Kim takar cahillerin laf-ı güzaflarını!

  • GİRİŞ12.12.2010 06:54
  • GÜNCELLEME12.12.2010 06:54

Kim Takar…

Karşılaştığımda dostlar, okuyucular ince bir girizgahtan sonra; "Ara sıra şöyle kısa, şiirlerinizden de yazsanız nasıl olur? Hatta akılımızda kalacak, bazı sohbetlerde anlatabileceğimiz kıssadan hisse yazılar yazamaz mısınız?" diyorlar. Sizi kırmak kalemimi kırmak demektir.
Kimi şair, ozan göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir olgu, kimisi iki kapılı bir han, kimisi üç günlük dünya olarak tanımlar hayatı. Ve hayatın nasıl olması, nasıl yaşanması konusunda kütüphaneler dolusu yazılar yazılmış, sözler söylenmiştir.

Bana göre hayat ve yaşamak:
Söylenmediyse bu günde dek,
Artık söylemek gerek,
İki nokta arasında
(doğum-ölüm)
Kalan çizgi değildir hayat
Çizginin kalınlığı kadardır ancak
Mesele, enine yaşamak…

Hayatın en güzel yanı detaylarında gizlidir. Koşturmaktan enine yaşayamamaktan o kadar güzelliği teğet geçiyor, görmüyor, farkına bile varamıyoruz ki, kim takar yarış atı gibi koşanları, koşturanları.

Bozuk bir saatin günde iki kez doğru zamanı gösterdiği söylenir...
Bu her parçası yerinde ama bozuk saatler için geçerlidir bu söz, doğrudur!
Bozuk ve üstelik yelkovanı bile yerinde olmayan o kadar çok iki ayaklı saat var ki!

Yelkovansız bozuk saatlerin akrepleri 12 rakamının üstüne sabitlendiğinden her saat başı doğru zamanı gösterdiklerini sanıyorlar işte sorun burada!..
Kimse çıkıp " Kral çıplak!" der gibi "Bu saat bozuk!" demedi bugüne kadar!..

Kim mi onlar? Pes doğrusu; çevrenize, TV´lerinize, gazetelerinize, internetinizi de beş dakika bakın, o insanlardan ne kadar çok olduğunu göreceksiniz!...

Ne mutlu " Tik tak, tik tak" çalışan saatlere. Onlar gözümüzün önünde dakika dakika, saniye saniye doğru zamanı gösterirken; kim takar, kim bakar, bir tek akrebi kalmış bozuk saatlere.

Su, Ateş ve Ahlak dostluk kurmuşlar; hem dolaşıyor hem birbirlerini daha yakından tanımak için sohbet ediyorlarmış.
Su´ya; Kaybolursan seni nasıl nerede bulacağız, demişler
Su; nerede bir şırıltı duyarsanız ben oradayım, demiş
Ateş´e; ya sen, demişler,
Ateş: Bir duman gördüğünüz yerdeyim, demiş.
Sıra Ahlak´a gelmiş,
Ahlak´ın cevabı net ve açık olarak; Beni bir kere kaybederseniz bir daha kesinlikle bulamazsınız, olmuş...
Ne mutlu ki hâlâ birçok namuslu ve ahlaklı insan var. Kim takar, kim duyar ahlaksız ve namussuzları….

Aşk; Fransa´da bir komedi,
İngiltere´de bir trajedi,
İtalya´da bir opera,
Almanya´da bir melodramdır, demiş Blessignton...
Ya bizi unutmuş, ya da aklına gelmemiş, ya da bizim aşk anlayışımızı tek kelime ile anlatmanın mümkün olmadığını görüp vazgeçmiş olmalı.. O halde birkaç tanesini ben söyleyeyim bari:

Aşık Veysel´ göre:
Kavuşamazsan aşk olur.
Sokaktaki vatandaşa göre:
-Aşk bir turşu suyudur, içmeyen yoktur.

Aslında aşkın tarifi mümkün değildir, diyenler olsa da ben de aşkın tarifini bir şiirimde şöyle yapmıştım:

aşk,
gebeliktir
tek yumurta ikizi
sonra
yarım elma
bir yarımda
diğerinin
diş izi…

Hâlâ yurdum insanının onda dokuzu hayatının bir döneminde şiir yazıyor, aşkı arıyorsa kim takar Blessignton´un aşk ve milletler üzerine yaptığı
yorumu/ tespiti.

Bir dörtlükte Ömer Hayyam´dan:

Yerin üstüne baktım, uykuya dalmışlar;
Altına baktım, çürüyüp toprak olmuşlar.
Yokluk ovasında başka ne var ki zaten;
Daha gelmemişler var, gelip gitmişler var.

Evet, yeter ki sizler okuyun, kim takar okumayan cahillerin laf-ı güzaflarını.  (laf-ı güzaf: boş, manasız, gereksiz laf)

Not: Genel Yayın Yönetmenimiz, yeni Kaptanımız Yaşar İliksiz’e ve Ünal Tanık beyefendiye yeni görevlerinde başarılar diler, önce vatana millete sonra biz yazarlara ve okuyuculara hayırlı olmasını temenni ederim… Ben kendi adıma gidenden de gelenden de razıyım, memnum;  Kim takar gelen gideni aratır diyeni.. ( Henüz diyen yok ama ben yine de baştan söylemiş olayım, hem de yazının başlığı daha bi anlam kazansın değil mi?)  

Yavuz Nufel - Haber 7
yavuznufel@live.nl

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat