Mutlak butlan, CHP’yi kurtarma fırsatı
- GİRİŞ22.05.2026 09:43
- GÜNCELLEME22.05.2026 09:43
Kaset şantajıyla genel başkanları gitti, sineye çektiler…
FETÖ partiyi avucuna aldı, göz yumdular…
Terör örgütü sınırımızda devlet kurmaya, ülkemizden de parça koparıp ‘teröristan’a eklemeye çalışırken siyaseten destek vermeyi içlerine sindirebildiler…
Bölgesel özerkliği kapsayan anayasa taslağı hazırlamayı umursamadılar…
15 Temmuz’a ‘kontrollü darbe’ deyip, FETÖ’yü aklamaya çalışmakta hiçbir beis görmediler…
MİT tırı ihanetini sorgulamaya bile ihtiyaç duymadılar…
Biden “Artık darbe yapmayacağız, dostlarımızla Erdoğan’ı devireceğiz” dedi, nereye gittiklerinin üzerinde bile durmadılar…
O günlerde ‘millî çizgideki’ CHP’lilere çok dil döktük, “partinize sahip çıkın” diye, hiç kulak asmadılar.
İş döndü dolaştı, partilerinin ‘para ile satın alınmasına’ kadar geldi.
O vakte kadar ‘kol kırılır yen içinde kalır’ kafasıyla CHP’de olan biten absürtlükleri hiç umursamayan bir kesim, memleketi değil, CHP’yi dert edinmeye başladı!
Kemal Kılıçdaroğlu’nun, delegelere dağıtılan rüşvetle devrildiğini; Özgür Özel’in, Ekrem İmamoğlu’nun ‘kontrollü darbesi’ ile genel başkanlık koltuğuna oturduğunu anlatmaya başladılar.
Sonrası çorap söküğü gibi geldi.
Önce, Ekrem İmamoğlu’nun inşaat şirketinin başındaki ismin, toplanan balya balya rüşvet paralarını sayarken görüntüleri ortaya çıktı.
Sonra bu paraların, milletvekillerine tahsis edilen çakarlı arabalarla kimlerden toplanıp nerelere taşındığı anlatıldı.
CHP içinden ve CHP’li belediyelerden ihbarlar yağdıkça, görüntüdeki para kulelerinin, buzdağının görünen yüzündeki küçük bir miktarı olduğu, rüşvet ve yolsuzluk üzerine kurulu ‘sistem’in çok daha geniş bir alana yayıldığı anlaşıldı.
Kurultayda dağıtılan paraların hangi döviz bürosunda bozulduğu, delegelere sadece para değil, KİPTAŞ’ın yaptığı evlerden bile dağıtıldığı kayıtlara geçti.
Yapılan bütün ihbarları, partideki iç kavga esnasında ortalığa saçılan beyanları, savcılığa ulaşan belgeleri MASAK gibi devlet kurumlarının tespitleriyle örtüştüren yargı, CHP’deki yeni absürt durumun adını koydu.
Ekrem İmamoğlu, aslında Beylikdüzü Belediye Başkanlığından başlayarak bir yolsuzluk ve rüşvet ağı kurmuş, parayla beslediği suç örgütünden elde ettiği güçle CHP’yi ele geçirme yoluna gitmiş, Özgür Özel’i de kendisi Genel Başkanlık koltuğuna oturana dek, yerine vekil getirmişti.
Dalga dalga yayılan operasyonlarda tutuklanan CHP’li Antalya ve Uşak Belediye Başkanlarının ifadeleri gösterdi ki, Özgür Özel de valizle para taşınan isimler arasındaydı, hatta CHP Genel Merkezi’nde elden teslim edilen milyon avrolar vardı.
***
Şaibeli kurultayın mağduru Kemal Kılıçdaroğlu bu tablo karşısında her ‘arınma’ çağrısı yaptığında en sert tepkiyi gördü, hatta parti örgütü toplu hücuma geçti.
Bir nevi “Sesini çıkarma, kenarda otur” denildi.
Oysa mesele sadece kamuyu zarara uğratmak, iş adamlarını haraca bağlamak değildi.
'İmamoğlu Suç Örgütü’ne yöneltilen daha büyük suçlama, ‘casusluk’ faaliyetleriydi.
İpin ucu, İmamoğlu ve Özel’in çok sevdikleri ve sık temas kurdukları İngiltere’ye gitmekteydi.
İmamoğlu’nun ikinci adamı da Londra’ya taşınan yüzlerce milyon dolardan bahsetti.
***
Bu süreçte, CHP’lilere hakikati anlatmanın ne menem bir şey olduğunu ilk kez CHP’liler de tattı.
İmamoğlu ve Özel’in partiyi getirdiği noktayı kim dillendirmeye kalktıysa linç edildi.
Kılıçdaroğlu’nu deviren akıl da zaten bu adanmışlığa güvenerek bu kadar rahat suç işlemişti.
“Bize siyasi operasyon yapılıyor” deyip, bütün yaptıklarının üzerine süngeri çekeceklerdi.
Hatta onlara dokunulmaya tevessül edilirse, hiç endişeye mahal bırakmadan iktidara geleceklerini düşünüyorlardı.
CHP’yi de ele geçirdikten sonra devlete meydan okuyan sistem, “Artık güç bizde. İstediğimizi yaparız” havasına girmişti ki, Türkiye Cumhuriyeti devletine meydan okunamayacağını gördü.
Daha seçime dört yıl varken “İmamoğlu adayımız” diyerek meseleyi siyasi zemine çekmeye çalışsalar da, ince bir titizlikle hazırlanan "İmamoğlu Suç Örgütü" iddianamesi her şeyi ortaya koydu.
Özgür Özel, peş peşe yeni kurultaylar yaparak, önceki suçunu bastırabileceğini zannetti.
Bu esnada boş tehditlerle, sindirme çabalarıyla susturmaya çalıştığı Kılıçdaroğlu da, partinin düştüğü duruma yanan bazı CHP’liler de, doğrudan hedef aldığı medya ve gazeteciler de bu baskıya boyun eğmedi.
Yargı da dimdik durdu, CHP’yi ele geçirmek için kurgulanan ‘sistem’li tuzağı bozarak, mutlak butlan kararı verdi.
İmamoğlu-Özel ikilisi, bundan sonra muhtemeldir ki CHP seçmenini, yerini bile hazırladıkları yeni partilerine taşımaya çalışacak.
Bu esnada, Özel ile ilgili bir yargı süreci olur mu, onu da göreceğiz. Nitekim hakkında 56 fezleke var, şayet kurultayda suç ortaklığı varsa bu davanın kendisine de uzanacağı muhakkak. Buna bir de eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ile oğlu ve gelininin anlattıkları para valizleri eklendi...
Kemal Kılıçdaroğlu ekibi ise -aldıkları dersle- artık ‘kol kırılır, yen içinde kalır’ demeyecek, partiyi bu asalaklardan temizlemeye uğraşacak.
Bu belki de ‘arınması ve kurtulması’ için CHP’ye verilmiş son fırsattır.
Bütün baskılara rağmen geri adım atmayan yargı eliyle verilmiş bir fırsat.
Dileriz ki, bu karar, sadece parti içindeki karanlık operasyonlardan ve ahlaksızlıklardan değil, terör örgütleri ve Türkiye düşmanları ile kol kola girmeyi siyaset zanneden kötü akıldan kurtulmalarına da bir vesile olsun.
Onlar arınsın ki, Türkiye de iç tehditten kurtulup, rahatlasın artık.
Yücel Koç / Türkiye Gazetesi
Yorumlar1