İsrail’in safında yer almayacaklarının garantisi var mı?

  • GİRİŞ13.04.2026 09:03
  • GÜNCELLEME13.04.2026 09:03

Daha önce eli kanlı İsrail askerlerine yazdığı mektupta;

“Bu savaş ışığın oğulları ile karanlığın oğulları arasında bir savaştır” diyerek bölgede Müslümanlara karşı bir “din savaşı” başlattığını ilan eden…

Ve…

“Son Müslüman’ı çölün derinliklerine sürünceye kadar mücadelemiz devam edecektir” diyen küresel haydut ABD’nin “Siyonist sevici” başkanlarından cesaret alan bebek katili Netanyahu ve hempaları küstahlıkta sınır tanımıyor.

“Kuduz köpek” stratejisiyle hareket eden ve bir yere saldırmak için mantıklı bir gerekçeye ihtiyaç duymayan terör devleti İsrail’in Başbakanı Benjamin Netanyahu ve kabinesindeki finolar, şimdi de Başkan Erdoğan üzerinden ülkemize hırlamaya başladı…

Yakın dönemde Filistin, Lübnan, Suriye, Yemen, Tunus, hatta Katar ve Malta’yı hedef alan…

Son olarak da İran karşında diz çöken İsrail Başkanı Benjamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yisrael Katz, Başkan Erdoğan Erdoğan’a yönelik alçak ifadeler kullandı.

Geçmişte yapılan açıklamalardan cesaret alan Siyonist Bakan Katz ise alçaklığı bir adım ileriye taşıyarak, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İBB’nin yolsuzluktan tutuklu eski Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu etkileyerek, aklınca ana muhalefet partisini ayrı tuttuğunu lisanı hal ile ortaya koydu.

Tabii!..

Tüm Türkiye’de infiale sebep olan bu küstah açıklamalara, devletin çeşitli kademelerinden gereken cevap anında ve misliyle verildi.

Milli Savunma Bakanlığı,  Başkomutan Erdoğan’ı selamlayan askerler eşliğinde bir fotoğrafı;

“Buralarda herkesin sözü biz konuşana kadardır. Tarih bunu biliyor..” notuyla paylaşarak, vakti geldiğinde gerekenin yapılacağını açıkça ilan etti.

Bebeklerin, çocukların ve masum sivillerin katili bir soykırımcı olan Netanyahu’nun,  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef alan açıklamasını “tam bir hadsizlik” olarak değerlendiren Özgür Özel ise CHP üyelerinin etiketlenmiş olmasının hiçbir anlam ifade etmediğini ve tüm Türkiye’nin bir bütün olarak İsrail’in karşısında durduğunu belirterek;

İsrail’den taraf olacak hiçbir Cumhuriyet Halk Partiliyi bulamazlar” ifadelerini kullandı.

Daha önce Hamas’a yönelik kullandığı ağır sözlerine rağmen CHP lideri Özel’in bu milli duruşunu elbette takdir etmemek mümkün değil…

Doğrusunu söylemek gerekirse, Özel’in bu sözlerinin “gerçeği” yansıtmış olmasını çok isterdim.

Fakat maalesef söylemlerle eylemler örtüşmüyor.

Mesela!

Dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, Gazi Meclis’e geldiğinde hem ayağa kalkan, hem de Peres’in konuşmasını ayakta alkışlayan CHP’li milletvekilleri, ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı Erdoğan için ayağa kalkmaya bile tenezzül etmiyorlar.

Yine…

Terör devleti İsrail’e duyduğu muhabbeti gizlemeyen ve iki ülke arasındaki ilişkiler hakkında konuşurken,

“Meydan okuyorum. İsrail'in, bölgede Türkiye'den daha iyi bir dostu yoktur. Gidin kontrol edin” şeklinde iddialı sözler sarf eden…

Dönemin İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, “İsrail haritadan silinmeli” dediğinde ise durumdan vazife çıkaran Özgür Özel'in dış politika alanındaki kilit danışmanlarından Namık Tan’ın, Erdoğan ile Netanyahu arasında nasıl bir tercih yapacağı konusunda pek emin değilim…

 

 

 

Öyle ya…

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 2024 yılı Ağustos ayında; “Sahipleri İsrail'in tasmasını eline almalı” dediğinde, tepki Tel Aviv’den değil de Namık Tan’dan gelmişti.

Tan, bu ifadeyi “hariciye geleneklerine aykırı” bulmuş, "hezeyan" olarak nitelemiş ve “diplomasiye uymadığını” belirterek İsrail'i daha ılımlı bir dille savunmuştu.

Tan ayrıca, bu tür sert söylemleri alkışlayan soykırım karşıtlarını da “yanaşma kalabalık” olarak tanımlamıştı.

CHP yöneticilerinin,

Merhum Necmettin Erbakan’ı silah zoruyla indiren ve “28 Şubat’ı İsrail için yaptık” itirafında bulunan cuntacılara olan sevgisi de işin cabası…

Peki ya CHP’nin kalemşörlüğünü yapan fondaşlara ne demeli?

Acaba onlar da Erdoğan ile Netanyahu arasında bir tercih yapsalar, kimin safında yer alırlar?

Her fırsatta “İsrail’in bir realite” olduğunu söyleyen ve “Hiçbir güç İsrail’i bulunduğu topraklarından söküp atamaz” diyerek Siyonistlerin “sözcü”lüğüne soyunan Ege Cansen ile…

Gazze’de yitirilen on binlerce cana rağmen;

"Türkiye nasıl oldu da böylesine Yahudi düşmanı haline getirildi? Nasıl oldu da Türk vatandaşlarının çoğu antisemitist hale getirildi? Bundan 100 yıl önce Nazilerden kaçan Yahudi bilim insanları Türkiye'ye sığındılar. Yüz yıl sonra bakıyoruz, Türkiye'yi Yahudi düşmanı haline getirdiler” diyerek, hayıflanan Yılmaz Özdil’in nerede duracağını kestiremiyorum.

Ya da…

“İran’ın düzenli bir ordusu yok ama radikal İslamcı teröristleri var. Netanyahu’nun şu anda en büyük korkusu canlı bombalar, Allah muhafaza” diyerek, bebek katili Netanyahu’nun güvenlik endişelerine ilişkin kendince analizler kasan Özlem Gürses, acaba kendisini nerede konumlandırıyor? 

İsrail halkı bile kendi yöneticilerinin katliamlarını savunmakta zorlanırken, sanki bölgede saldırıya uğrayan İsrail’miş gibi “haydut devleti” aklamaya çalışan bu tiplere ne kadar güvenebiliriz?

Dahası..

“Türkiye-İran karşı karşıya gelirse İran'ın safında olurum” diyen isimlerin önemli mevkilere getirildiği ve milletvekili yapıldığı bir partidir CHP…

Dün İran’ın safında yer alacağını açıklayan CHP’lilerin, yarın İsrail’in yanında yer almayacağının garantisini kim verebilir?

Dolayısıyla…

Bu tür endişelerimizin ortadan kalması için CHP yöneticilerinin ve makbul gazetecilerinin sadece kriz anlarında değil her zaman millet ve memleket lehine söylemlerde bulunması gerekiyor…

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat