Yetkisiz Yetkili; Sorumsuz Sorumlu…
- GİRİŞ14.06.2010 06:36
- GÜNCELLEME14.06.2010 06:36
Öğlen saatlerinde ana caddelerde bazı binaların önünde bir kuyruk var ki, sormayın... Kıvrım kıvrım insandan zincir; yaşlısıyla, genciyle; kadınıyla, erkeğiyle. Sanırsınız ki 70’li yıllardaki tüp, yağ, şeker, kuyruğu...
Mağazalarda indirim falan mı var, diyorum; hayır, diyorlar...
Yağmur yağıyor, insanlar ıslak ve tırsak...
İmamesiz tespih gibi dizilmişler.
Acaba emekli aylığı alabilemek için mi bu kuyruk!
Ama değil, aybaşı olmadığı gibi sıradaki insanların çoğu genç!
Yaşlı ve yorgun bir kadın sesinden öğreniyorum bekleyişin, ıslanışın ve kuyruk çilesinin nedenini:
“ Yabancısın galiba oğlum, banka çalışanlarının öğle paydosu da o yüzden” diyor...
Bir şey söylemek geçiyor ( sinkafın okkalısından) içimden şöyle “ cuk” diye oturacak, vazcayıyorum günaha girmek ve bir işe yaramayacağı korkusuyla….
Birkaç kapı ilerdeki müzik dükkanından gelen nağmeler unutturuyor söyleyeceklerimi; “ Çile bülbülüm çileeeeeeeeeeeeeeee...”
On kadar değişik banka şubesi var aynı cadde üzerinde. Özeli, tüzeli, dış sermayelisi,yerlisi, alınmışı, satılmışı ile banka şubeleri... Ortak noktaları öğle saatlerinde kapıları önünde oluşan, bekleşen insanlar kuyrukları ve reklamlarında “En iyi hizmet söylemeleri!
En çok da Haluk Bilginer’in Atatürk’ü canlandırarak reklamını yaptığı banka şubesinin önündeki insanlar içimi acıtıyor.
Atatürk’ü reklam filminde oynatmayı düşünen beyinler, personelini aynı zaman dilimi yerine iki posta halinde öğle tatili yaptırmayı düşünemeyecek kadar acizler mi? ( Bu kızgınlık bennimde aynı bankada işim olduğundan)
Bir insanın fikrinde, zikrinde “cülük”, “çülük”, “cılık” varsa; ideolojisinin, inancının, yaşam tarzının sonu “ çü”, “cı", “çi” hecesiyle bitiyorsa hep mesafeli durdum, karışmadım, bulaşmadım; ama uğraştım… Son zamanlarda ilgi alanım(!) “”çü”ler ve “cı” lar…
Sözüm ona laik, Atatürk(çü) olduğunu söyleyen siyasetçi, TV’ci, radyocu, yazar gazteci, esnaf, memur, sokataki vatandaş, elinizi vicdanınıza koyun söyleyin; “çü” eki hiç yakışıyor mu Atarürk adının arkasına…
Hadi yakıştı diyelim; yakasına rozet takmakla kendini Atarürkçü olarak lanse edenler sorun bakalım, “Çanakkale nerde, Traplusgarp hangi ülkede, Salih Bozok kim? Atatürk hakkında bu ve benzeri bir kaç soru sorun yüzde doksanı çuvallamazsa eğer yüzüme lavabo niyetine tükürebilirsiniz…
Ulusal günlerde bir nevi Atatürk pazarlacılığına en son örnek Seda Sayan… 19 Mayıs nedeniyle Atatürk'ün balmumu heykelini getirmişti hani.
Geç de olsa soruyorum gerçek amaç, günün mana ve önemine binaeyn miydi, yoksa balmumu heykele giydirilen elbiseleri diken modacının reklamı mıydı?
Sokaklarda caddelerde dikkatinizi çekiyordur, belkide kanıksadığınız için fark etmiyorsunuz artık…
…. Yetklisi… Yetkili Satıcısı… Yetkili bayii…
Dermekki o işin bir de yetkisizi, o ürünün bir de yetkisiz satıcısı, bayiisi var…
Aynı durum sorumluluk içinde geçerli; sorumlu müdür, sorumlu ( sınırlı olanı da var) kooperatif gibi, tabelalara iyi bakın görceksiniz…
Uzun lafın cücesi; Sorumsuzlar kendilerini sorumlu; yetkisizler, yetkililerden dah fazla yetkili olduklarını lanse ettikleri pazarladıkları sürece kavram kargaşası ve sosyal yaşamdaki sancılar devam edecektir…
Toplumdaki var olan ya da varmış gibi gösterilen rahatsızlığın asıl nedeni: Gerçek Sorumlularla sorumsuzların; yetkililerle yetkisizlerin savaşından başka bir şey değildir…
Yıllardır başlar ayak, ayaklar baş; sorumsuzlar sorumlu, yetkiziler yetkili oldukları için sancıların dinmesi, rahatsızlkların huzura dönüşmesi kolay değil…
Küpelik: Bu yazı da sorumsuzlara ve yetkisizlere küpe olmayacaksa işimiz zor vallahi…
Yavuz Nufel - Haber 7
yavuznufel@live.nl
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol