İki salla, bir bağla, üç salla, bir eğil ve aman u
- GİRİŞ19.07.2015 10:02
- GÜNCELLEME19.07.2015 10:02
Bayramın üçüncü günü itibarıyla unutan çok olmuştur. Unutulmasın diye başlıktaki gibi tekerlemesi bile var.
Yine de telaşa lüzum yok. Şaşırıp yanlış zamanlamayla elini bağlayanlar, tekbir getirenler, rükuya eğilenlere, çevreden birkaç “acemi bu” gülümsemesi dışında bir 'müeyyide' yok.
Ama bir zamanlar Bayram Namazları bu kadar tekin değildi.
1938 yılının Ramazan ayı Ekim/Kasım aylarına denk gelmişti. Mevsimsel olarak bizden şanslıydılar ama herhalde siyasal olarak şanslı olmayı tercih ederlerdi…
Ramazan Bayramı’ndan iki hafta sonra yeni Cumhurbaşkanı ve Milli Şef İsmet İnönü çıktığı yurt gezisinde Çankırı’nın Çerkeş ilçesine gitti. Yoğun tezahüratlarla karşılandı. Çerkeş’in genç Kaymakam’ıyla ilçenin sorunları hakkında sohbet etti. Cumhuriyet gazetesinden okuyalım:
''İnönü: Asayiş nasıldır?
Kaymakam: Çok iyi. Hırsızlık da yok. En çok kadın ve kız kaçırma vakası var. Burada arazi az olduğu için kavgalar sık olur.
Reisicumhur kaymakamdan geçenlerdeki ezan vak’ası etrafında izahat istedi. Kaymakam dedi ki:
-Bir köylü Ramazan’ı geçirmek üzere buraya gelmişti. Bayram Namazı kıldırmak üzere imam lazım olmuş, kendisine teklif etmişler. Namaz esnasında şaşkınlıkla tekbir getirmiş. Cemaat buna katiyyen eşlik etmemiştir.
İnönü: Demek bir yanlışlık ve şaşkınlık eseridir. Ağır konuşacaktım. Canım çok sıkılmıştı. Demek ki bir kasıd yok.
Kaymakam: Hayır… Tahkikat yaptım. Hoca birdenbire şaşırmış, dili dolaşmıştır. Halk Arapça tekbire iştirak etmediği gibi fena halde hiddetlenmiş, canı sıkılmıştır...”
1932 yılının Ramazan ayında başlayan Türkçe ezan, Kur'an, kamet uygulaması, 30 Ocak 1932’de Fatih Camii’nde okunan Türkçe İkindi Ezanı ve 3 Şubat 1932’de Ayasofya Camii’nde elçiliklerden temsilcilerinde de balkondan izlediği Türkçe ''Kadir Gecesi ayini''yle görücüye çıkarıldı.
devamı için tıklayın >>>
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol