''Elhamdülillah Müslüman ve Fenerbahçeliyim…''

  • GİRİŞ19.02.2011 21:55
  • GÜNCELLEME19.02.2011 21:55

Hafta sonu demek birçokları için varsa yoksa futbol…

Futbolun hastası değilim ama derby maçlarını zamanım elverdiğince kaçırmayanlardanım…

“Futbol oynamak günahtır” diyen bir dedem ve ninem vardı… Allah rahmet eylesin… Onlara da demek ki öyle söylenmiş, öyle öğretilmişti…

Nedenlerini anlatırlardı kendilerine göre. Her futbol oynayan, topa vuran kişiler çocuk yaşlarımda benim için  dinsiz, kafir demekti!..

Başka bir kesim ise sakal bırakan, beş vakit namazını kılan herkese “Yobaz” derdi…

Şükürler olsun, “dini bilen” ve “dine hizmet” eden bir babam vardı ( Allah uzun ömür ve sağlık versin hala var)  “ dinsiz ve kafir”in top oynamakla, topa vurmakla alakası olmadığını öğretti… Yobazlığın ise saçla sakalla alakalı  bir durum olmadığının altını çize çize örnekler vere anlattı her fırsatta…

Pendik’ten trene kaçak binip, Kızıltoprak’da iner, Dereağzı’nda Fenerbaçe’nin antrenmanlarına giderdik…

Şimdiki Fenerbahçe kadrosunu sorsanız beş futbolcunun adı aklıma zor gelir, ama o yıllarda aklımda kalan isimlere, kadroya bakar mısınız…

Brezilyalı antrenör Didi; kaleci Romanyalı Datcu, yedek kaleci Adil...

Cemil, Alpaslan, Yılmaz, Osman, Ali Kemal, Ziya aklıma ilk başta gelen isimler..

Sınıfımızın çoğu Didi’nin  şivesi ile “Fenerbatze” liydi…

Hasta, fanatik, çılgın taraftar yoktu…  Taraftar olmanın hastalık, çılgınlık olduğu sonradan çıktı ortaya. Fanatik taraftar olmaksa esnafların dükkanlarına yabancı kelimelerle tabela yaptırmaya başladığı zaman dilimine denk düşer  ( ’80 li yıllar)

O zamanlar “ koyu” taraftar olunurdu…

Koyu Fenerli, koyu Cimbomlu, koyu Beşiktaşlı gibi…

Nedendir bilmiyorum ben “Koyu” da olamadım!...

Ama hangi takımı tuttuğum sorulduğunda “ Elhamdülillah  Fenerbahçeliyim”  derdim…  Bu cevabıma Babam gibi hoşgörülüler tebessüm ederken, dedem gibiler; “ Kes lan, o nasıl cevap öyle; Elhamdülillah’ı Müslüman olduğunu söylerken kullanacaksın” dediler!...

Uzunca bir süre, seferilik dönemi diye adlandırdığım zaman dilimine girmeden önce, “ Ne zamandan beri Fenerbahçelisin” sorusuna, “ Galu Bela’dan beri” şeklinde cevap verdiğimde çok oldu… 

Şayet  günahsa, ” Galu Bela’dan beri Fenerbahçeliyim” diyerek günah işlemişsem Allah affetsin… 

Son on beş yıldır futbola olan ilgim, maç sonuçlarına bakmak,  zaman bulduğumda derby maçlarını ve milli takımın maçlarını izlemekten öteye gitmiyor…  Yine de Fenerbahçe’nin her hangi bir maçı kaybetmesi durumunda özellikle Galatasaraylı dostlarımın yolladığı mesajlardan fazlası ile nasibimi alıyorum…

Son on beş yılda hayatımda o kadar çok şey değişti ki, o kadar çok şey öğrendim ki; öğrendikçe o kadar şey bilmediğimin farkına vardım ki anlatamam…

Bir kartvizitim bile yok…

Daha önceleri olsaydı adımın altına “gurur”la  Gazeteci, şair, yazar yazdırırdım…

Şimdi, şair dediklerinde şairliğimden, yazar dediklerinde yazarlığından, gazeteci dediklerinde gazeteciliğimden utanıyorum…

Acaba ben bunları hak ettim mi, ediyor muyum…

Utancım, bu sıfatlar beni şeytana has “ Gurur ve Kibir” girdabında savurur, yok ederse ben ne yaparım!...

Meslek hayatımda iki tabirin, sıfatın gerçek manasını nitelik ve nicelik olarak ancak bulabildiğimi sanıyorum.

Yobaz:

Şahsi çıkarlar ve menfaatler karşısında atasözlerini Hadis-i Şeriflerden; Hadis-i Şerifleri Ayetlerden,  töreleri ve gelenekleri, Şamanizm ve ateşperestliğin düşünce tarzını ve yaptırımlarını İslamiyet’ten üstün tutmak  ve uygulamaktır…

Gazetecilik:

Yine menfaat ve çıkar uğruna kişilerin özel hayatlarına, kılcal damarlarına kadar girme çabasında olmak…

Öküz altında buzağı aramaktır!..

Köşe yazarlığı: Öküz altında buzağı aramak,  deve bulmak, fil çıkarmaktır!!!…

….

Benim ve burada yazan bir çok arkadaşımın yaptığı yukarıda tarif ettiğim “ Yobazlık, Gazetecilik, Köşe Yazarlığı” ile hiçbir alakası var mı sizce?!..

Olsa olsa yarenlik, düşünce paylaşımı, sohbettir…

Şimdi gündem de olan ve bana sorulan iki sorudan ilki Mısır ve Arap dünyasındaki olaylarla ilgili…

Mısır’da yaşananları ve gelinen noktayı birkaç mısra ile anlatacak olursam: Kurumamışsa, ya da ters akmıyorsa bir nehir / o coğrafyada hayat var demektir / İnsanın yere bakanı, suyun durgun akanı / gün gelir yıkılır saltanatları / üç büyük firavun /Keops, Kefren, Mikerinos / ve Mübarek sana da adios / Su, mazluma insana kefil / son örnek işte Mısır, işte Nil.. ( Yavuz Nufel)

Dünya da ne varsa suda yaşadı önce / Üstümüzden su geçer, doğunca ve ölünce. ( N. Fazıl Kısakürek)

 Fenerbahçe- Beşiktaş derbysine gelince:

İnşallah “ Fenerbatze” kazanır, çünkü Elhamdülillah Müslüman ve Fenerbahçeliyim

Yavuz Nufel - Haber 7
yavuznufel@live.nl

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat