İran saldırısı ve Iraklı Nur’un acı feryadı!
- GİRİŞ02.03.2026 09:21
- GÜNCELLEME02.03.2026 09:21
ABD’nin IQ’su en düşük başkanı olarak bilinen Bush George W. Bush, 11 Eylül 2001’de İkiz Kulelere yapılan saldırıları bahane ederek, Müslümanlara karşı “haçlı seferi” başlattı.
BM Güvenlik Konseyi’ne, “Konseyin kararı ne olursa olsun, ya savaşacağız ya savaşacağız” diyerek rest çeken Bush, 20 Mart 2003’te, “terörizm” gerekçesiyle “Irak işgalinin” emrini verdi.
“Kimyasal silah” yalanıyla meşruiyet kılıfı geçirilen işgal sırasında 1 milyondan fazla Iraklı sivil katledildi.
Bu kanlı işgal sırasında, Irak’ta oldukça ibretlik sahneler yaşanıyordu.
Saddam Hüseyin yönetimine muhalif bazı gençler, kirli botlarıyla topraklarını çiğneyen işgalci Coni’lere gönüllü “casusluk” yaparken…
Amerikan işgal kuvvetlerinin refakatinde harekete geçen bazı Iraklılar da Bağdat’ın göbeğindeki Firdevs meydanında bulunan Saddam Hüseyin’in heykelini coşkuyla yıkarak, Irak tarihinde “yeni bir sayfa” açtıklarını düşünüyorlardı.
Hatta!
“Geçici yönetim konseyi” o günü milli bayram ilan etmişti, ancak tam tersi oldu.
Saddam’ın devrilmesi Irak’a daha fazla yıkım ve daha fazla ölüm getirdi.
“Özgürlük” vaadiyle gelen ABD’nin eli kanlı katilleri; insanları katlederek, orduyu lağvederek, petrolü gasp ederek, kadim medeniyeti yıkarak ve fitne çıkararak Irak’ta kaosu daha da derinleştirdi.
İslâm’a olan kinini camileri bombalayarak kusan, Ebu Garip hapishanesinde yüz binlerce Iraklıyı işkenceden geçiren ABD, geride telafisi imkânsız hasarlar bıraktı.
Tacize, tecavüze ve işkenceye uğrayıp hamile kalan “Iraklı Nur”un;
“Karnımızdaki p.çlerle birlikte bizi de öldürün!” diye yalvarması, yaşananların acı bir özetiydi.
*
Kendi ülkesindeki Müslümanlara bile topyekûn “terörist” muamelesi yapan…
İnançlarından dolayı binlerce masum sivili tutuklayarak, insanlık dışı muameleye tabi tutan…
Libya, Sudan, Suriye, Cezayir, Bahreyn, Eritre, Lübnan, Fas, Umman, Katar, Somali, Tunus ve Yemen’i, kendisi için “riskli ülke” ilan eden ABD, daha sonra Afganistan’ı hedef aldı.
7 Ekim 2001’de, Kabil’de havanın kararmasıyla başlayan 9. Haçlı Seferi…
Tam 20 yıl sonra, 15 Ağustos 2021’de, bu kez Taliban güçlerinin Kabil’e yeniden girmesiyle sona erdi.
O gün Kabil’de “zafer” ve “utanç” bir arada yaşanıyordu.
Çünkü…
Taliban'ın başkent Kabil'i ele geçirmesi üzerine panikleyen binlerce Afgan işbirlikçi, ülkeden kaçmak için ABD Hava Kuvvetleri'ne ait askeri kargo uçaklarına binmeye çalışıyordu.
Uçağa binemedikleri için kanatlara, iniş takımlarına ve gövdeye tutunlar ise uçak hızlanıp havalandığında teker teker yere düşerek feci şekilde can veriyordu.
*
Müslüman milletlere yönelik her türlü barbarlığı sergilemekte sakınca görmeyen…
7 Ekim 2023’te, Gazze’de başlayan Siyonist soykırıma, İsrail’e en gelişmiş silahlarını vererek destek çıkan Amerika, şimdi de İran’a “özgürlük(!)” getirmek için harekete geçti.
1953’te, Tahran dışından toplayarak başkente taşıdığı yüzlerce paralı gösterici sayesinde oluşturduğu “kaos” ortamıyla Musaddık’ı “başbakanlık” koltuğundan Amerika…
Şimdi de…
1 Şubat 1979 günü Paris'ten kalkan bir uçakla Tahran'a indiğinde sadece “Şah”ı değil, “Washington”u da deviren Ayetullah Humeyni’nin kurduğu “Molla Rejimi”ni ortadan kaldırmaya çalışıyor.
“Ekonomik sıkıntılar” yüzünden sokağa dökülen rejim muhaliflerinin protestolarını fırsat bilen ABD ve Haziran 2025’te düzenlediği alçak saldırılarda 500’den fazla İranlıyı öldüren yardakçısı İsrail, bir kez daha tetiğe bastı.
Kendi topraklarına düşen ve Dini lider Ali Hamaney olmak üzere çok sayıda üst düzey ismi ve yüzlerce masum sivili katleden ABD ve İsrail füzelerini telin etmesi gereken bazı İranlılar…
Tıpkı geçmişte Irak’ta olduğu gibi, kendi topraklarına düşen bombaları “danslar” eşliğinde kutluyor…
Dahası…
Bazı İranlı muhalif kadınlar ise çarşaflarını çıkararak, cumartesi günü başlayan saldırılara destek veriyor.
Girdiği her yeri kan gölüne çeviren Amerika’nın kendilerini “özgürleştireceğini” sanıyor.
Oysa!..
Ülkelerinin işgal edilmesi halinde, tıpkı Amerikan askerlerinin tecavüzü sonucu hamile kalan “Iraklı Nur” gibi, “Bizi de karnımızdaki p.çlerle birlikte öldürün!” diye yalvarmak durumunda kalacaklarını düşünmüyorlar.
*
Bu arada!..
Müslüman ülkeler de tıpkı geçmişte olduğu gibi yine kendi din kardeşlerine yönelik saldırıları sadece izlemekle ve telin etmekle yetiniyorlar.
İran’ın,
İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık vermesine içerlenen
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman ise mütekabiliyet esasına göre yapılan bu hamleleri "korkakça" olarak nitelendirerek, muhtemel bir askeri misilleme için ordusuna yetki verdi.
Maazallah…
Suudi Arabistan'ın doğrudan askeri karşılık vermesi halinde yangın daha da büyüyecek ve tüm Orta Doğu'yu kaplayacak.
Umarım, bu korkunç ihtimal gerçekleşmez.
Tabii bu noktada önemli bir hatırlatma yapmakta da fayda var.
Amerikalı Ünlü Siyaset Bilimci Joseph S. Nye, yıllar evvel kaleme aldığı “Küresel Çatışmayı ve İşbirliğini Anlamak” kitabında, emperyalist ülkelerin kuyruğuna takılanlara;
“Uluslararası politikada güçlü görünenin peşine takılmak, bağımsızlığın yitirilmesi riskini taşır” hatırlatmasında bulunmuştu.
Dolayısıyla, binlerce kilometre uzaklıktaki ülkelerin gazına gelip, komşularla kötü olmamak gerekir!
Zekeriya Say / Haber7
Yorumlar5