Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden derhal çıkmalıdır!

  • GİRİŞ27.07.2020 11:50
  • GÜNCELLEME27.07.2020 12:05

Kadın cinayeti gibi kangrene dönüşen bir sorunun o ürpertici Pınar Gültekin cinayetinden sonra sosyal medyada gündeme oturması kaçınılmazdı elbette.

 

 

Konu, kadın tecavüzü, cinayeti ve şiddeti’ydi.

Nasıl tartışıldı peki bu konu?

 

 

Şöyle: “Eğer İstanbul Sözleşmesi iptal edilirse, bu cinayetler kontrolden çıkar, dolayısıyla Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkması cinayettir!” denildi!

Konu, Pınar Gültekin cinayeti’ydi. Ama konuşulan, İstanbul Sözleşmesi’nin kadın cinayetinin önlenmesinde bir kurtarıcı olduğu iddiası!

“KADIN CİNAYETİ”, “KADINA ŞİDDET” İŞİN MASKESİ, KILIFI!

Birincisi, İstanbul Sözleşmesi’nde kadın cinayetine, kadın şiddetine ilişkin çok şey var. Fakat bu yasa uygulamaya konulduğu zamandan bu yana kadına yönelik cinayet ve şiddet olaylarında azalma değil, artma hatta katlanma olmuş!

Demek ki, neymiş? İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik cinayet ve şiddet olaylarını azaltmamış aksine artırmış, üstelik de katlayarak artırmış!

Bütün rakamlar, veriler, kadına yönelik şiddet, tecavüz ve cinayet olaylarında İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmaya başlanmasından bu yana patlama olduğunu göstermesine rağmen birileri neden ısrarla İstanbul Sözleşmesi’ni ölümüne savunma ihtiyacı duyuyor peki?

İkinci dikkat çekeceğim nokta tam bu soruyla ilgili: İstanbul Sözleşmesi’nde kadına yönelik şiddet, cinayet, tecavüz sorunlarının hepsi maske, kılıf. Asıl dert “toplumsal cinsiyet eşitliği” ve “cinsel yönelim tercihi” (madde 3) gibi kavramlarla sapkın eşcinsel ilişki biçimlerini yasayla meşrulaştırmak ve yasa yoluyla topluma dayatmak!

Zokayı yutmayalım lütfen!

İstanbul Sözleşmesi’nde şiddetle, nefretle karşı çıktığımız yer burası işte: Birileri kadına cinayeti önleme kılıfı altında, bütün dünyada eşcinsel ilişki biçimlerini meşrulaştırma, dayatma ve yaygınlaştırma, dolayısıyla aile kurumunu çökertme amacı güdüyor!

Buna aslâ göz yumulamaz ve izin verilemez!

Kadına şiddetle, cinayetle ilgili başka yasa yapamayacak kadar aptal mı bu ülkenin hukukçuları?

Hasta mısınız siz?

Kimi aldatıyorsunuz?

Eğer bütün bunları bilerek yapıyorsanız bu toplumun altını sinsice oyacak, aileyi sinsice ortadan kaldıracak tehlikeli bir oyun oynuyorsunuz demektir ve bu tezgâhınız er geç deşifre edilip suratınıza çarpılır.

POLONYA KADAR OLAMAYACAK MIYIZ?

Tıpkı Polonya’da olduğu gibi...

Polonya, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıyor.

Gerekçesi sarsıcı!

Polonya, bugünden itibaren İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış sürecini resmen başlatıyor...

Polonya Adalet Bakanı Zbigniew Ziobro, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış gerekçesini açık, net ama son derece sarsıcı bir şekilde şöyle açıkladı:

“İstanbul Sözleşmesi, kabullenemeyeceğimiz sakıncalı ideolojik dayatmalar içeriyor. Meselâ bunlardan biri, “toplumsal cinsiyet” düşüncesi. Buna göre cinsiyet doğuştan değil, herkesin sosyo-kültürel kararına göre belirleniyor. Bu ideolojik varsayıma dayanan sözleşmeye göre, sözleşmeyi imzalayan devletler genç nesillere, bu “değer ve düşünceleri” öğretmek için eğitim sistemini değiştirmek zorunda. Önemli olanın sosyo-kültürel tercihlerimize göre belirlediğimiz cinsiyet olduğunu söylüyor. Bunu yanlış buluyoruz ve reddediyoruz.”

Yanarım yanarım da, şu Müslüman ülkede Polonya Adalet Bakanı kadar İstanbul Sözleşmesi’ni açıkça ve son derece tutarlı, güçlü bir şekilde reddeden bir devlet adamı çıkmadı, ona yanarım!

Kadın cinayetini kimse savunamaz! Bu sözleşmenin asıl meselesi de kadına yönelik şiddet, cinayet değil. Milleti aptal yerine koymayın!

Kadın cinayeti maskedir, işin kılıfıdır!

Kaldı ki, biraz önce de dikkat çektiğim gibi, kadın cinayetini önleyecek yasa yapmaktan âciz mi Türkiye?

Oysa burada asıl amaç, eşcinsel ilişkilerin yasal hâle getirilmesi, yasayla dayatılması ve ailenin çökertilmesidir!

Böyle bir sözleşmenin adının “İstanbul Sözleşmesi” olarak adlandırılması ise yüzkarası!

Polonya Adalet Bakanı’nı dinlerken, İstanbul adının geçmesinden yüzüm kızardı, bu ülkenin her bir insanının da, yöneticisinin de bu videoyu izlediklerinde yüzlerinin kızaracağından, İstanbul’un adının insanı soysuzlaştıracak bir sözleşmenin adı olmasından çılgına döneceklerinden eminim.

Türkiye, böylesine iğrenç bir amaçla hazırlanan, cinsiyetsiz bir dünya inşasının kilometre taşlarını döşeyen yüzkarası bir anlaşmadan derhal çıkmalıdır!

Yoksa yasayla kendi ellerimizle kendi toplumunun altını oyma cinayetine imza atmış insanlar olarak tarihe geçeceğiz -Allah muhafaza! 

Yeni Şafak

Yorumlar60

  • Ramazan 5 yıl önce Şikayet Et
    İstanbul sözleşmesini istemiyoruz. Reis bu işe el at iptal et bu hezeyanı
    Cevapla
  • Ramazan 5 yıl önce Şikayet Et
    İstanbul sözleşmesini istemiyoruz. Reis bu işe el at iptal et bu hezeyanı...
    Cevapla
  • Fatma 5 yıl önce Şikayet Et
    Böyle bir yorumu nereden çıkarttınız? Doğrusu merak ettim. Bence iyi okuyun eşcinsellikle ilgili bir ibare yok sözleşmede. toplumsal cinsiyet”, herhangi bir toplumun, kadınlar ve erkekler için uygun olduğunu düşündüğü sosyal anlamda oluşturulmuş roller, davranışlar, faaliyetler ve özellikler olarak anlaşılacaktır; burada demek istediği bence bazı şeyleri kadının üzerine yıkamazsınız. Erkeğe de görevler, roller biçilir. Türk toplumunda kadına verilen değeri hatırlattı bilakis bu madde bana. Her toplumda kadına ve erkeğe biçtiği değeri kendi belirler. Savaş zamanlarında Bosnada ve diğer ülkelerde ve kurtuluş savaşında bizim kadınlarımızın yaşadıklarını iyi okuyun isterseniz.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Canan koca 5 yıl önce Şikayet Et
    Sen olayı nerden aldın nereye taşıdın sen dünya üzerinde açık seçik işleyeceği suçu kurmak istediği düzeni tüm şeffaflığıyla anlatan siyasi veya değil bir konuşma gördünmü ucu açık konuşurlar sonra ucunu doldururlar tehlikeyi görmüyomusunuz
  • Hasan 5 yıl önce Şikayet Et
    Peki aile tanımı neyin nesi. Bence siz okuduğunuzu anlayamiyorsunuz.
  • Vatandaş 5 yıl önce Şikayet Et
    Kadına şiddete hayır eşcinsele evet mi diyorsunuz yani.
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • İbo 5 yıl önce Şikayet Et
    Bunu inceleyen,okuyan imzalayan hukukçu değiller miydi Böyle tehlikeli bir sözleşmeyi neden imzaladılar Bir de sapıkça sözleşmeye İstanbul'un adını vermişler
    Cevapla Toplam 7 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat