İş bilenin program ele geçirenin…
- GİRİŞ17.10.2010 14:31
- GÜNCELLEME17.10.2010 14:31
İş bilenin program ele geçirenin…
Geçtiğimiz salı akşamı Marmara Fm’i dinlemeyen çok şey kaçırdı… Programın adı, “Cenkten Cönkten tarihi sohpetler”. Hazırlayan ve sunan Yaşar İliksiz, nam-ı diğer yazılarımı pazar günleri yayınlamak için ferman eden Cahit…
Nasıl hazırlanmış nasıl, anlatamam… İlk programın konusu Korsanlık… Kendine has üslübu ile tarihsel süreç içinde bilgi ve belgelerle Cebeli Tarık’tan Ege’ye; Cezayir’den Anadolu’ya korsan çizmesi ve gemisi değmemiş bir damla su, bir metre kare kara parçası bırakmadı. Öyle anlatıyorki, konuya ilgisi olanların, tarih meraklılarının kulaklarını dört açıp dinlemeleri gereken bir programdı… Yaşar’ı öldür ama hakkını yeme… Özellikle İlber Ortaylı ve Murat Bardakçı’nın dinlemiş olmalarını çok isterdim şayet dinlemedilerse bundan sonra kaçırmamaları şiddetle tavsiye olunur!
Tarih ve tarihi sohbepler konsunda Ortaylı ve Bardakçı tekelini kıracak bir programdı genel anlamda…
Ama benim derdim başkaydı, Yaşar’a öyle bir şey yapmalıydım ki iyilik mi kötülük mü; destek mi, köstek mi olduğumu anladığında insanlar hafta sonu tatillerini geçirmek için Ay’a,Mars’a gidip geliyor olmalıydı…
Marmara Fm’i arayıp canlı yayına bağlanacağımı söyledim… Adımı duyan Yaşar bizzat tarfımdan programının dinleniyor olmasndan dolayı duyduğu memnuniyeti şairliğimden dem vurarak dile getirdi. Sanıyorum benim Hollandalı korsanların Endenozya’yı; Portekizlilerin Amerika Kıtası’nı, İngilizlerin Hindistan’ı, Fransızların Afrika’yı nasıl ele geçirdiklerini anlatarak destek vereceğimi sandı… Yayına bağlanır bağlanmaz hain planımı uygulamak için aşağıdaki yazıyı okumaya başladım:
Ben bir korsanım!...
Çocukken korsan deyince çok korkardım, hem de ne korku… Korsan filmi seyretsem korkudan gecelerce altıma ıslatırdım…
Ne olduysa ergenlik çağlarımda oldu! Bir korsan olma hevesi sardı tüm benliğimi ki, nasıl bir heves anlatamam…
Yanımda, bir çocuğa büyüyünce ne olacaksın diye sorulsa, çocuk cevabını verir vermez hemen lafa maydanoz olur, “ Ben de korsan olcam amca” demeye başladım…
Fakat korsan olmanın o kadar da kolay bir iş olmadığını biliyordum..
Korsan olmak için bir elin bilekten kesik olması ve yerine demirden bir çengel takılması gerekiyordu…
Ayrıca gözlerden birisinin kör olması şarttı… Korsan dediğin öyle iki gözü sağlam, şahin gibi bakan insandan olur muydu…
Elimi bileğimden kesmez, gözümüde kör edemezdim ama gözümün birine bandaj takabilirim diye düşündüm sonra hemen vaz geçtim çünkü ya mahalle kahvesinde Sulu Selami arkadan gelip bandajimi açar,gözümün kör olmadiği ortaya çıkar ve akabinde karizma E-5 karayolunda asfalt olur, dakikada üstünden en az iki yüz ağır vasıta geçer ve bir daha kimse karizmamı yerden ispatulayla bile kazıyamazdı…
Zor işti korsan olmak, zor…
Ama ne olursa olsun ruh halim, uluslararası sularda Andre Dorya’nın gemilerine saldırmaya hazır Malta korsanları kıvamındaydı…
Gerçek korsanların etiyle kemiği ile nasıl bir yaratık oldukarını öğrenmem ise Cüneyt abi sayesindedir…
Bir gün yazlık sinemada Cüneyt abimin Nazan Şoraylı Malkoçoğlu filmini izlemiş, Cüneyt abimin korsanları “hal hal” türküsü eşliğinde çalakılıç nasıl denize döktüğüne şahit olmuştum..
Aslına bakarsanız Malkoçoğlu Cüneyt olmayı isterdim ama olamazdım, mümkün değildi… Çünkü bir ülkeye bir Cüneyt yeterdi, ayrıca Malkoçoğlu olmayı düşünemem bile başta Cüneyt abiye, Fatih’in Fedaisi Mara Murat’a ve de Malkoçoğlu’na büyük saygısızlık olurdu...
“… Sen asker olmak istiyorsun ama düşmanlar seni öldürür dediklerinde çocuğun, o zaman bende düşman olurum” mantığına bu dönüşmüştü korsan olma hevesim…Ne olursa olsun korsan olma hevesimi tatmin etmeliydim ve içimde uhde kalmamalıydı… Bu yüzden tarihi korsan filmlerinde figüran olarak da olsa rol almaya, oynamaya karar verdim.
Yalova’dan sebze, meyva getiren motorların korsan gemi kılığına sokulup, Heybeliada açıklarının Ege, Ak Deniz diye yutturulduğu Yeşilçam yapımı tarihi korsan filmlerinde korsan kıyafetleri içinde bir iki karade olsa görünmem bana yeterde artardı bile..
Olmadı, yüzme bilmediğimden figüran korsan olma hayalim de Yeşilçam’ın figüran kahvelerinde versiye çay içmekten öteye gitmedi…
Kahveciye olan çay borçlarımı ödemek, yavan ekmeğimin yanına katıklık 100 gram zeytin, 100 gram peynir alabilmek için sokak tezagahlarında kitap satmaya başladığımın üçüncü günü hem de resmi ağzılardan korsan olduğumu öğrendim… Allahim sen ne büyüksün denizde nasip etmediğin korsanliği istiklal caddesinde nasip etmiştin… Belediye zabıtaları hemde resmi ağızlardan Korsan Kitapçı diyorlardı… Kitap kısmı değil beni ilgilendiren ve sevindiren Korsan kısmıydı…
Evet, ben artık bir korsandım… Kader beni korsan yapmıştı… Demek ki insan bir şeyi çok ve yürekten isterse oluyormuş…
İlerleyen zamanla birlikte korsan kaset işine girdim, korsan yürüyüşlere katıldım, korsan bildiri dağıttım, korsan radyo kurdum…
Hayatımız korsandı zaten… Cenkten Çönkten tarihi sohpetler programını duyunca canlı yayına o yüzden korsan bir dalış yaptım… Cenk Cönk işleri beni aşar… Yaşar bey kemikleri bile toprak olmuş korsanları ve korsanlık tarihinin eveliyatını anlatıyor ne güzel, anlatsın sözümüz yok ama burda yaşayan bir korsanının öyküsünün olmaması büyük eksiklikti. Duyunca dayanamadım ve programa bu yüzden saldırdım… Korsanlık konusunda bundan sonra yapmayı düşündüğüm ve içimde uhde kalan tek şey,şöyle bol ve güzel hostesleri olan bir uçak kaçırmak…
Yaşar İliksiz sana bizim yeni yetmelerin selamı var. Yaşar bey sağolsun, Konstantin’in Sırrı’ndan oldukça ekmek yedik, yeni kitabı ne zaman çıkacak diyorlar…” şeklinde konuşmamla programı Yunan Korsanların Kardak Kayalıklarının fethi gibi ele geçirmiştim. Ben konuşmaya başladığım andan itibaren şoka giren Yaşar kendine gelr gelmez, Türk SAT komandoları gibi Kardak Kayalıklarını pardon programını tekrar ele geçirerek hem bana, hem bizim yeni yetmelere hem de dinleyiclere ve şaşkın ama bilge sesi ile, “Korsan kardeşler, kitabın birinci baskısı üç bin, iade edilen kitap sayısı beş bin el insaf yani” dedi… Demek ki boynuz kulağı geçmiş, bizim yeni yetmeler satamadıkları korsan kitapları iade ederek bir de oradan yollarını buluyorlardı…
Salı gününü sabırsızlıkla bekliyorum. Bakalım Cenkten Cönkten daha hangi konuları ele alacak… Benim ne yapacağımı merak ediyorsanız salı akşamları saatleriniz 21:00i gösterdiğinde gözünüz nerde olursa olsun ama kulağınızın Marmara Fm’de olması yeterli…
Küpelik: Bu kosanı daha fazla tanımak için:
http://www.dailymotion.com/video/xbdrfe_yavuz-nufel-deyirmen-proyramynda_lifestyle
Yavuz Nufel - Haber 7
yavuznufel@live.nl
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol