Herkes tıynetinin gereğini yapıyor!

  • GİRİŞ11.06.2026 09:31
  • GÜNCELLEME11.06.2026 09:31

“Muhabirlik” kılıfıyla “muhbirlik” yapmak, “gazetecilik” kisvesiyle gizli bilgileri ifşa etmek, dünyanın her yerinde ağır suçtur…

Seküler azınlığın referans aldığı Batı, ulusal güvenliği tehdit eden bu tür konularda asla taviz vermiyor ve anında gerekeni yapıyor.

ABD’den Almanya’ya, İngiltere’den Fransa’ya kadar tüm Haçlı ülkelerde, devlet sırlarını ifşa edenlere, milli güvenliği hedef alanlara çok ağır yaptırımlar uygulanıyor.

Fransa ve Almanya’da, “devlet sırrı” sayılabilecek bilgileri paylaştıkları için geçmişte çok sayıda gazeteci gözaltına alındı. 

İngiltere, yasa dışı dinleme yaptığı gerekçesiyle 168 yıllık “News of the World” gazetesinin kapısına kilit vurdu.

İran hakkındaki gizli bilgileri çalarak, New York Times gazetesine sızdıran eski bir CIA görevlisi, Amerika’da tutuklandı.

ABD’nin mahrem bilgilerini sızdıran WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’ın neler yaşadığını tüm dünya gördü.

Aynı tarife Türkiye’de uygulandığında ise her seferinde yer yerinden oynadı…

Hatırlayın…

Libya’da şehit olan MİT mensubunun kimlik bilgilerini ve yakınlarını ifşa eden Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Hülya Kılınç ile aynı bilgileri paylaşan Murat Ağırel gözaltına alındığında, başta CHP olmak üzere malum zihniyet topyekûn harekete geçti…

MİT mensuplarına yönelik mahrem sırları ifşa eden fondaşların, “gazetecilik” yaptığını iddia ederek, “vatana ihanet” suçlamasıyla yargılanmalarına rağmen onları aklamaya çalıştı.

Veli Ağbaba ve Nurettin Demir ile birlikte CHP’nin “Cezaevi Komisyonu üyeleri” arasında yer alan Özgür Özel; “adam öldürmek, terör örgütlerine üye olmak ve bu örgütlerin silahlı-silahsız eylemlerine katılmak” gibi suçlardan cezaevinde bulunan sözde gazetecileri(!) masum göstermek için raporlar hazırladı.

BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklandığında…

Özgür Özel, Sincan Cezaevi’ne giderek İsmail Arı’yı…

Murat Emir ise BirGün’e giderek gazeteyi ziyaret etti.

CHP Milletvekili Okan Konuralp ise Arı’nın tutuklanmasının “yargı işlemi değil AK Parti rejiminin eseri” olduğunu iddia etti.

Gökçe Gökçen, Utku Çakırözer, Kayıhan Pala, Mahmut Tanal gibi milletvekilleri, Genel Sekreter Selin Sayek Böke, Burhanettin Bulut, Gül Çiftçi ve Gökhan Zeybek gibi genel başkan yardımcıları Arı’ya duruşma takibi ve destek ziyaretleri gerçekleştirdi.

Kendi yönettikleri belediyelerde patlayan yolsuzluk lağımları hakkında tek kelime yazamayan…

Adrese teslim ihaleleri, rüşvet skandallarını, Ekrem İmamoğlu merkezli “asrın yolsuzluğu” davalarını perdeleme yoluna giden “fondaşları” için seferber olan…

“Özgür basın susturuluyor” diyerek ortalığı ayağa kaldıran CHP’liler…

Sıra kendi “pisliklerini” deşifre eden gazetecilere gelince, değil “basın özgürlüğünü” savunmak…

Resmen “susturucu” görevini üstleniyorlar…

Kendilerine yönelik en ufak eleştiride bulunan gazetecileri “şiddetle” susturma yoluna gidiyorlar.

Mersinli gazeteci dostum Zeynel Boğan, sırf CHP’li belediyelerde dönen yolsuzlukları yazdığı için, Mersin Büyükşehir Belediyesi kadrosunda yer alan saldırganlar tarafından muştalı saldırıya uğradı.

CHP’li Ayvalık Belediyesinde dönen usulsüzlükleri yazan gazeteci Yüksel Kalkan, aralarında Belediye Başkanı Mesut Ergin’in korumasının da olduğu belirtilen 7-8 kişi tarafından öldüresiye darp edildi.

CHP’ye yakınlığıyla bilinen ve yıllarca Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında çok ağır ifadelerin yer aldığı kitaplar yazan…

Tabir caizse Başkan Erdoğan’a demediğini bırakmayan ve buna rağmen en ufak zarar görmeyen yazar Ergün Poyraz…

CHP’li Kuşadası Belediyesinde “Mıcır alımı” sırasında yapılan bir “ihale yolsuzluğunu” ihbar etmesinin ardından, evinin önünde 3 kişinin saldırısına uğradı.

İhaleyi alan firmanın elemanları tarafından feci şekilde darp edilen ve ölümden dönen Ergün Poyraz’ı, saldırının ardından tedavi gördüğü hastanede telefonla aradım.

“Erdoğan hakkında ağır eleştiriler olan birçok kitap yazdım en ufak bir şiddet görmedim. CHP ile ilgili yolsuzluk ihbarında bulundum, durum ortada Zekeriya” diyerek bana dert yandı. 

“Embeded gazeteciliğin” en rezil örneklerini sıralayan yandaşlarına “siper” olan…

Kendi pisliklerini deşifre eden gazetecilerin üzerinden “silindir” gibi geçen CHP’lilerin son kurbanı, Salı günü TBMM’de düzenlenen CHP’nin gerilimli Grup Toplantısı’nı takip eden Akit TV muhabiri Muhammet Can Bulut ile kameramanımız Nuh Güneş oldu.

Meclis girişinde Özel ve Kılıçdaroğlu taraftarları arasında yaşanan bilek güreşini izleyicilerine aktaran arkadaşlarımız, canlı yayın esnasında alçak bir saldırıya maruz kaldı. 

Tüm Türkiye’nin gözleri önünde gerçekleşen alçak saldırı sonrası yaralanan arkadaşlarımız Ankara Şehir Hastanesi’nden 10 günlük darp raporu alırken, sözde “basın özgürlüğü savunucu” olan CHP’nin yönetim kademesi bırakın “özür” dilemeyi…

En ufak bir geçmiş olsun mesajı bile yayınlamadı. 

İstiklal Mahkemeleri ile binlerce Müslüman boğazlayan…

Takrir-i Sükun Kanunu ile basın ve yayın özgürlüğünün kısıtlayarak onlarca gazeteyi kapatan çok sayıda gazeteciyi hapse atıp, kimilerini sürgüne gönderen tek parti diktasının faşist artıklarından başka bir tavır takınmalarını beklemek de safdillik olurdu zaten…

Herkes tıynetinin gereğini yapıyor sonuçta!..

Yeni Akit

Yorumlar3

  • Ramo 24 dakika önce Şikayet Et
    Hocam kaleminize elinize sağlık chp nin zihniyeti cibiliyeti başta ibb itfaiye olmak üzere ibb de cirit atıyor İnşallah bitecekler
    Cevapla
  • fatih caner 4 saat önce Şikayet Et
    sayın yazar bu değerli tespitleriniz için teşekkürler.
    Cevapla Toplam 5 beğeni
  • AĞACAN 4 saat önce Şikayet Et
    Herkes tıynetinin gereğini yapıyor sonuçta!.. Aynen Sayın Hocam...
    Cevapla Toplam 5 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat