Benim oyum

  • GİRİŞ25.05.2011 08:25
  • GÜNCELLEME25.05.2011 08:25

Bir hapishâne ile bir kale arasındaki fark şudur ki kalenin kilitleri içeriden kilitlenirler.

Bu bakımdan adalar hem kaleye hem hapishâneye benzer.

Ama bir adaya bir hapishâne kurarsanız işler daha da çatallaşır. O zaman hapishânedeki(ler)in dünyâyla bağlantısını daha da bir katmerli tarafından kesmiş olursunuz. Bunun en güncel örneklerinden biri Abdullah Öcalan gibi görünüyor. Bu benzetmeyi sâdece sembolik olarak yapmadığıma da iyi bir örnek. Çünki avukatları tarafından imkân nisbetinde ayrıntılı tarzda bilgilendirildiği hâlde dışarıda olup bitenleri kavramakda zorlandığı izlenimini ediniyorum. Öcalan hiç şübhesiz zekâ seviyesi adamakıllı yüksek bir insan. Buna rağmen gelişmeleri (en azından) eksik değerlendiriyorsa, ki bence öyle, bunun bir sebebi olmalı ve ben bunu on yıldır ağır hapis cezâsı çekmesine, üstelik bunu bir ada hapishânesinde çekmesine bağlıyorum. Bakınız Bizanslılar bile siyâsî tutukluları ya Prinkipos’a (Büyükada) ya Halki’ye (Heybeli) gönderirlerdi. Günümüzde çok şükür gözlere mil çekip dil koparma “tedbirleri” yok ama tecrid bâbında İstanbul Adaları’yla İmralı arasında pek fark da yok. Hattâ İmralı daha bile dünyâdan kopuk.

Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kullanabilirsiniz

(Yağmur Atsız - Star)

Yorumlar1

  • Mütebessim 14 yıl önce Şikayet Et
    Bence de. Evet, ben de öyle düşünüyorum. Ben de oyumu ona göre vereceğim inşallah. Bütün engellemelere rağmen 80 yılda yapılamayanlar 8 yılda yapıldıysa demek ki iyi niyetliler. Hele bir de şu zincirlerden kurtulsak..
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat