Tamam, bakmıyoruz…
- GİRİŞ05.09.2014 07:29
- GÜNCELLEME05.09.2014 07:29
Onun 1936’da yazdığı Ego ve Savunma Mekanizmaları kitabı narsist
(kendine aşık) kişilerde görünen ego savunma mekanizmalarını literatüre kazandırmıştır.
İnkar onlardan biridir. Narsist kişi, hoşlanmadığı, yüzleşemediği bir nesnel
gerçekliği yok sayar, olmamış kabul eder, öylece rahatlar.
İkinci ve paranoya sınırlarındaki savunma refleksi yansıtmadır. Kendinde olan
ama kabul edemediğin, kendine yakıştırmadığın kusuru başkasına yükleyip,
projeksiyon yaparsın ve üzerinden atarsın.
Üçüncüsü çarpıtmadır. Hasta gerçeği ihtiyacına göre çarpıtıp rahatlar.
Dördüncüsü “ayrırma ya da primitif ideâlizasyon” olarak geçer. Gerçeği
nüanslarıyla anlamak yerine mutlak iyi ve mutlak kötü olarak ikiye bölersin,
başın ağırmaz.
Kondensasyon en ileri aşamalardandır. Artık zaman ve mekan ortadan kalkmıştır.
Sevgilisinin intikamını ona benzeyen herkesi öldürerek alan seri katilliğe
kadar çıkabilir ucu.
Türkiye günlük politikası üzerine yazarken psikolojiye en çok ihtiyaç
duyduğumuz günlerdeyiz yine.
İnkar vakalarında büyük artış var. Büyük egolara göre “Yeni Türkiye” diye bir
şey yok. Hiçbir şey değişmedi. Her şey eski tas eski hamam.
“Yeni Türkiye yok” diye atılan taklalar standart bir atletizm şampiyonasında
bile atılmamıştır herhalde. Bilecik’te bir tavuğun kanadı kırılsa “İşte
Yeni Türkiyeniz” diye başlıyor tatava. Yeni Türkiye diye Alişan’ın Köşk’e davet
edilmesiyle zavallı bir eski Türkiye jargonuyla dalga geçenden, şimdiden Yeni
Türkiye’den sıkılanına kadar semptomlar görülmekte…
Hastaya yine de iyi davranıyoruz.
Bu günler de sık sık başvurulan savunma mekanizmalarından biri
“Çarpıtma.”
En son örnek Milli Eğitim’in yeni TEOG sistemiyle aralarında Hristiyan ve
Musevi vatandaşların da olduğu binlerce öğrencinin zorla İmam Hatiplere
yerleştirildiği haberleri.
Haberlere göre Fatih Altaylı’nın kızı, iki Ermeni öğrenci ve Hahambaşı Izak
Haleva’nın torunu da zorla İHL’li yapılan öğrencilerin içinde.
Şimdiden AKP’nin İslamcı faşizme gittiğine dair yüzlerce yazı yazıldı, binlerce
tweet atıldı, "işte yeni Kemalizm” diye analizler dahi yapıldı.
Hasta için bir kıymeti var mı bilinmez ama buyurun rakamlara bakalım.
Temel Eğitiminden Orta Eğitime Geçiş (TEOG) sisteminde bu yıl bir liseye
yerleştirilmesi gereken öğrenci sayısı 1 milyon 300 yüzbin. Lise eğitimi
zorunlu, herkes kanunen bir yere yerleştirilmeli.
Bunun için online bir sistem kurulmuş. Öğrenciler okullarda aldıkları
puanlarıyla internette 15 okul tercih ediyorlar. 15’ine de puanları
yetmezse ikinci bir listeden istedikleri okul türlerini işaretliyor. Özel
okulların çok büyük bir kısmı ve azınlık okulları bu sisteme dahil değil.
Ama özel okullara gidecek 200 bin öğrenciye devlet para yardımı yapacağı için
öğrenciler arasında bir fırsat eşitsizliği olmasın diye sisteme “özel okulu
tercih ediyorum” diye bir seçenek konmamış, sistem onları da otomatik olarak
gitseler de gitmeseler de bir okula yerleştirmek üzere programlanmış. Burada
bir hesap hatası olabilir. Ama bir kötü niyet olmadığı açık. İmam Hatip
rakamlarına bakalım.
1 milyon 300 bin öğrenci içinde 15 tercihinden birini İmam Hatip olarak tercih
eden öğrencilerin sayısı 359 bin. İlk üç tercihinden biri İmam Hatip olanların
sayısı da yaklaşık 90 bin. Peki tercih etmelerine rağmen kaçı yeni adıyla
Anadolu İmam Hatip Liselerine yerleştirilmiş?
Sadece 159 bini. Yani İmam Hatip’i tercih etmiş öğrencilerden 200 bini kontejan
olmadığı için bu okullara yerleştirilememiş.
Peki nasıl oluyor da aynı anda binlerce öğrenci zorunlu olarak İmam Hatip’e
yerleştirilmiş olsun?
O iddianın kaynağına gidelim. Sistemde özel okul ya da azınlık okuluna
gideceğim tercihi olmadığını söylemiştik. Yani çocuğunu lisede özel okula ya da
bir azınlık okuluna göndermek isteyen velilerin bu sistemde tercih yapmasına
gerek yok. Onlar da yapmamış zaten. Kızını özel bir okula gönderecek olan
Fatih Altaylı, torunu cemaat lisesine devam edecek İzak Haleva ve Ermeni
öğrencilerin velileri de sisteme girip tercih yapmamışlar.
Ama sistem onları yine de gitmeyecek olmalarına rağmen bir okula
yerleştirmiş. Sadece İmam Hatiplere değil, aynı durumda olup, meslek
okullarına, düz liselere kaydedilmiş olanlar da var.
Peki 1 milyon 300 bin öğrenciden tercih etmemelerine rağmen bakanlık sisteminin
İmam Hatip’e yönlendirdiği öğrenci sayısı kaç. Sadece 209. Fatih Altaylı’nın
kızı, İzak Haleva’nın torunu da dahil bu rakama.
Evet günlerdir, İslami Faşizme gerekçe yapılan rakam bu kadar işte. 209 bile
bir zorunluluk varsa yüksek bir rakam.
Peki bu öğrenciler zorunlu olarak İmam Hatip’e mi gidecek? Hayır.
Zaten sisteme bile girmediklerine göre seçtikleri özel okullara
gidecekler. Diyelim bu 209 öğrenciden bir kısmı tercih yapmayı unuttuğu ya
da yapamadığı için zorunlu olarak İmam Hatip’e gönderildi. Bakanlık 15 Eylül’e
kadar okulundan memnun olmayan öğrencilere nakil şansı tanıdı, müsait okullar
her cuma duyuruluyor. Yani zorunlun olarak İmam Hatip’e gitmek mümkün değil.
Peki tercih ettiği halde İmam Hatip’e gidemeyen öğrenci sayısı kaç; 200 bin.
İşte İslami Kemalizm, neo-Kemalizm analizlerine meze yapılan çarpıtılmış gerçek
böyle.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol