın olmamasına rağmen çoğunda ceb telefonu bulunuyordu.
Sonra bu gençlerle aramda bir iletişim kuruldu ve bakdım ki bana artık ‘Yá Mü’mîn’ filan diye değil ‘Ağabey’ diye hitáb etmeye başladılar. Bunlar düpedüz Istanbullu/Ankaralı üniversite talebeleriydi. Konu mankenleri gibi bir nesne! Kısa süre sonra artık röportaj değil ‘oyun filmi’ çeker gibi provalı tekrarlı sahne çekimlerine başladık. Dehşetli de keyif alıyorlardı. ‘Ağbiy, olmadıysa tekrarlayalım istersen!’
Uzatmayalım, o zamanki diğer baş belámız Erbakan Hükûmeti istîfá eder etmez bu Aczmendîler de sanki yer yarıldı yerin dibine indi.
Kendilerine utanmadan ‘Alperenler’ adını veren kopukların İdil Biret Konseri’nde yapdıkları bana bunları anımsatdı. Acabá Türkiye’yi kendi imtiyazlarını kurtarmak uğruna 1930’lardan kalma bir kábus şatosuna hapsetmek isteyen Ergenekoncular ve hempáları, ellerindeki bütün mevzîlerin teker teker ‘istirdád’ edildiğini görerek yine bir ‘irticá senaryosu’ uygulamak istiyor olabilirler mi? Muhsin Yazıcıoğlu ölümünden önce bu haytalar için ‘Bizim tarlayı önceden ekmişler.’ dememiş miydi?
Konser’in Topkapı Sarayı’nın ‘kutsal bir mekánı’nda verildiği iddiası palavradır. Oradaki tek kutsal yer ‘Hırka-i Şerîf (Emánát-ı Mukaddese) Dáiresi’dir ki Üçüncü Avlu’da bulunur. Oysa konserin verildiği Aya İrini Kilisesi Birinci Avlu’dadır.
Öte yandan bir klasik konserde, bar konserinde whisky servisi gibi şarab servisi yapılması da elbet mankafalığın daniskası ama bu GÖRGÜSÜZLÜK! Tıpkı ezan okurken hoparlörü sonuna kadar açanların görgüsüzlüğü gibi.
Ne yazık ki şehirde oturmak ‘şehirli’ (burjuva) olmaya yetmiyor.
Yağmur Atsız - Star
yagmuratsiz@stargazete.com
Yorumlar44
-
soner öztürk
16 yıl önce
Şikayet Et
nihal atsız. yagmur atsız keşke biraz babana
cekseydın ve onun nasıhatlarına
uysaydın.yazık olmus sana baban
utanıyordur senle
Beğen
Cevapla
-
AYHAN GÜZEL
16 yıl önce
Şikayet Et
İNSAN OLABİLMEK.... İnsan olmak degil,insan gibi yaşayabilmek sanattır,oysaki bagzı fransız burjuvasişt lere göre batı müzigi,içki,çıplaklı modernliktir,dahada kötüsü bencilliklerini gururla sergileyip DİYARBAKIR rumuzlu gibi AHMAKLARI etkilemeleridir ki devekuşundan ve papagan zihniyetinden pekde farkları yoktur...
Beğen
Cevapla
-
selda
16 yıl önce
Şikayet Et
Bana calistigin basini soyle sana kim oldugunu soyleyim.. sn atsiz sizi esefle kiniyorum.kisi herkesi kendi gibi bilirmis...Size malzeme cikti kotumu..Bakin kutsal emanetlerin yerini hatirladiniz .en azindan arastirip buldunuz.
Beğen
Cevapla
-
salim karatay
16 yıl önce
Şikayet Et
Şuuraltında keferlik gizli olanlar... İlk fırsatta bu vatanın hakiki evlatlarına saldırmayı kendilerine durumdan vazife çıkatma yolu seçmişleridr.. fakat unutulmasın ki.. allah nurunu tamamlayacaktır... usa ya rağmen.. israile rağmen ve içimizde bulunup gazete lisaniyla disiliğini neşreden tagutun cocuklarına rağmen..nur tamamlanacak.. ve bugun kabeye taveccüh edenler kurtulacak.. yazarlıkla arşın sahibine saldıranlar ise çok geçmeden kahhar bir el ile esfeli safiline gidecek ve azaba düçar olacaklardır.
Beğen
Cevapla
-
alper bozkurt
16 yıl önce
Şikayet Et
yağmur Atsız... Bakın STAR Gazetesinde aynı şeylerin diğer versiyonunu da eser Karakaş adlı GEREKSİZ kişi de yazmıştı. Büyük bir inatla bunları tekrarlayan bu GEREKSİZ kişilikte kimin olduğunu bilmesemde KÖPE.lik yapmakla meşgul. Ama ALPERENLERE karşı havlamak moda oldu, biraz da star havlasın. Ama iyidir ki HAVLAYAN KÖPE. ısırmaz. Yağmur Atsız ve Eser Karakaş'ı birbirine vursan ortaya Aynı elin tuttuğu --TASMA-- çıkar. Kalemşörlere inat Yaşasın Alperen Ocakları...Bu yazı yayınlanırsa bu yorumda yayınlanmalıdır. Adil olun
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle