Alevi açılımında ''ortak müzakere dili''

  • GİRİŞ06.06.2009 09:35
  • GÜNCELLEME06.06.2009 09:35

AK Parti'nin iktidara geldiği günden beri Alevilikle ilgili vaat ettiği açılım konusunda geçtiğimiz hafta içinde önemli bir adım atıldı. Bu adım hükümetin bu konunun neresinden başlayabileceği konusunda sürdürdüğü arayışların belli bir olgunluğa ulaşmasının sonucuydu. Bu arayışlar aylar önce Muğla Üniversitesi'nden Dr. Necdet Subaşı'nın yapılabilecek açılımlar için koordinatörlük görevini üstlenmesiyle birlikte hızlandı.

Bu iş için Subaşı'nın seçilmiş olması hükümetin bu konudaki ciddiyetini yeterince gösteren bir işaret olarak okunmalı, çünkü Subaşı Alevi çevrelerde de itimat telkin eden empati vasfı yüksek bir kişiliğe ve entelektüel bir derinliğe sahip biri. Alevi Modernleşmesi üzerine yaptığı çalışma konuyla ilgilenen insanlar için referans niteliğinde. Alevilerle ilişkileri yürütürken hükümetin en samimi yüzünü temsil edebileceği için, tarafların birbirlerini anlamaları zorlaştıran engelleri aşmanın yollarını bulması kuvvetle muhtemel.

Ankara'da her biri Alevilik konusuyla şu veya bu yolla ilgili görülen farklı kesimlerden insanları bir araya getirmesi planlanan beş çalıştayın ilki Alevi önde gelenleriyle gerçekleştirildi. Sonraki çalıştayların Alevilikle ilgili çalışmalar yapan akademisyenlerle yapılması planlanıyor. Bütün bunların sonucunda altıncı ve son bir çalıştayla da hükümetin açılımı için mümkün ufkun ortaya çıkması sağlanacak.

Toplantıya katılan Alevilerin bir kısmının eleştirel ve mesafeli tutumu tamamen yok olmamışsa da şu ana kadar yapılan temaslara kıyasla çok olumlu bir havanın oluşmuş olduğunu kaydetmek gerekiyor. Hükümetin bu açılımdan beklentisi Alevi oyları olsa bile bu bir kusur değil; bir siyasi partinin oy umarak bazı adımlar atması kadar meşru bir şey yoktur. Ancak doğrusu Alevi açılımını sadece oy beklentisine bağlamak haksızlık olur. Esasen böyle bir açılımın getirebileceği oylar çok sınırlıdır ve belki bu açılımdan rahatsız olduğu için kaçabilecek oylardan daha fazla değildir.

Buna rağmen bu açılımı göze almak demokratik standartlar konusunda belli bir tutarlılık kaygısı taşımakla ilgili görülmelidir. AK Parti inandığı ve iddia ettiği demokratik ideallerdeki tutarlılığını sürdürebilmek için bu tür açılımlar yapmak zorundadır.

Diğer yandan Subaşı'nın çalıştaylarla ilgili beklentilerini ifade ederken söylediği şu sözlerin altı çizilmelidir: “Alevilerle devletin aralarında konuşabilmesi karşılıklı sorunlarının giderilebilmesi için bir müzakere dili geliştirilmesi gerekiyor.”

Sadece devlet ile Aleviler arasında değil Aleviler ile Sünniler hatta farklı Alevi kesimlerin kendi araları n da konuşabilmeleri için bir müzakere dili geliştirmek gerekiyor.

“Ortak bir müzakere dili” deyimi kanaatimce Subaşı'nın bu çalıştayların sonucunda oluşmasını umduğu çok isabetli bir hedef. Gerçekten de Alevilerle ilgili bütün toplantılarda en fazla dikkat çeken sorunlardan biri ortak bir dilin tutturulamıyor olmasıdır. Taraflar birbirlerini anlamak için değil adeta anlamamak için, birbirlerine tepkilerini ve duygularını ifade etmek için bir araya geliyormuş gibidir. Devletin zaten şimdiye kadar Alevi diye bir kimliği, kesimi, tarafı tanıması sözkonusu olmamıştır.

Diğer yandan cemaatler kendi başlarınayken kendilerini ifade etme tarzları gereğinden çok fazla dar-cemaatçi çerçevede sıkışıp kalıyor. Herkes kendi taleplerini ifade etme hakkına sahiptir tabii ki ama kendi için bir şey talep edenlerin bunu başkalarının özgürlük alanlarını ihlal edip etmediklerine bile dikkat etmeyebiliyorlar.

Buluşmalar bu konuda da çok olumlu bir anlayış çizgisinin gelişmesine vesile oluyor. ATV'de Gürkan Zengin'in programında Doğan Bermek'in diyanetin kaldırılmasını veya din derslerinin kaldırılmasını “Alevilerin talebi” olarak ifade edenlere karşı söylediği söz bunun tipik bir örneğiydi:

“Biz kendi sorunumuzu aşalım derken, kendi haklarımızı alalım derken başkalarına sorunlar oluşturmak, başkalarının hak ve özgürlüklerinin azaltılmasını istemek hakkına sahip değiliz. Sünniler diyanetle mutlu iseler bırakalım onunla devam etsinler”

Müzakere dilinin oluşmasının çok güzel örneği değil mi bu sözler, sizce de? Diyanet tabii ki kusursuz değil. Laik bir yapıdaki varlığından, fiilen işleyiş tarzına kadar birçok bakımdan eleştirilebilir, ancak Aleviler kendi sorunlarının çözümü için neden sürekli bir başlangıç noktası olarak kaldırılmasını şart koşuyor, münasebetini anlamak mümkün değil.

Ayrıca aynı programda Prof. İzzettin Doğan'ın dediği gibi böyle bir talebin muhatabı kim olabilir? Hangi siyasetçi diyaneti kaldırmak gibi bir konuya girmeyi göze alabilir? Göze alan partinin siyaset pazarında hali nice olur? Ayrıca kaldırılmasının Alevi sorunun çözümüyle ne alakası vardır?

Doğan'ın soruları bana göre şimdiye kadar bu sorunu Alevi sorunu penceresinden en isabetli biçimde gören sorular. Bu sorular başka sorular doğurur, cevabı da başka yazılar gerektirir.

Yasin Aktay - Yeni Şafak
yaktay@yenisafak.com.tr

Yorumlar4

  • devrim bayram 16 yıl önce Şikayet Et
    bir gün onlarda bıkacak. alevi toplumunu temsil sıfatıyla kendilerine statü oluşturanlar bu statülerini sorunların oluşturulması sembolleştirilerek sürdürülmesini statülerinin de kaynağı olarak gördükleri sürece bu işe iyi niyetli olarak el atan herkesi bir süre sonra bıktıracaklardır. hatta suçlayacaklardır
    Cevapla
  • ali OLGUN 16 yıl önce Şikayet Et
    islam dili. mantığı bilen aydınlar keşke islamın dili kurandan da haberdar olabilseler esele kendiliğinden hallolmuş olurdu.çünki tartıişmalarda usulü yabancılarda arayıp kavgayla çözüm arayanlara insanların mizacını en iyi bilen yüce yaratıcının en güzel uslup olarak ilan etdiği (diyoloğ) sistemini önemseyip öğrenmeyi güncelleştirdiğimiz zaman bu iş tamamdır.aslında terörün dahi temelden çözümüne yol açılmış olur.isteyen yetkililere proje fiziblimi açabilirim.
    Cevapla
  • modern müslüman 16 yıl önce Şikayet Et
    alevi sorununu aleviler çıkarmıyor. alevilerle sünniler Osmanlı'da hiçbir sorun olmadan yaşıyordu. Ne zaman masonlar aralarına nifak tohumları soktu, sorun ortaya çıktı. Ergenekon iddianamesinde okuduk işte, aleviler kışkırtılacak cümlesini.
    Cevapla
  • Fatih TEMEL 16 yıl önce Şikayet Et
    alevi- sünni tartışması ve çorum olayları. yasin hocam selçuk sosyolojiden hocamdır.her zamanki gibi çok güzel tesbitleri var. bende şunu eklemek istiyorum. alevilerin sorunlarını anlamak için çorum gibi erzincan gibi alevi sünni vatandaşlarımızın bir arada yaşadığı kentleri dikkatle incelemek gerek. çorum için söylüyorum. çorumda alevi olupta sünni arkadaşı dostu olmayan olmadığı gibi, sünni olupta alevi dostu arkadaşı olmayan yoktur. ama bu kesimin önderleri kimlikleri korumaka adına ayrılığı körüklüyor.diyanetin kaldrılmk istenmesi gibi
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat