Suriye’de normalleşmeye İran izin verecek mi?

.

  • GİRİŞ18.08.2022 11:49
  • GÜNCELLEME18.08.2022 14:57


Dünya, Suriye’ye geri dönüşlerle ilgili Ankara-Şam hattında süren görüşmeleri ve büyük heyecan uyandıran gelişmeleri gazetemizin manşetlerinden öğrendi.
 
Bölgenin nabzını çok iyi tutan arkadaşımız Yılmaz Bilgen, 9 Ağustos’ta SURİYE BARIŞ KOMİSYONU başlıklı haberinde, sahada terörü bitirecek hamleler yapan Türkiye’nin, masada da geri dönüşün zeminini oluşturmaya çalıştığına, bu kapsamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Suriye lideri Esad’la telefon görüşmesi yapabileceğine yer verdi.
Gündeme bomba gibi düşen bu haber, 2023 seçimlerine kadar 2,5 milyon sivilin geri dönüşüne zemin hazırlandığını içeriyordu.
 
Ankara’nın, geri dönüşler içinse öncelikle siyasi mahkûmların serbest bırakılmasını, Suriyelilerin ev, arazi, iş yeri tapularının geri verilmesini ve memuriyet dâhil, daha önce sahip oldukları hakların iadesini istediğini manşetimizde duyurduk.
Bu haberimiz, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “muhaliflerle rejimin masaya oturması gerektiğini” işaret etmesi ile teyit edilmiş oldu.
 
Bu adımın önü, Zaho benzeri yeni bir provokasyonla kesilmek istendiyse de, Suriye’de bayrağımıza ve binalarımıza saldıran provokatörler, Suriyeli muhalif güçler tarafından yakalanarak oyun bozuldu.
Daha sonra anlaşıldı ki, birileri muhalifleri PKK-YPG ile iş birliğine çekerek, Türkiye aleyhine döndürmeye çalışıyordu. Bunu da gazetemizin manşetinde deşifre ettik.
           ***
Sonra sırasıyla SURİYE’YE DÖNÜŞ ÜÇ BÖLGEYE ve ESAD’DAN BEŞ TALEP manşetlerimizle yeni detayları okuyucularımıza aktardık.
Ankara, geri dönüşlerin öncelikle pilot bölgeler olarak Halep, Humus ve Şam’a yapılmasını, başarılı olunması durumunda çerçevenin genişletilmesini önermiş.
 
Ülkesine dönen Suriyelilerin can güvenliği ve mallarının iadesinin takibi için de garantör ülkelerin kontrolünü masaya koymuş.
Türkiye’nin bu taleplerine karşılık, Şam rejimi de İdlib, Reyhanlı-Cilvegözü sınır kapısı ile Kesep gümrüğünün devrini, M4 kara yolunun kontrolünün kendilerine devrini istemiş.
 
Gazetemiz, Yılmaz Bilgen imzalı manşetleriyle gün gün bu gelişmeleri aktarırken, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun sözleri üzerinden Türkiye’nin girişimine destek çıktı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı ise “Şam ile ilişkiler direkt hâle gelebilir, seviyesi yükseltilebilir” diyerek, Erdoğan-Esad görüşmesinin önümüzdeki süreçte olabilirliğine işaret etti.
           ***
Haftalardır resmî beyanların da önünde giderek, kamuoyunda büyük yankı uyandıran manşetlerimizin Suriyelilerde nasıl karşılık bulduğunu öğrenmek için görüşlerine çok değer verdiğim eski Suriye Türkmen Meclisi’nin kurucu başkanı Samir Hafez Bey'i aradım.
“Girişimin zamanlaması mükemmel” dedi.
 
Rusya’nın, Ukrayna savaşı sebebiyle askerlerini büyük oranda bölgeden çekmiş olması avantaj.
Büyük bir enerji krizi ve ekonomik darboğaz yaşayan Suriye yönetiminin de çözüm isteyeceğini, ancak şimdilik elini yüksek tuttuğunu anlattı.
Tahmin edebileceğiniz gibi, bunun içinde Türkiye’nin operasyonla kontrol altında tuttuğu bölgelerden çekilmesi gibi talepleri var.
 
Ancak onlar da bal gibi biliyor ki, o bölgede PKK-YPG dâhil, ülkemize yönelik terör tehdidi bitmeden Türkiye’nin çekilmesi ihtimal dışı.
Şimdilik ellerini yüksek tutmaları normal ama masada adım adım mantıklı bir noktaya varılabilir.
Rusya ile Şam yönetimi ve Ankara mutabık kalırsa, PKK-YPG’nin bölgede uzun süre yaşaması, dolayısıyla Suriye’yi dörde bölme hayalleri kuran Batılı ülkelerin ve perde arkasında İsrail’in bu bölgede tutunması mümkün olmaz.
Burada tek problem var; İran.
 
Suriye’de 120 bin askeri olduğu söylenen İran, çözümün önündeki en büyük engel.
Onun da çıkmazı şu ki; bir taraftan Türkiye’nin önünü kesmeye çalışırken, öbür taraftan İsrail’in ve ABD’nin çıkarına hizmet etmiş olacak.
Oysa, Tahran’da 19 Temmuz’da yapılan Türkiye-Rusya-İran zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan açık çağrıda bulunmuş, millî güvenliğimizi tehdit eden terörü Suriye’den söküp atmaktaki kararlılığı tekrarlarken, Rusya ve İran’ın da desteğini istemişti.
 
Erdoğan’ın bir başka önemli başlığı ise Suriye’ye geri dönüşlerin teşviki için “kötü muamele olmaması” gerektiğine vurgu yapmasıydı.
Bu ifade o gün tam olarak anlaşılmasa da, akabinde gazetemizin manşetlerinde yer alan gelişmeler, masada o gün kamuoyuna yansıyanların ötesinde konuların ele alındığını göstermekte.
Nitekim, 5 Ağustos’ta Soçi’deki Erdoğan-Putin zirvesinin ardından Bakan Çavuşoğlu’nun manşetlerimizi teyit etmesi ve akabinde gelen açıklamalar, masada belli konularda uzlaşıldığını ortaya koyuyor.
Bakalım İran, Tahran zirvesinde, Cumhurbaşkanı Reisi’nin, “ABD’nin Fırat’ın doğusundaki varlığı kabul edilemez” sözünün gereğini yapacak mı?
Bekleyip göreceğiz.


TÜRKİYE GAZETESİ
 

Yorumlar1

  • kenan alevli 1 yıl önce Şikayet Et
    geri dönenlerin kötü muameleye tabi tutulmaması istenmiş. yok bir de esed onları sarayında misafir etsin de tam olsun! ya hu bu hainler kendi devletlerine karşı isyan ettiler savaştılar. kendi ülkesine ihanet edenleri orada umarım korkunç bir akıbet bekliyordur
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat