İran’da İsrail kazanmamalı!
- GİRİŞ05.03.2026 09:20
- GÜNCELLEME05.03.2026 09:20
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez ne dedi?
-Tahran’daki rejimin destekçisi değiliz, ancak İran’da uluslararası hukukun çiğnenmesine de karşıyız.
İşte bütün insanlığın ortak noktasını oluşturması gereken örnek tavır.
Çünkü, İran’daki rejimin, yıllarca Siyonist İsrail’in ekmeğine yağ sürecek şekilde başta Irak ve Suriye’de yaptığı katliamların, soykırımcı İsrail’in Gazze’de yaptıklarından farkı olmadığını bilmekle birlikte, bu sefer de İran halkının vahşi İsrail’in eline düşmesini istemeyiz.
Hele hele bunun kuralsız bir savaşa dönüşmesini; asla!
***
Her ne kadar ABD, Irak’ta 1 milyon insanı katlettiğinde yanında İran rejimi ve milisleri varsa da, bugün aynısını ABD eliyle İran halkının yaşamasını doğru bulmayız.
Bu ilkeli duruşun haklılığını, 165 kız çocuğunun bombalanarak katledildiği okul saldırısı vahşeti gösterdi.
Gazze’de olduğu gibi, İran’da da çocukları öldüren aşağılık yaratıklar İran’a demokrasi mi getirecek sanki?
Elbette hayır.
Öyle olsa, 1953’te ülkesinin petrol gelirlerini halka dağıtmaya kalkıştığı için Musaddık’ı CIA operasyonuyla devirip yerine Roma’dan Şah’ı göndermezler…
İran halkı bu piyonu kabullenmeyince, bu sefer Paris’ten Humeyni rejimini ihraç etmezlerdi.
İran hiçbir zaman kendi tercihleriyle yönetilmedi; yönetmesine izin verilmedi.
İşleri bitti; Time dergisinin Saddam Hüseyin ve Muammer Kaddafi’den sonra, Ali Hamaney’in öldürüleceğine işaret ettiği “Hamaney’den sonra” başlıklı kapağı da gerçeğe dönüştü.
Şimdi herkes işte bu “sonra”nın cevabını aramakta.
***
Kimileri rejimin, mevcut devlet teşkilatına ek olarak kurduğu kendi paralel yapılanması sayesinde yıkılmaz olduğunu öne sürüyor ama ABD Başkanı Trump, “Rejimi devirmeden savaş bitmeyecek” diyor.
Göreceğiz bakalım rejim kendini koruyabilecek mi, koruyamayacak mı?..
İstediğini alsa, Hamaney’den sonrasının ne olacağı, güç budalası ABD’nin çok da umurunda olmaz.
ABD Başkanı Trump’a sordular; alay edercesine "Saldırı o kadar başarılıydı ki adayların çoğunu saf dışı bıraktı… Düşündüğümüz hiç kimse olmayacak çünkü hepsi öldü. İkinci veya üçüncü olan da öldü" cevabını verdi.
Buradan anlıyoruz ki; ABD, elindeki kukla Rıza Pehlevi’nin tutmayacağını çözmüş, “Beni İran’ın başına geçirin, ne isterseniz yaparım” yakarışlarını dikkate bile almamış.
Zaten ABD için önemli olan İran’ın petrolü, gerisinden ona ne?
Pehlevi gibi kuklalar İsrail’e lazım.
Peki; İran, İsrail’in hazırladığı yeni cendereden çıkabilir mi?
***
Haydutlar çağına geri döndük maalesef, şartlar artık 2. Dünya Savaşı düzeninden daha da zor.
Öyle olmasa, ABD gibi bir ülkenin büyükelçisi, sapkın İsrail’in bütün Orta Doğu’yu işgal etmeye hakkı olduğunu söyleyebilir miydi?
Sapkın inançları gereği Orta Doğu’yu yutma planı işleten İsrail, rejimi yıktıktan sonra İran’ı da parçalayıp kolay lokma yapmayı hedefliyor.
Hatta bunun çalışmalarına savaştan önce start verildi; terör sahiplerince Suriye’de başarılamayan Kürdistan özerk bölgesini İran’la Türkiye arasında kurmak için harekete geçildi.
Suriye’den YPG’li, hatta DEAŞ’lı teröristlerin bunun için İran’a taşındığı söyleniyor.
Görüldüğü üzere herkesin bir hesabı var…
ABD petrole konacak, Çin’e giden hortumu kesecek;
İsrail, “arzımevut” sapkınlığının gereği İran’ın bir kısmını yutacak, geri kalanını yönetebileceği güçlere verecek.
Türkiye’yi terör devletiyle kuşatma projesini ülkemizin doğusuna taşıyacak, zaten İran’dan sonraki ilk hedefi Türkiye olacak.
El mi yaman, bey mi; işte o zaman görülecek.
***
İsrail’in Türkiye’ye karşı bir saldırı hayali kurması, Trump döneminde zor; ama illa ki bir gün Trump da gidecek, bir gün Erdoğan da olmayacak diye düşünüyor olabilirler.
Onlarla veya onlarsız, ABD ve İngiltere’nin desteğini aldığı ilk fırsatta Türkiye’ye saldıracaklar ki, bunu açıkça “Yeni İran Türkiye” diye haykırıyorlar zaten.
Şii tehdidini ortadan kaldırdıktan sonra, kendileri için yeni tehlikenin Sünniler olduğunu, dolayısıyla Pakistan dâhil, bölgedeki bütün Müslüman ülkelerin hedeflerinde olduğunu “Müslüman Kardeşler” kılıfıyla şekillendirmeye başladılar!
Yaklaşık son bir senedir “Türkiye'ye karşı harekete geçmeliyiz” diye yırtınıyorlar.
Soykırımcı Netanyahu, Yunanistan ve GKRY gibi ülkelerin yanı sıra Hindistan’la ittifak kuruyor, Pakistan-Türkiye hattını sıkıntıya sokmaya çalışıyor falan…
***
Bunlar Orta Doğu ve Asya tarafında olanlar, bunun bir de Afrika mücadelesi var, -ki geçenlerde gittiğimiz Etiyopya dönüşü Sayın Cumhurbaşkanımıza uçakta şu soruyu sordum;
- Türkiye olarak bir taraftan Orta Doğu, öbür taraftan Afrika ülkelerinin bölünmesini, sömürülmesini, birbirleriyle savaşmalarını önlemeye çalışıyoruz. Türkiye olarak buna muktedir miyiz? Bu noktada Türkiye’ye destek veren ülkeler var mı?
Cumhurbaşkanımızın buna cevabı “Evet, muktediriz” oldu, içimden “Elhamdülillah” dedim.
Bu öz güven önemli.
Ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın böyle bir dönemdeki liderliği inanın çok ama çok kıymetli, ülkemiz için büyük şans.
Bırakın İsrail’i, güya "Müslüman rejim" dediğimiz İran’ın Suriye’de ne yaptığını gördük.
Suriye’deki zulmü de, terörü de Türkiye bitirdi.
Hem de karşısında Esad rejimi haricinde, ABD’sinden Rusya’sına, İsrail’inden İran’ına, Fransa’sından İngiltere’sine kadar sayısız devlet varken…
Korkunç bir kaosun içine düşen Suriye’yi, Türkiye elinden tuttu, çıkardı.
Dostça yaklaşırlarsa, aynısını İran için de yapacağından eminim.
Biz Çin ya da Rusya gibi konjonktürel veya menfaat amaçlı hareket etmeyiz, dostlarımızı en zor zamanında yalnız bırakmayız.
Örnek; Libya’daki iç savaşta Trablus’u korumak için yaptıklarımız, Hindistan savaş açtığında Pakistanlı kardeşlerimizle nasıl dayanıştığımız.
Ayrıca İran, Türk cumhuriyetleri sırasında anılmasa dahi Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası. Yaklaşık bin yıl boyunca biz yönetmişiz. Türkiye'den sonra en büyük Türk toplumuna sahip ülke.
Vahşi Siyonizmin pençesinden korumak için Suriye’ye gösterdiğimiz kardeşliği, bugünkü Cumhurbaşkanları Pezeşkiyan gibi 40 milyona yakın Türk’ün yaşadığı İran’a da göstereceğimizden kimse şüphe etmesin.
***
Nitekim Türkiye, bu savaş çıkmasın diye samimi olarak el uzattı, hatta bütün bölge ülkelerini de Washington’a baskı aracı olarak kullanacaktı, Tahran rejimi reddetti.
“Ben baş başa görüşürüm, size ihtiyacım yok” dedi bir nevi…
O rejim ki; 600 bini sadece Suriye’de, milyonlarca Sünni Müslümanı sırf mezhepsel inancından ötürü katletti.
Bunca yaptığı vahşete, zulme rağmen Sünni coğrafya Türkiye öncülüğünde yine de İran’a el uzattı, fakat onu da reddetti.
İstanbul’a değil, Cenevre’ye güvenen; yıllarca “İsrail’e ölüm” sloganları atıp, İsrail’in palazlanmasından öte hiçbir işe yaramayan sözde İslami rejimin neticesi görüldü.
İranlılar, kendilerine hiçbir faydası olmadığı ortaya çıkan kibirli, palavracı rejimden kurtulur, İsrail’in ve ABD’nin piyon olarak önlerine koyduğu adamlar yerine, ülkeyi düze çıkaracak liderleri korur ve iş başına getirirlerse uzun vadede kazanan yine kendileri olacaktır.
Türkiye Gazetesi
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol