Tek problem zincir marketler mi?

.

  • GİRİŞ04.12.2022 09:09
  • GÜNCELLEME04.12.2022 09:09

Fiyat artışları bugünün derdi değil…
Doların bir gecede 6,50’yi geçtiği 2018 Ağustos’undan bu yana gündemimizde.
O günlerde çok yazdık; dolar sonra 5,20’ye kadar gevşedi ama, o geceyi bahane ederek, dolar kuru 7, hatta 8 olmuş gibi zam yapanlar, hiçbir zaman etiket fiyatlarını aşağı çekmedi.
Oysa bahaneleri dolar ve buna bağlı akaryakıt artışıydı.
Çıktıkları fiyattan inmemeleri, fırsatçı terörünü ilk o günlerde gündemimize taşıdı.
***
Nitekim işlerine geldiğinde “döviz artışına” sığınıp, işlerine gelmediğinde döviz kurlarındaki düşüşü görmezden geldiklerine bu süreçte çokça şahit olduk.
Sonra buna gıda stokçuları eklendi.
Ne hikmetse bir türlü hâl yasası çıkmıyor, sudan ucuz tükettiğimiz patates-soğan bir anda ortadan kayboluyor, fiyatlar katlana katlana yükseliyordu.
Bir de “serbest piyasa” denen garabet vardı; isteyenin istediği gibi fiyat çektiği, devletin müdahaleye kaçındığı, ancak piyasa aktörlerinin kendi aralarında anlaşarak çok rahat at oynatabilecekleri bir serbestlik (!)
Hükûmet “tanzim satış noktaları” ile bu oyunu bozmaya çalıştıysa da, oluşan kuyruklar üzerinden muhalefetin ve fondaş medyasının yürüttüğü algı operasyonlarına boyun eğip, bundan da geri adım attı.
Bence bu, Gezi eylemcilerinin isteklerine ve algı operasyonlarına boyun eğmekten farklı değildi.
Sonra 2019 mahallî seçimlerinde gördük neticesini.
En göz bebeği şehirlerimizde o gün hangi projeler konuşuluyordu, bugün nereye geldik, yaşayarak görüyoruz birlikte.
Plan tuttu mu?
Tuttu.
Nitekim seçim sonrası tonlarca patates ve soğanın, çürütüldükleri depolardan çöpe dökülüşlerini izledik hep birlikte.
***
Ardından önce Rusya ve Şam yönetimi ile karşı karşıya geldiğimiz İdlib’deki küçük çaplı savaş gündemimize oturdu.
Türkiye, buradan yüzünün akıyla çıkmıştı ki, bu defa da dünyayı sarsan pandemi dönemi başladı.
Böyle bir dönemde ülke yönetmek hiç kolay değildi, hükûmet başardı.
Muhalefetin olanca spekülasyonuna rağmen, tedarik zincirinde hiçbir problem yaşanmadı.
Yine tek derdimiz vardı; dolar.
2020’ye 5,40’lardan başlayan dolar, mayısta kısa dönem yine 7’yi, ekimde 8’i gördü ama sonrasında hep gevşetildi.
Dolar gevşedi de etiketler gevşedi mi peki?
Nerdeee!
Zaten iki yıl önce dolar kurunu 7,50-8 lira bandında baz alarak zam yapmışlardı ama, döviz düşüşlerinde hiç indirmedikleri gibi, dolar her inip çıktığında, sanki ilk defa orayı görmüş gibi yine fiyat artırmaya devam ediyorlardı.
***
Filmin asıl koptuğu yer, pandemi yasaklarının bitişi ile patlayan ihracata yöneliş, faiz indirimine yanaşmayan Merkez Bankası ve ekonomi yönetiminin değiştirilmesi kararları oldu.
Ne oldu, hatırlatayım.
Yükselişe geçen dolar, 2021’deki en yüksek seviyesini 17 Aralık Cuma günü 17 liranın üzeriyle gördü, ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kur Korumalı Mevduat açıklamasıyla pazartesi 12 liranın altına çakıldı.
Peki ya etiketler?
Piyasanın aynı oranda dişe dokunur bir indirim yaptığını gören-duyan olmadı.
Bazı kalemlerde kısa süreli indirim yaptılarsa da, fazlasıyla geri almaları bir oldu.
***
Şimdi şöyle geriye dönüp bir bakalım…
“Serbest piyasa”mızın taaa 2018 yılında doları 7-8 lira baz alarak yaptıkları zamlardan başlayalım.
O günden bugüne dolar kaç kat arttı?
İki buçuk kat.
Enerjiyi de bu belirliyor değil mi?
Dolayısıyla eş güdümlü.
***
2019’da asgari ücret ne kadardı?
2.020 lira.
2022’ye geldiğimizde o ne kadar arttı?
O da iki buçuk katın biraz üzerinde; üç katı değil yani.
Peki 2018’den bu yana tükettiğimiz ana ürünlerin fiyatları ne kadar arttı dersiniz?
Pandemi öncesinden bu yana 10 kat pahalanan ürünler var.
Üstelik sadece gıda da değil, birçok ürün ve kalemde.
Bu ne şimdi?
İşte bu sebepledir ki, son yıllarda dilimize “fırsatçı terörü” yerleşti, örnekleri de gözümüzün önünde.
Şimdi gelelim zincir marketler meselesine.
***
Biz bu pahalılık, fırsatçılık haberlerini yaparken özellikle aracılara, stokçulara dikkat çekerdik.
Ürünün tarladan çıkışına nakliye giderlerini de koyup, açılan makasın sebebini sorgulardık.
20 Eylül 2021 ezberimizin bozulduğu tarih oldu.
O gün BM zirvesi için New York’a giden Cumhurbaşkanı’mıza, hareketinden önce fahiş fiyatlar soruldu.
Erdoğan şu cevabı verdi;
-Zincir marketler başta olmak üzere tüm marketlerdeki bu denetimleri ciddi bir şekilde sürdürmek suretiyle bu zincir marketlerdeki fiyat farklılıkları vs. bunların üzerine gitmek suretiyle buralardaki bu ciddi fiyat farklılıklarını kaldıracağız. İnşallah Amerika dönüşü işin üzerine kendim de ilgilenmek suretiyle gideceğiz.
***
Giderken bu açıklama yapılınca, dönüş öncesi bunun detayını sormam elzem oldu.
New York’taki Türkevi’nde yaptığımız röportajda yönelttiğim sorular ve Sayın Cumhurbaşkanı’mızın verdiği cevaplar şöyleydi;
- Fahiş fiyat konusuyla ilgili bizzat ilgileneceğinizi söylemiştiniz. Bu konuyla ilgili tespit ettiğiniz problem başlıkları neler? Nasıl bir yol haritası izlenecek?
- Bu konuda kısmen özellikle bu zincir marketlerin sınırsız uygulamaları var. Bu sınırsız uygulamalar karşısında biz de Ticaret Bakanlığı olarak bunların üzerine gideceğiz. Zincir marketlerin bu uygulamalarıyla mücadelede Ticaret Bakanlığımız gerekli olan her türlü tedbiri alıyor, alacak ve bunlara da gerekli operasyonları yapacaktır.
- Tek problem zincir marketler mi?
- Ağırlıklı olarak iş orada toplanıyor. Bütün üreticiden tüketiciye olan yerde zincir marketlerin buradaki yoğun ürünleri toparlaması… Bu da 5 tane zincir market. Bunlar bütün o ürünü toparlıyor. Bu 5 tane zincir marketin topladığı ürünle piyasalar altüst oluyor. Bunlar eğer bu noktada daha adil davranırlarsa hem vatandaş uygun fiyatla ürün alabilecektir, hem de üretici şu an itibarıyla kazanımını, parasını zamanında alma şansına ulaşacaktır.
***
Hani hep aracılar, stokçular diyorduk ya…
İnancım oydu ki, bu iş sadece marketlerle sınırlı olamazdı, bu yüzden “Tek problem zincir marketler mi?” diye sorma ihtiyacı duyuyordum.
Lakin aldığım cevaptaki kararlı cümlelerden anlaşılıyordu ki, Cumhurbaşkanı’mızın önüne bununla ilgili raporlar konulmuş, problemin asıl kaynağının burası olduğu sağlam tespitlerle yer almıştı.
Nitekim ilerleyen süreçte denetimler arttı, Rekabet Kurulu bu marketlerin ‘anlaşmalı’ fiyat artışı yaptıklarını tespit etti, cezalar kesildi ama gördük ki yaraya merhem olmadı.
Şimdi iki hafta öncesine gelelim.
***
Dolar bugün bile geçen sene çıktığı seviyeye yakın bir noktada duruyor, akaryakıt 30 liralardan 20’lere inmiş, elektrik fiyatları son aylarda yerinde sayıyor, ama zamlar yine durmuyor, vatandaş ise sosyal medyada paylaştıkları etiketlerle bu zam yağmuruna yine isyan ediyordu.
Maliyetleri etkileyecek oynaklık olmadığı için bu defa daha haklı bir tepkiydi bu.
Böyle bir durumda gazeteci ne yapar?
Bulduğu her yetkiliye bu artışın sebebini, bunlar iddia edildiği gibi keyfî zamlarsa ne tedbir alınacağını sorar!
Ben de öyle yaptım.
Katar dönüşü uçak röportajında vatandaşın bu haklı isyanını dile getirip, ek tedbir alınıp alınmayacağını sordum.
Kullandığım kelimelere dikkat ederim; özellikle “zincir market” demedim, “fırsatçı terörü” ifadesi ile sorumu yönelttim ki, arada başkaları da varsa bütün ihale bu marketlere kalmasın. Sadece vatandaşın sosyal medyada zincir marketlerle ilgili şikâyetlerine onlar adına dikkat çektim.
Cumhurbaşkanı’mızın verdiği cevabı biliyorsunuz; para cezası dışında atılabilecek adımları ilk kabine toplantısında masaya yatıracaklarını, gerekirse çok daha ağır yaptırımlarla bu meselenin halledilmesi gerektiğini söylediler.
Nitekim kabinede görüşüldü…
Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantı sonrası açıklamasında, Ticaret Bakanlığının önümüzdeki günlerde yeni uygulamaları devreye alacağını, vatandaşlardan biraz daha sabır beklediklerini vurguladı.
Asıl dikkatimi çeken nokta, Cumhurbaşkanı’mızın ertesi gün Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında, medyanın sadece zincir marketleri konu edinen yayınlar yapmasına getirdiği eleştiri oldu.
Anlaşılan o ki, sadece zincir marketlerin konuşulmasından duyulan rahatsızlık kabinede Cumhurbaşkanı’na iletilmiş.
Şahsen şimdi merak ettiğim şu; geçen yıl zincir marketleri hedefe oturtan raporu sunanlar ile bugün kabinede olduğunu düşündüğümüz ve sadece zincir marketin konuşulmasını doğru bulmayan kişi ya da kişiler aynı mı?
Buraya kadar gelmişken şunu söylemeden geçemeyeceğim; bu sorgulamayı sadece iktidarı destekleyen gazeteciler yapıyor, çünkü burada bir oyun varsa bozulması için çabalıyor.
Her alanda müthiş başarılara imza atan hükûmetin, çözülememiş tek bir probleme kurban gitmemesi, tencere darbesi ile yıkılmaması için bunca sorgulamayı yapıyor.
Şu soruyu tekrar sorarak bitireyim;
Tek problem zincir marketler mi?
 

Türkiye

Yorumlar6

  • Yücel 1 yıl önce Şikayet Et
    Dünyanın hangi ülkesinde 10 bin şubesi olan marka varmı ? Tekelleşme budur işte.Hükümet buna izin vermemeli.Her sokakta 3 gafiller buda geleceği gösteren işaretler olsa gerek.Devlet gerekeni yapmalı .200 veya 300 şubeyle sınırlamalı
    Cevapla
  • enver 1 yıl önce Şikayet Et
    inisiyatif aracılara bırakılmamalı. aracılar komisyon misali bir kazanç elde edebilirler ancak satış fiyatlarında üreticiler etkili olmalı. örnek. ilaç, akaryakıt, bazı tüketim maddeleri gibi.
    Cevapla
  • Ayan 1 yıl önce Şikayet Et
    Maalesef bu araç satışında da öyle ÖTV indirimine gidildi bayilerde araç yok yer yarıldı içine girdi
    Cevapla
  • Misafir 1 yıl önce Şikayet Et
    Hatırlatırlarsanız 2018 cumhur başkanlığı seçiminden kısa bir süre öncede patates soğanda fiyat artışı olmuştu hatta sosyal medyada adamın birinin bir videosu vardı patates soğan güle güle erdoğan diye türkü tutturmuştu o gün bu gündür bu strateji yürürlükte yerel seçimleride bu stratejiyle aldılar seçimlere şurda 6 ay kaldı 2023tede muhalefetin tek şansı bu ve bu alana yüklenecekler 4,5 yıldır üzerine düşeni yapmayan bu konuda ağır kalan hükümet bakalım son 6 ayda ne yapacak allah yardımcımız olsun
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Muhafazakar 1 yıl önce Şikayet Et
    Stokçular,karaborsacılar, fırsatçılar,kazıkcılar Vurdumduymazlar hapse atılmadan mallarına el konulmadan serbest piyasa tuzağından vazgeçilmeden bu iş olmaz.
    Cevapla Toplam 5 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat