Görmez'in gösterdiği hatun

  • GİRİŞ14.11.2010 10:12
  • GÜNCELLEME14.11.2010 10:12

Üst not: Diayent İşleri Başkanlığına atanan Prof. Dr.  Mehmet Görmez’e aşağıda dört yıl önce kaleme aldığım yazıda olduğu gibi  hakikatleri  göstermesini, “Mecaz, avamın dilinde hakikat kesp etmemesi!” için vereceği mücadelede  üstün başarılar diliyorum..

GÖRMEZ’İN GÖSTERDİĞİ “HATUN”

İslam’da Kadın deyince gerek Müslüman toplumlarda gerekse batı toplumlarında  insan onurunu kıracak olumsuz bir çok şey akla gelir.

Dayak, çok eşlilik (bir erkeğin dört kadınla evlenebilmesi), tek sözle kadının boşanması ( Boş ol!) vb. Kadının Müslüman ülkelerde hiçbir haklarının olmaması ve kocasının adeta kölesi durumunda olması, seyahat ve ticaret özgürlüklerinin olmaması gibi düşünceler de cabası...

İslam dinine mal edilen birçok uygulamanın İslam dini ile uzaktan yakından alakası yoktur.

Bunu nasıl anlatmak gerek, hangi kaynağa başvurmalı doğrusunu öğrenmek için...

Bugüne kadar kimsenin ( erkeklerin) işine gelmediği için ya da “Böyle gelmiş böyle gitsin, bize ne canım ” tembelliği ile konuya el atılmamıştır...

Hele de bizim gibi erkek egemen toplumlarda değil kadının hakkını vermek kadın, “ Saçı uzun, aklı kısa.”,”Eksik etek!” “Elinin hamuru ile erkek işine karışılmaz!”, “ Kadının sırtından sopayı, karnından bebeyi eksik etmemek lazım” gibi nasırlaşmış sözlerle kadın iyice “meta” haline gelmişse buna bindiği dalı kesmekte denebilir.

Kadının aşağılanması horlanması sahte bilim temellerine oturtulması ise daha da ilginçtir. “ Adem babamızı kandıran Havva anamız, en büyük günahı işlediği için, baş günahkardır.” Bu safsataları söyleyen sahtekarlar kadınları adeta “Günah Keçisi” ilan etmekle kalmamış, kadından intikam alma duygusu kaz beyinlilerin  şuur altına ustaca kazınmıştır.

Kadın bilinçlenirse, kadın okursa, kadın düşünürse sahtekarlık üzerine kurdukları dünya saman alevi gibi yanıp kül olacaktır...

Sahtekar ve gerçek yobazların fikirlerine gösterdikleri kaynak ise çoğunun bilmediği, okusa da manasını anlamadığı, araştırmadığı Kur’an olmuştur...

***

Yarım doktorlar kaç cana kıydı bilmem ama yarım hocaların çoğunu  “ Din ve İnanç” mevzularından uzaklaştırdığını söyleyebilirim... Bölgesel törelerin barbarlık derecesindeki feodal değer yargılarının İslam dinine mal edilmesi de başka bir gerçek!..  Milyarlarca inanan/inanmayan insan, neyin eğri neyin doğru olduğunu konusunda kendileri karar veremeyecek hale getirilmiştir. Kafaları Çarşamba Pazarına dönen bu insanların kimi din düşmanı, kimisi salak, kimisi mecnundur. 

Bizim birçok “bilemez bilenlerimiz” çare üretmekten, gerçekleri söylemekten uzak bozuk plak gibi çıkardıkları  “cızırtı” ise baş ağrısı yapmaktan başka bir işe yaramamıştır.

Bir iki yıl kadar önce tanık olduğum bir olay aynen şöyle: Müslüman olmuş bir Hollandalı, hıdrellez eğlencelerinde ateş üstünden atlayanları görmüş ve bana, “Sen de bir yılda işlediğin günahları ateşten atlayarak yakıyor musun” diye sorduğunda  gözlerim yuvalarından fırlamıştı.

***

Avrupa Türk Demokratlar Birliği Hollanda Birimi ve SMHO tarafından 17-18 Haziran tarihlerinde düzenlenen konferansın ikinci gününde Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Mehmet GörmezMusa Carullah’a göre ‘İslam’da Kadın’ı anlattı. Günümüzde “İslam ve Kadın” kavramlarının bir arada kullanıldığı ortamlarda, “demokrasi havarileri”ne beş- sıfırlık bir avantaj sağlamıştır hep. Ama bundan sonra sahaya herkes eşit şartlarda çıkacak. Çünkü Dr Mehmet Görmez’in sayesinde tanıdığımız, olması gereken bir “HATUN” var artık... Görmez’in, Carullah’ın “HATUN” adlı kitabından aktardığı şu sözler bile bin hurafeyi yıkmaya yetmiyor mu?...

Kadınla ilgili sorunlar bütün insanlığın sorunudur. Zira kadın ile erkek arasındaki biyolojik farklılığın toplumsal ve kültürel bir farklılığa dönüştürülmesi bin yılların ötesinden günümüze intikal eden bir sorundur.”
”Kur'an öncesi düşünceler İslam toplumlarında hayatiyetini, hem de İslam görüntüsü altında, devam ettirmiştir. Kadim din ve kültürlerin Müslümanlara tesiri, yerleşik kültür ve geleneklerin dine baskın çıkması, dinin ve dini metinlerin yanlış anlaşılması ve yanlış yorumlanması yanında, Müslümanların ahlaki zaafları da bu tür düşüncelerin yaşamasına ve kökleşmesine zemin teşkil etmiştir.”

Hurafelerin, geleneklerin, daha Hz. Muhammed’in ölümünden kısa bir süre sonra ayetlerin önüne geçtiğini ifade eden Görmez’in sözlerinin beyinlerdeki  örümcek ağlarını koparmıyorsa daha ne yapmalı bilmiyorum.  Yemek, kahve molasında davetliler, karşılıklı olarak “ Vay canına!” diyordu..

Musa Carullah kim mi? O nu da araştırmak, bulmak, “Hatun” adlı kitabını okumak bu haftaki yazımı buraya kadar okuyan sizlerin görevi...

Son cümle yine Diyanet işleri Başkan yardımcısı dr. Mehmet görmezin dilinden olsun: “Mecaz, avamın dilinde hakikat kesp eder!”  İşte bu söze en güzel örnek: bin dört yüz yıldır İslam adına hakikat zannedilen, yaşanan, uygulanan mecazlar.

Yavuz Nufel - Haziran 2006

Rotterdam

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat