Sarı kafa ‘siyah altın’a yenilecek!

  • GİRİŞ09.03.2026 09:10
  • GÜNCELLEME09.03.2026 14:38

İngilizler için “Hindistan’a geçiş kapısı” olmak dışında bir özelliği bulunmayan İran, 1900’lerin başında “petrol kaynakları”nın büyüklüğünün anlaşılmasıyla daha bir önem kazandı.

Bu yüzden İngiliz hükümeti, İran’la daha çok ilgilenmeye başladı.

1914 yılında, bugünkü BP’nin temeli olan “Anglo-İran Petrol Şirketi”nin çoğunluk hissesini aldı.

İngilizlerin desteği ile İran'ı asırlar boyunca yöneten “Kaçar Hanedanı”nı deviren ve 1925 yılında tahta oturan Şah Rıza Pehlevi de ülkesinin petrollerini işleten Anglo-İran petrol şirketinin engeline takılıyordu.

“Petrol gelirlerinin paylaşımı” konusu gündeme gelince, 1941'de yaşanan İngiliz-Sovyet işgaliyle, tahttan indirildi.

Rıza Şah’tan sonra da İran ile Batı arasındaki ilişkiler yine “siyah altın” olarak bilinen petrol etrafında şekillendi.

İranlılar ise bu durumdan hoşnut değildi.

1944’te Suudi Arabistan’a giren Arap-Amerikan Petrol Şirketi (ARAMCO)’nun, çıkardığı petrolün yüzde 50’sini alıp, kalan yüzde 50’sini ise Arabistan’a bırakması onların huzurunu bozmuştu.

Zira Anglo-İran Petrol Şirketi, İran’a neredeyse hiçbir şey vermiyordu.

Bu yüzden İran halkı sokaklara dökülerek, “petrolün millileştirilmesi” için öfkeli mitingler yapmaya başladı.

Takvimler 1951'i gösterdiğinde ise yoğun bir halk desteğiyle iktidara gelen İran'ın milliyetçi Başbakanı Muhammed Musaddık, İngilizlerin çöktüğü petrolün aslında “İran halkına ait olduğunu” dünyaya ilan etti.

Musaddık’ın önerisi ile İran Meclisi tarafından Anglo-İran Petrol Şirketi’nin millileştirilmesi kararı alınınca işler bir kez daha değişti.

Çünkü İngiltere’deki her araç, her ev, her fabrika, İran’dan gelen petrole bağımlıydı.

Kendileri için tam bir felaket anlamına gelen bu durumdan kurtulmak isten İngilizler,

Musaddık’ı devirmek için ekonomik ambargo”, “limanların ablukaya alınması”, “BM’ye” ve “Uluslararası Adalet Divanı’na şikâyet” gibi her yol denediler.

Bir türlü başarılı olamayınca bu defa ABD Başkanı H. Truman’dan destek istediler.

Kore Savaşı yüzünden çok yıpranan Truman bu teklifi reddetti.

Ancak 20 Ocak 1953’te iktidara gelen D. Eisenhower döneminde ibre Musaddık muhaliflerinin lehine döndü.

Zaten o sırada İran’da da işler pekiyi gitmiyordu.

Petrol şirketini millileştirerek zengin olacaklarını sanan İranlılar, artık kendi petrolüne sahipti ama ambargolar ve teknik imkânsızlıklardan dolayı bunu dağıtıp satamıyorlardı.

Halkın homurdanmasını fırsat bilen ve bunu kaçırmayan CIA, 1953 yılında tarihe “Ajax Operasyonu” olarak geçen darbeyle, Musaddık'ı devirdi.

Başbakanlık binası tanklarla bombalanan Musaddık, “vatana ihanetle” suçlanıp, ömrünün son yıllarını ev hapsinde geçirirken…

Darbenin ardından ülkesine dönen ve ABD’nin kanatları altına giren Muhammed Rıza Pehlevi, Batılı efendilerini memnun etmek için ilk iş olarak “yabancı petrol şirketlerini” ülkeye davet etti.

Tabii İran’ın petrolünü ve kendi dizginlerini Amerika’ya teslim eden oğul Pehlevi, ülkesini demir yumrukla yönetmeye başladı.

Katlanan petrol fiyatlarından yararlanıp çılgınlar gibi silah satın aldı.

Kendisi servet içerisinde yüzerken, kurduğu istihbarat örgütü SAVAK’la on binlerce İranlıyı hapsedip öldürten Şah, halkının gittikçe fakirleşmesini görmezden geldi.

İranlılarda derin bir bunalıma sürükleyen bu süreç, “İslam Devrimi”ne kadar devam etti.

Halkın gözünde adeta bir kurtarıcı olarak görülen “Ayteullah Humeyni”, 1 Şubat 1979 günü Paris'ten kalkan bir uçakla Tahran'a indiğinde bu kez yıkılan sadece “Şah” değil, Washington'du!

Çünkü İran Şahı’nın devrilmesiyle dünya petrol piyasaları ciddi şekilde etkilendi ve tarihe “1979 Petrol Krizi” olarak geçen dönemi tetikledi.

Krizden etkilenen ABD'de benzin kuyrukları oluştu.

Tasarruf için harekete geçen Amerikan hükümeti, “National Maximum Speed Law” kanunu ile ABD'de ulusal hız limitini saatte 90 km’ye düşürdü.

Bununla yetinmeyen Amerikan devleti, “termostat ayarları” düzenlemesiyle, halka ev ve iş yerlerinde kışın termostatların yaklaşık 20°C’ye düşürülmesi ve ışık kullanımının azaltması çağrısı yaptı.

Ünlü “Crisis of Confidence” konuşmasında halka enerji tasarrufu tavsiyesinde bulunan Başkan Jimmy Carter ise Beyaz Saray’ın termostatını 17°C’a düşürerek ve TV'de kazak giyerek, halka örnek oldu.

O günlerin acısını unutmayan Amerika, “Hedef Molla Rejimini Devirmek” dese de bir kez daha İran petrolüne gözünü dikti.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, “Kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir” diyerek tarif ettiği ABD’nin ulusal enerji politikalarından sorumlu üst düzey isimlerinden Jarrod Agen, önceki gün; “Yapmak istediğimiz şey İran’daki devasa petrol rezervlerini onların elinden kurtarmak” diyerek bu kirli niyetlerini açıkça itiraf etti.

Tabii işler yine ABD’nin beklediği gibi gitmedi.

28 Şubat sabahı İran’a ilk füzeler düştüğünde 70 dolar olan Brent Petrol, 1 haftada %75 artarak 120 Dolar’ı buldu.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari de, “Eğer petrolün varil fiyatının 200 doların üzerine çıkmasına dayanabilecekseniz bu oyunu sürdürün” diyerek Amerika’ya rest çekti.

Bakalım, “Yeniden Büyük Amerika” vaadiyle oturduğu Başkanlık koltuğunda İsrail’in uşağı olan Trump, petrol için çıktığı bu kanlı oyunu ne kadar sürdürecek?…

Bu defa, trafikte hız limitlerini 90’a düşürmekle, Beyaz Saray’ın kalorifer sistemini

oda sıcaklığı seviyelerine düşürmekle bu oyunu sürdürebileceğini sanmıyorum.

Zira!

2008 yılında, dünyada enerjinin yaklaşık yüzde 25'ini tek başına tüketen Amerika'da benzin fiyatları yüzde 40 oranında arttığında, Amerikalıların kiliselerde “benzin duasına çıktıklarını” çok iyi hatırlıyorum...

Zekeriya Say / Haber7

Yorumlar9

  • Metin Güner 3 saat önce Şikayet Et
    Ya Batacaklar , Yada Ortadoğu Petrolüne Batacakalar.... Kurtuluşları Yok....
    Cevapla
  • bekir 4 saat önce Şikayet Et
    SArı kafa Pazartesi 120 doları görünce sabah hemen ilk çark işaretini verdi - Savaşı bitirmekten bahsetmeye başladı - Burada Ruslar ve İranlılar 1 ay dayanır piyasaya petrol vermezlerse ne abd kalır ne ab - israil in bütün işbirlikçileri duman olur
    Cevapla
  • Mavera66 5 saat önce Şikayet Et
    Yerinde tespitler ama neler olacak göreceğiz bakalım petrol fiyatları en çokta bizi vuracak tahminim
    Cevapla
  • İSYAN GELİYOR 7 saat önce Şikayet Et
    Petrol fiyatları yükseldikçe abd de halk isyana başlayacak. Çünkü petrole zam gelirse her şeye zam geliyor.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Barbaros 9 saat önce Şikayet Et
    Adam önce Venezuela ya (petrol) çökerek tedbirini aldı, şimdi Dünya düşünsün modundalar, burada asıl oyuna gelen Çin çünkü ithalatının büyük çoğunluğu Venezuela ve İran dan.
    Cevapla Toplam 3 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat