CIA, 6-7 Eylül, Bond ve Ergenekon

  • GİRİŞ20.08.2008 07:22
  • GÜNCELLEME20.08.2008 07:22

Geçtiğimiz hafta çıkan küçük ama dikkat çekici bir haber vardı; “CIA’in hamurunda Ian Fleming’in hayal gücü var” diyordu başlık.

Haber, James Bond’un da yazarı olan Fleming’in Amerikan Merkezi Haber Alma Ajansı CIA’in kuruluşuna katkıları büyük olduğunu; 2. Dünya Savaşı’nda Amerikan Deniz İstihbarat Başkanı Amiral Godfrey’in asistanı olan Fleming’in, 1941’de yeni bir istihbarat servisi kurulması için 72 sayfalık taslak çalışma yaptığını bildiriyor.

İngiliz servisi MI6’ten de esintiler taşıyan çalışmanın CIA’in kurulmasına yaptığı katkılar nedeniyle, Stratejik Servisler Ofisi’nin başı General Donovan, kendisine üzerinde ‘özel servis için’ yazan bir 38’lik tabanca bile hediye etmiş. Fleming’in buna karşılık jesti de James Bond serisini yazarken, 007’nin sağ kolu Felix Leither’i Vahşi Bill’den esinlenerek ölümsüzleştirmek olmuş…

1941’de Fleming Amerikan Deniz İstihbarat Başkanı’yla yakın mesaide.

Sonra, onun desteğiyle, CIA’nin kuruluş aşamasında bu sefer Stratejik Servisler Ofisi’nin başındaki Donovan’la sıkı temasa geçiyor.

Çok geçmeden de, 1947’de CIA resmen kuruluyor.

O sıra ABD Başkanı Harry Truman. Örgütün merkezi Virjinya eyaletinde Langley’de.
Kuruluş yılları Soğuk Savaş’ın da başladığı yıllar; iki kutuplu bir dünya oluşuyor; her millet ya kapitalist ya komünist bloktan birinde olmaya şiddetle zorlanacağı günlere doğru ilerliyor.

Bütün bu olup bitenlerle bizim ne ilgimiz var?

Akla onlarca şey gelebilir ama bugün soracağımız soru şu;  Ian Fleming, yani ünlü James Bond serisinin yazarının, tam da 6/7 Eylül 1955’teki olaylar sırasında İstanbul’da, olayların olduğu yerlerde geziniyor olmasını nasıl yorumlamak gerek acaba?

Sefa Kaplan’ın 6 Eylül 2001’de Hürriyet gazetesinde, Nazım Kalkavan’ın eşiyle yaptığı röportaj, o günleri anlamak için çok önemli bir gazetecilik başarısı.

Kalkavan’ın eşi, Nazım beyin Fleming’le tanıştığını; James Bond serisinden filme alınan From Russia With Love’ın çekimleri için İstanbul’a geldiğinde buluştuklarını belirtiyor. Flemming’in biyografisi hazırlanırken de, aralarındaki arkadaşlık ve mektuplaşmalar yüzünden Nazım Kalkavan’la da bu çalışma için görüşme yapılmış.

Bu Fleming, sadece masa başında James Bond’ları üreten bir yazar değil; onca ilişkisinin yanında Amerikan ajanlarının gizlice eğitildiği Kanada’daki kamplarda bile kalmış.

Ve sonunda karşımıza 6-7 Eylül olaylarının olduğu gece İstanbul’da çıkmış…

Belli ki İngiliz istihbarat servisleriyle içli dışlı; Amerikalılarla gerek 2. Dünya Savaşı gerekse sonrasında CIA’in kuruluşunda aktif çalışacak kadar samimi birinin o olayların olduğu gün İstanbul’da geziniyor olmasını nasıl yorumlayabiliriz?

O gün, tam da Interpol’ün İstanbul’da Konferansı vardı da onun için geziyordu, diyor tarih.
O zaman soru daha da şenleniyor;

Selanik’te Atatürk’ün evine bomba atıldığı iddiasıyla başlayan ve Hıristiyan azınlığa karşı ciddi saldırılara dönüşen olayların olduğu gün, nasıl oldu da Interpol Konferansı’yla çakıştı?
Yunan tarafının bomba olayında parmağı olduğunu öne sürdüğü o zamanların üniversite öğrencisi sonra İl Emniyet Müdürlüğü’ne kadar yükseldi.

Bomba olayını gazetesinde patlatarak o gün 300 bin gibi rekorlar üstü bir baskı yapmayı akıl edebilen gazeteci sonra uluslararası bir basın ajansının sahibi haline geldi.

Emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu, bir söyleşisinde, Fatih Güllapoğlu’na, Güllapoğlu’nun bile kulaklarına inanamadığı bir cümleyi sıkıştırıyor; “6-7 Eylül olayları da bir Özel Harp işidir ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı” diyor ve ekliyor; “Sorarım size, bu muhteşem bir örgütlenme değil miydi?”

Bu isimler halen sağ.

Olaylarla ilgili yine Yunan tarafının suçladığı Orhan Birgit de sağ.

Acaba, hazır Ergenekon meselesi bu kadar hız kazanmışken, çıkıp olayları “yeniden
anlatsalar” nasıl olur?

Ian Fleming, istihbaratçılar üzerine romanlarıyla ünlenen bir yazarın asla tanık olmaktan kaçınmak istemeyeceği o olaylarla ilgili acaba ne yazdı? Yazmadıysa, bir yazar olarak bundan kendini nasıl sakınabildi? İstihbaratçılığı yazarlığına baskın geldiği için mi? Yoksa, zaten James Bond serisi, ucuz bir Soğuk Savaş propaganda aracı olduğu ve dönemin şartlarında şişirildiği için Fleming de mi eserlerine önem vermiyordu?

İstanbul’da o ürkütücü gece yaşanırken, Fleming bir gerçek yazar olsaydı bunları yazmaz mıydı?

Ya da tersinden soralım; yazdıklarının, bir gün, mesela 53 yıl sonra bile, bir soruşturmada birilerinin canını sıkacağını bilecek kadar soğukkanlı bir İngiliz/Amerikan ajanı mıydı?

NOT: Olaylar İstanbul’da büyük çaplı zarar ve infiale neden olduğu için İstanbul ön plandadır ancak olaylar ilk olarak İzmir’de, Uluslararası Fuar sırasında başlamıştır. Fuar alanına göstericilerin başında giren bir askeri jiptir ve içinde de bir albay bulunmaktadır. Aynı gece Ankara’da ise daha düşük dozlu olaylar meydana gelmiştir. Bu konuyla yakından ilgilenen ve bir kitap çalışması yapan bir sevgili arkadaşımız kitabını bitirdiğinde muhtemelen çok daha şenlikli detaylar öğrenebileceğiz.

Konuyla ilgili kimi yazı ve röportajlar için;
http://yenisafak.com.tr/arsiv/2005/eylul/07/tkivanc.html (Taha Kıvanç, Yeni Şafak’ta bu konu üzerine üst üste 3 yazı yazdı)
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?viewid=27404 (Sefa Kaplan’ın Nazım Kalkavan’ın eşiyle yaptığı röportaj)
http://www.tumgazeteler.com/?a=1265569 (Güllapoğlu’nun Tanksız Topsuz Harekat isimli kitabından ilgili bölüm için)
YAŞAR TAŞKIN KOÇ - HABER 7

Yorumlar5

  • Metin Yazar 17 yıl önce Şikayet Et
    Dış mı iç mi?. Bundan sonra düşmanı kesinlikle dışarda aramayacağım.Çünkü orada olduklarını biliyorum.Yeri bilinen şey neden aransın? Asıl düşman bizim içimizde,beynimizde.Onu bulup,oradan çıkarmadıkca dışardaki düşmandan kurtulamayacağız.Çünkü dış düşmanı davet eden beynimizdeki işbirlikçi düşmandır.Bu düşman çok sinsi.Çoğu zaman vatansever kılığına,dindar kılığına girerek kendini kamufle ediyor.Bize yaptırdığı her eylem,dıştaki düşmana yarıyor.
    Cevapla
  • Metin Yazar 17 yıl önce Şikayet Et
    Bu bilgilerin doğru olup olmaması o kadar önemli değil. Önemli olan 6-7 Eylül olaylarının bir kez daha hatırlatılması.Bu olaylar Türk tarihinin en utanç verici skandal sahnelerinden biridir.Tam bir barbarlık ve talan eylemidir.Devlet bir kaç bin barbarı günlerce kontrol altına alamamış yağma,tahrip ve cinayetleri adeta seyretmiştir.Bu olay Türk milletinin dolduruşa provakasyona ne kadar açık olduğunun göstergesidir.Atatürk'ün evine bomba atıldı de,gavurlar bizi sömürüyor de,misyonerler de,Ermeni de, ortalığı karıştır millet peşinden nasılsa gelir.
    Cevapla
  • ahmet iyigün 17 yıl önce Şikayet Et
    bir yanlışlık olmasın. Sayın hocam.. From Russia with love'ın gösterime girmiş olduğu tarih 27 may 1964.. 6- 7 Eylül olaylarından yaklaşık 9 yıl sonra. Yazınızda kronolojik hatalar yapmışsınız.
    Cevapla
  • İhsan Çek 17 yıl önce Şikayet Et
    Ne bu şimdi?. Aradan geçen 53 yıl sonra bu nedir şimdi?Bana sanki yeni çıkacak olan bir kitabın reklamını yapmak gibi geliyor.Eğer öyle değilse neden yakın tarihimize kadarki olaylar örneğin Sabancı,Uğur Mumcu,Ahmet Taner Kışlalı gibi suikastların,örtülü ödeneklerin,bayındırlık soygunlarının üzerine gitmiyorlar,kitap yazmıyorlar. Bunlar ve benzeri birçok olay meşhul kalırken bu arkadaşlar neden susuyorlarda şimdi 53 yıl öncesini kaşıyorlar.Bırakın Allah'ınızı severseniz reklam kokan hareketler bunlar.
    Cevapla
  • mustafa kara 17 yıl önce Şikayet Et
    6 7 eylül. 6 7 eylül özel harp dairesinin planladığı mükemmel bir olaydı.istanbulun en güzel yerlerini parsellemişlerdi azınlıklar.türkiye azınlıklardan çektiği kadar kimseden çekmedi.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat