Demokrasiyi kurtaran adamın ardından...

  • GİRİŞ15.02.2015 09:51
  • GÜNCELLEME15.02.2015 09:51

Toplumu ve ülkemizi bu hale getirenler her uyarılışlarında bu uyarmayı yapanlar üzerindeki baskı ve zulümlerini artırmışlar, işçileri köylüleri gençlerimizi kurşunlamışlar, devrimci öğretmenleri boyunlarına yular takarak yerlerde süründürmüşlerdir… Gittikçe yoğunlaşan ekonomik bunalımı gizleyebilmek için halkımızın dini duyguları hayâsızca istismar edilmiştir…

Biz bu bildiriye imza koyan devrimci örgütler çeyrek yüzyıllık bir yıkıntının yarı canlı unsurlarıyla ülkemizin sorunlarına çözüm getirileceğine inanmıyoruz. Ülkemizin kurtuluşu emperyalizmle herhangi bir bağlantısı olmayan Atatürkçü tam bağımsız bir dış politikanın gerçekleştirilmesi, emekçi, halkımızın ağırlığı ve etkinliği altında temel reformların yapılması ve insanın insana kul olmadığını yeni bir toplumsal düzenin kurulması mümkündür... Bu yoldaki bütün devrimci girişimler, halkımızın temel isteklerinin gerçekleştirilmesi için şimdiye kadar verdiğimiz mücadelenin doğal bir uzantısı olarak desteklenecek, korunacak ve sürdürülecektir...”

13 Mart 1971 günü okunan bu bildirinin başlığı “Komutanların muhtırası ve Demirel hükümetinin  istifası hakkındaki görüşümüz.” Cumhuriyet gazetesinin “Devrimci Kuruluşlar tutumu destekliyor” başlığıyla manşetten verdiği bildirinin altındaki imzalarsa şöyle: Türkiye Öğretmenler Sendikası, Devrimci Avukatlar Derneği, Üniversite Asistanları Sendikası, Mimarlar Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Maden Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, ODTÜ Mezunlar Derneği,  Türkiye Milli Gençlik  Teşkilatı ve DEV-GENÇ…

DEV-GENÇ’in Genel Başkanı Ertuğrul Kürkçü bunu yetersiz bulmuş olacak ki ayrıca bir açıklama yapıp, şöyle demiş:

“Muhtıra durumu tesbit bakımından doğru ve olumludur. Çözüm yolu parlamento değildir. Eğer toprak reformu, dış ticaretin devletleştirilmesi, Amerika ile olan ilişkilerimizin yeniden gözden geçirilmesi konularında kararlı iseler, biz bütün gücümüzle Silahlı Kuvvetlerin yanında olacağız.”

13 Mart günü, 12 Mart muhtırasını selamlayan Cumhuriyet gazetesinin “Devrimci Ordunun Sesi” başlıklı başyazısında Nadir Nadi de  parlamentonun çare olmadığı fikrini savunmaktadır: “Anayasanın öngördüğü reformları Atatürkçü bir görüşle ele alacak ve inkılap kanunlarını uygulayacak kuvvetli bir hükümet”in işbaşına getirilmesi zaruridir.

Tırnak içindeki cümle 12 Mart Muhtırasından aynen alınmıştı. 3 maddelik muhtıranın 2. Maddesinde böyle bir hükümet kurulmasını şart koşan askerler üçüncü madde de tehdit ediyordu: “Bu husus süratle tahakkuk ettirilmediği takdirde TSK kanunların kendisine vermiş olduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni korumak ve kollamak görevini yerine getirerek idareyi doğrudan doğruya üzerine almağa kararlıdır. Bilgilerinize…”

Devrimcileri, solcuları, Kemalistleri heyecanlandıran işte bu devrimci hükümet vaadiydi. Tabii bir de muhtıranın altında gördükleri iki imza: Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur.

Hikaye eski. En az 10 yıllık.

27 Mayıs 1960 darbesinden sonra radikaller, hemen çok partili hayata dönülmesine karşı çıkmışlardı. “Devrim”in işi henüz bitmemişti.

Önce 1950’deki gibi kötü sürprizlere neden olan “çeyrek yüzyıldır uygulanan gerici parlamentoculuğa” ara verilip, yarım kalmış Kemalist devrim tamamlanmalıydı.

Yazının Tamamı için tıklayınız...

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat