Kapatma davası - 3

  • GİRİŞ01.09.2008 08:24
  • GÜNCELLEME01.09.2008 08:24
-  TSK'nin böyle bir davanın güçlü destekçisi olduğuna dair emareler bulunmadığını
-  Dünyanın gidişatına uyum sağlamaya çalışan bir Türkiye’nin gidişatını köklü değişikliğe uğratmayı amaçlayan ve bunu en azından bir süre için gerçekleştirebilecek bir girişimin ABD, AB tarafından desteklenmeyeceğini
-   Türk burjuvazisinin kapatmadan yana olamayacağını
-    Kapatmanın, Türkiye'yi en azından ekonomik ve siyasal olarak bir kaosa sokacağını
-    Kapatmanın ardındaki gücün zayıf olduğu ancak zaman içinde bu görüş arkasında güç birikmesi için psikolojik ve kültürel bir kampanya başlatacağını
not etmiştim.
Rapora ekonomik olarak katkıda bulunan ve dünyayı iyi takip eden ekonomist gazeteci-yazar arkadaşım da dünya sermaye yapısı ve akışı içinde Türkiye'nin önemli rolünü; Türkiye'de yaşanabilecek bir çalkantının, kurulması için çalışılan modele büyük darbe vuracağını; pozisyonun bozulmaması halinde sermaye akışının süreceğini değerlendirmişti.
Bu, genel tezimi destekler bir ekonomik analizdi.
Geriye, kendi notlarımdaki son önemli madde, yani "Kapatmanın ardındaki gücün zayıf olduğu ancak zaman içinde bu görüş arkasında güç birikmesi için psikolojik ve kültürel bir kampanya başlatacağını" önemsemek kalıyordu.
Bu çok önemliydi; çünkü teşhis konulamazsa, tedavinin yanlış olacağı kesindi.
Keza, kapatma davasının açılmasından sonraki 48 saat içinde peş peşe Topkapı Sarayı hafızlarından birinin tacizci çıkması; Hüseyin Üzmez vukuatı; örtünen kadınlar için kıyafetler üreten büyük bir firmanın patronunun 3 eşli olduğunu ifşa ettiği röportajın yayınlanmasıyla beklendiği gibi bir psikolojik ve kültürel kampanya başladı.
Soruna böyle bakılınca, karşı hamlenin psikolojik ve kültürel olması; yüksek moral ve sükunetin şart olduğu da kendiliğinden ortaya çıkıyordu.
 
Bundan sonra yaşananlar ise artık araştırmacı gazeteciliğin alanına terk edilmelidir.
6 ay bu güreş yaşandı ve beklenen oldu. Parti kapatılmadı.
Kapatılması Türkiye'nin devlet ciddiyetine, dünya içindeki konumuna çok aykırı bir manzara teşkil edecekti.
Bunun yerine, her şeye rağmen, kapatma ve darbe yanlısı güçlerin de gücünün sınırlarına dayandığını gösteren bir karar çıktı.
 
Bundan sonra ne olacak?
Hem Ergenekon soruşturması hem kapatma davası birlikte incelendiği zaman Türkiye'nin artık “başka bir ülke” haline gelmek için ciddi bir kararlılık ortaya koyduğunu; tüm makul tarafların bir uzlaşmaya varacağını; makul olmayanların da tasfiye olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Kafkaslar'da meydana gelen olaylar; ABD'nin yeni Irak haritası; İran'ın durumu;  Suriye, Kıbrıs, Ermenistan meseleleri hızla gündemde yükselirken kapatma davasının bu şekilde sonuçlanması ve Ergenekon soruşturmasının sağlıklı, tartışmasız bir zeminde yürümeye başlamasının ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyoruz.
Bazılarının bu kadar geç anladığını ise, aslında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönetenlerin baştan beri hesapladıklarını düşündüğümü de not etmeden geçemiyorum.
Bunun ne anlama geldiğini anlamak için de, uzaklara gitmeyin; Deniz Baykal'ın Erbakan'ın cezasının affıyla ilgili açıklamasını yeniden okuyun, yeter.
Daha neler duyacaksınız şimdiden söyleyeyim; şaşırmaya, sürprizlere alışın artık…
***
Biz ve bizden önceki kuşaklara edebiyat derslerinde Tevfik Fikret'in ünlü şiiri Balıkçılar okutulurdu;
"- Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder,
Bugün açız yine; lakin yarın, Ümid ederim,
Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader!"
diye başlayan şiir içimize işlemişti.
Gizli gizli Nazım okumayı da öğrenmiştik gerçi;
"Güzel günler göreceğiz çocuklar
Motorları maviliklere süreceğiz
Çocuklar inanın, inanın çocuklar
Güzel günler göreceğiz, güneşli günler
Motorları maviliklere süreceğiz
."
Güçlü ve dürüst bir şair olan Tevfik Fikret'in dizeleriyle yetiştirilip, en az onun kadar güçlü Nazımlar'ın, Akifler'in şiirleriyle ümitlenmiş bir nesil olarak, sonunda "güzel günler göreceğiz çocuklar" diyebiliyoruz…
Çok şükür…
 
NOT: Neydi peki bu uzun yıllar boyunca uzun acılarla yaşadığımız yıllar… Bizlere, "güzel günler göreceğiz çocuklar" ümidini, ancak gizli gizli taşıtırken, "bugün yine açız evlatlarım" dizesini her gün gerçekten yaşatan?
Bunu da önümüzdeki mini yazı dizisinde teorik olarak açıklamaya çalışalım…

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat