Dün “Satılmış Meral” bugün “Hain Kemal”
- GİRİŞ01.06.2026 08:41
- GÜNCELLEME01.06.2026 08:41
CHP’nin temelini atan “İttihatçılar”ın güçlü bir şekilde etkilendiği Fransız Sosyolog Gustave Le Bon, özellikle siyasal dönüşümlerde yeni bir lidere bağlanan insanların, geçmişteki düşüncelerini ve sıkı sıkıya bağlı oldukları siyasi figürleri radikal, hatta yıkıcı bir şekilde reddettiklerini vurgulamak için;
“Bir inancın sahipleri, eski liderlerinin heykellerini daima şiddet ve hınçla kırarlar” şeklinde, sosyolojik bir tespitte bulunmuştur.
Ülkücü geçmişiyle bilinen ve siyasete atıldıktan sonra “Türkiye’nin Demir Ladysi” payesini alan, siyasi nezaketsizliğin ve sertliğin “yoğun” olduğu, “devlet ile mafyanın” kol kola gezdiği 28 Şubat sürecinde bile kimseye pabuç bırakmayan Meral Akşener…
Kurduğu proje parti “İP”i CHP’nin dümen suyuna soktuğunda ve yüzünde “Rabbi Yesir” gördüğü dönemde Ekrem İmamoğlu ile can ciğer kuzu sarması olup, destek için organize edilen “Saraçhane buluşması”nda başrolde yer aldığında...
Yıllarca kendisinden nefret eden CHP tabanından büyük bir teveccüh görmüş ve baş tacı edilmişti.
“Saçmalık, ahmaklık, geri zekâlılık” gibi hakaretlerle CHP’li yöneticilere dümdüz giden Meral Akşener’in hiçbir sözü, parti tabanını rahatsız etmiyordu.
3 Mart 2023’te…
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Cumhurbaşkanlığı adaylığı” dayatmasına kızarak, “kumar ve noter masası” şeklindeki zehir zemberek açıklamalarla 6’lı masadan kalktığında ise hayatının şokunu yaşadı.
Her fırsatta iltifat yağdıran CHP ve avaneleri, sırf Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıktığı için düne kadar göklere çıkardıkları Meral Akşener’e karşı topyekûn taarruza geçtiler.
“Kadın hakları” denildiğinde mangalda kül bırakmayan ve sözde “hümanist” takılan bu güruh, Meral Hanım’ın da “bir kadın” ve “bir anne” olduğuna aldırmadan, üstelik tam da “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutladıkları 8 Mart’ın arifesinde, her türlü hakareti savurdular.
“Satılmış” diyeninden tutun da…
“Tarih seni lanetle anacak”
“Yüzüne tükürmek istiyorum”
“Kasetin mi var Erdoğan’ın elinde, açıkla”
“Yine güzelim bir planın içine bir kadın s…yor”
“Senin rengin belliymiş.. Sormaya kalkma kah… rengi” şeklindeki iğrenç cümlelerle saldırdılar.
Hatta daha da ileri giderek, edep ve ahlakla bağdaşmayacak ifadeler kullandılar.
Sözde topluma “rol model” olarak pazarlanan yandaş sanatçılar da “Masadan çekilme noktasına geldiği” için Akşener’e yönelik başlatılan linç kampanyasına kayıtsız kalmadılar.
Selçuk Yöntem’den Gökhan Özoğuz’a, Gani Müjde’den Hande Doğandemir’e, Cem Davran’dan Nihal Yalçın’a, Ayşe Özyılmazel’den Sermiyan Midyat’a ve tiyatrocu Levent Üzümcü’ye kadar, sanatçı görünümlü ne kadar CHP yandaşı varsa, alayı taarruza geçtiler.
Kendisiyle aynı soyadı taşımaktan hicap duyduğum piyanist Fazıl Say ise “Sifonu çek. Gitsin.'' diyerek, Meral Akşener’e resmen “kazurat” muamelesi yaptı.
Tabii…
CHP’nin semirttiği fondaş gazeteler ve kiralık kalemşörler de bu linç kampanyasına katıldı.
Cumhuriyet gazetesi çizdiği karikatür ile Akşener’in kolunu kırarken, CHP’nin kanalı Halk TV’de, “Yazıklar olsun Meral Akşener” sloganları atıldı.
Hayat boyunca yemediği küfrü bir gecede yiyen ve karşı çıktığı Kemal Bey’in adaylığına çaresiz onay vermek zorunda kalan zavallı Meral Hanım ise uğradığı bu siyasi linç karşısında;
“30 yıllık siyasi hayatımda işitmediğim küfürleri, yemediğim hakaretleri şu üç günde yedim. Masadan kalktığım zaman ne anam kaldı, ne babam kaldı, ne sülalem kaldı, ne şahsım kaldı” diyerek, CHP tabanının linç girişimine isyan etti.
Yeri geldiğinde 28 Şubat’ın kudretli paşalarına bile meydan okuyan ve faili meçhullerin kol gezdiği karanlık bir dönemde İçişleri Bakanlığı görevini yürütme cesareti gösteren “dişi kurt” Meral Akşener’i deyim yerindeyse “süt dökmüş kediye” çeviren CHP’nin “trol çetesi” ve “nankör tabanı” şimdi de…
“Genel Başkanı seçildiğinde” sevinçten masaya çıkıp tepindikleri…
“Pirom” diyerek baş tacı ettikleri ve arkasından “Hem temiz hem dürüst bir insanoğlu” şarkısı söyledikleri Kemal Kılıçdaroğlu’nu, sırf “Mutlak Butlan” kararı sonrası koltuğuna yeniden oturduğu için anasından doğduğuna pişman ediyorlar.
CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'nda “baba-oğul gibiyiz” dediği Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel ikilisi tarafından sırtından hançerlenen ve delege pazarlıkları ile pavyon köşelerinde dağıtılan kirli dolarlarla koltuğundan edilen Kılıçdaroğlu...
Hakkı olanı aldığı ve “CHP’yi yolsuzluklardan, ahlaksızlıklardan, FETÖ artıklarından arındıracağını” söylediği için, organize edilmiş trol hesaplar ve sokağa dökülen öfkeli kalabalıklar üzerinden sistematik bir linçe tabi tutuluyor.
Daha önce…
“Elektrik direğine asmak”, “silahla vurmak”, “yakmak” ve “taşlatmak” gibi tehditlere maruz kalan, bizzat CHP’liler tarafından “Yüzüne tükürülecek adam” ilan edilen Kemal Kılıçdaroğlu için şimdilerde “Hain Kemal” sloganları atılıyor.
Ailenin tek oğlu Bülent Ecevit ile evlenen ve bir dönem kocasının partisini yöneten Rahşan Ecevit’in de “Kudret” ve “Hilkat” adlı kardeşlerini tamamen sildiğini, onlarla küs olduğunu görmezden gelen ve nasıl çamur atacaklarını şaşıran Fatih Altaylı gibi operasyonel kalemler ise…
Kemal Kılıçdaroğlu'nun 10 kardeşi olduğunu ve 10’uyla da konuşmadığını aktarıp, “kardeşleriyle anlaşamayan, milletle nasıl anlaşacak” şeklindeki söylemlerle, CHP tabanını kışkırtmaya çalışıyor.
“Atanmış Genel Başkan” dedikleri ve “Sarayın Adamı” ilan ettikleri Kılıçdaroğlu’nun ailesine ve çocuklarına edilen küfürleri, mezhep temelli nefret söylemlerini saymıyorum bile…
Dolayısıyla…
CHP’deki tek sorunun “liderlik” değil, tabandaki “ilkesizlik” de olduğunu düşünüyorum.
Partide ilk değişmesi gereken şeyin “yönetimden” ziyade en ufak yönlendirme sonucu “tuvalet terliğine” bile oy verme potansiyeli gösteren seçmen davranışı olduğunu ifade etmek istiyorum.
Aksi halde dün Meral Akşener’e küfreden, bugün Bay Kemal’i “hain” ilan eden CHP’deki kemikleşmiş bu küfürbaz taban ile “aydın” görünümlü yazar-çizer takımı ve sanat sepet tayfası, yarın istedikleri neticeyi alamadıklarında Özgül Özel’in de Ekrem İmamoğlu’nun da yedi ceddine küfredecektir.
Yorumlar4