28 Şubat bitti ama bizi de "bitirdi"

  • GİRİŞ27.02.2012 09:08
  • GÜNCELLEME27.02.2012 09:08

28 Şubat üzerine yazdığım -biraz ironik, biraz parodik- bir yazıdan ötürü yargılanmıştım. Hâkim, yazıdan -davanın açılmasına yol açan- uzunca bir paragrafı -üşenmeden- okuyarak, "ne demek istiyorsunuz burada?" diye sormuştu bana.

"Ne demek istediğim orada yazıyor; siz de üşenmediniz, okudunuz zaten!" deyince, "Ben buradan bir şey anlayamadım pek," demişti. Ben de, "o hâlde, anlamadığınız bir yazıdan ötürü ne davası açtınız?" diye tepki verince, hâkim, suçsuzluğuma karar vermişti.

* * *

Önemsiz bir davaydı nihayetinde. Ama bizi susturmak, yıldırmak istiyorlardı. O vakitler, İslâmî medyada bile "örtük" bir 28 Şubat projesi uygulanıyordu. Şu ân, iktidarın gözüpek "sözcülüğü"nü yapan dünün İslâmcı yazarları, -ve bizim sahip çıktığımız liberal yazarlar-, 28 Şubat projesinin İslâmî medyada da uygulanması için taşeronluk göreviyle iştigal ediyorlardı!

İslâmî medyadaki bu tür girişimleri püskürtme girişimlerinde bulunduk; ama başımıza gelmedik kalmadı!

* * *

28 Şubat günlerinde Akif Emre'yle ben gazetenin başındaydık, sırasıyla. İkimiz de cansiperâne direnmiştik 28 Şubat'ın dondurucu ayazına, tipisine ve kışına.

Fethullah Gülen Hocaefendi'yle ilgili kasetler medyaya servis edildiğinde, -bugün cemaat'e ve iktidar'a reverans yapmaktan çekinmeyen- bu tür işlerde başrol oynayan "medyatörler"in afrodizyak bir coşkuyla 28 Şubat sözcülüğü ve gözcülüğü yaptıkları sırada, gazetenin başında ben vardım: Hem bu kaset saldırısına (ki, bu nedenle, Hocaefendi'den özel teşekkür mektubu almıştım), hem de genel anlamda 28 Şubat'ın bütün ilkel saldırılarına karşı olanca gücümüzle direnmiştik. (Meselâ ilk yaptığım işlerden biri, dört başörtülü arkadaşı editör yapmak olmuştu!) Bütün İslâmî medya, çok iyi sınav vermişti, başlangıçta.

* * *

Ama zamanla ürpertici bir paradoksla karşılaştık: 28 Şubat projesini, bizatihî bu projenin kendilerine karşı yapıldığı İslâmî kesimler, hayata geçirdiler! Başörtülüleri televizyon ekranlarından uzaklaştıranlar, işyerlerinden kovanlar, en aşağılık işlere mahkûm edenler, en düşük ücretlerle çalıştıranlar onlardı / "bizdik" yani! Aslında 28 Şubat, başarısını, İslâmî kesimlerin, çabuk hizaya gelmelerine, bedel ödemekten kaçınmalarına, kolaylıkla pes etmelerine ve ürpertici bir savrulma yaşamalarına borçluydu!

Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kulanabilirsiniz

Yusuf Kaplan / Yeni Şafak

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat