Birileri “hukuk yolsuzluğu” mu dedi?
- GİRİŞ12.10.2026 09:14
- GÜNCELLEME12.10.2026 09:14
Allah rahmet eylesin, merhum Hasan Karakaya ağabeyin sürekli anlattığı “iki kör”ün hikâyesi vardı.
Tam gününe rast geldiği için onun ağzından bir kez daha nakletmek istiyorum.
Hikâyeyi biliyorsunuz.
“Hani, iki kör dolma yiyorlarmış da biri, diğerine; ‘Dolmaları niye çift çift yiyorsun?’ diye sormuş ya... Diğer ‘kör’ de; ‘Allah’tan kork be adam!.. Sen kör, ben kör!.. Nereden çıkardın çift çift yediğimi’ diye cevap vermiş ya!.. İlk kör de itiraf edip, ‘Ben, çift çift yiyorum da!’ demiş ya!...”
Evet!..
Maalesef şu sıralar tam da hikâyede olduğu gibi garip bir durum yaşanıyor.
Asıl görevi, “üye avukatların sorunlarını takip etmek ve çözüm için girişimlerde bulunmak” olan Ankara 2 No'lu Barosu Başkanı Gökhan Ağdemir’in…
Katıldığı bir televizyon canlı yayınında, “stajyer avukatlara referans olduklarını ve 70 baro üyesi avukatın hâkim ve savcılığa atandığına” yönelik açıklamasını fırsat bilen “Yeni CHP’liler” ve kiralık medyası, benzeri görülmemiş bir karalama kampanyası başlattı.
Başkan Gökhan Ağdemir’in, baronun kurduğu “Staj Eğitim Merkezi”nde eğitim alan genç hukukçuların “sınavları kendi başarılarıyla kazandıkları” halde sadece onların “mesleki yeterliliklerini ve başarılarını ilgili mercilere anlattıklarını” ve “onların yanında durduklarını” vurgulamak amacıyla kullandığı ifadeleri çarpıtan “Yeni CHP’liler” ile fondaş medyası;
"Hâkimlik garantili baro" söylemleriyle bir bardak suda fırtına kopararak, büyük bir kadrolaşma skandalı patlak verdiği algısı oluşturmaya çalıştı.
Sıkı bir çalışmanın sonucunda kazandıkları “Hakimlik Savcılık Sınavı”nın ardından 70 baro üyesi avukatın savcı ve hakim olarak atanmasını “Bir hukuk yolsuzluğu” gibi sunmaya çalışan malum zihniyetin ve medyasının beyhude gayretleri, bana hikayede dolmaları çift çift götüren o arsız körü hatırlattı.
Zira!
Tüm hukuk fakültesi mezunlarının katılabildiği bir sınavı alnının hakkıyla kazanan 70 stajyer avukatın hakim ve savcı olarak atanması “yargıda kadrolaşma skandalı” ise…
CHP’liler geçmişte bu kadrolaşmanın 100 mislini, belki de 1000 mislini yaptı…
Tek parti diktasının zulüm fırtınası estirdiği yıllarda kurulan “İstiklal Mahkemeleri”ne hiç hukuk bilgisi olmayan “Kel Ali” lakaplı Ali Çetinkaya gibi bir celladı “mahkeme başkanı” olarak atayan…
Adnan Menderes ve arkadaşları hakkında verdikleri “idam” kararını mer’i yasalara göre değil de “Sizi buraya tıkan güç böyle istiyor” diyerek başkalarının dikte ettiğini itiraf eden isimleri “Yassıada Mahkemesi”nin başına oturtan…
28 Şubat sürecinde, Genelkurmay tarafından verilen “irtica” brifinglerine katılarak, cuntacı komutanları ayakta, üstelik elleri patlayana kadar alkışlayan dönemin yargı mensuplarını “matah hukukçu” ilan eden CHP’liler, bırakın tek başına iktidarlarında…
Koalisyon hükümetlerinde bile yargıyı “arka bahçelerine” çevirdiler.
“Evrensel hukuku” bir kenara atarak Resmi ideolojiyi “hukuk” gibi uygulayan CHP’liler…
Seyfi Oktay ve Mehmet Moğultay’ın adalet bakanlığı döneminde siyasallaştırdıkları yargıyı kendi partizanlarıyla doldurdular.
İsmi “yerleştirme üstadı”na çıkan CHP'li eski Adalet Bakanı Mehmet Moğultay, bu durumu bizzat bakanlık döneminde yaptığı konuşmada kendisi itiraf etti.
Seyfi Oktay'ın ardından Temmuz 1994'te Adalet Bakanı olan ve bu görevi Ekim 1995'e kadar sürdüren Moğultay, "Seyfi Oktay zamanında 2 bin civarında hakim alındı. Benim zamanımda da bin civarında hakim alındı. Toplam 3 bin hakim alındı. Bu örgüte kadro vermeyecekler kime verecekler? MHP'ye mi verecekler? Yapılacak en akıllı hareket kendi devr-i iktidarında örgütleneceksin, kadrolaşacaksın. Bu kadrolar günün birinde gelecek senin yolunu açacak” ifadelerini kullanmıştı.
İşin trajik yanı ise CHP iktidarlarında yapılan hakimlik ve savcılık sınavları, hukuk fakültesi mezunu olan Anadolu’nun öz evlatlarından gizlenip, sadece CHP teşkilat mensuplarına bildiriliyordu.
CHP’li Mehmet Moğultay bu rezil durumu aynı konuşmasında şu skandal sözlerle savunmuştu:
“Eskiden sınavlar olurdu, sınavların yapılacağı tarih kimseye bildirilmezdi. Bilinmedik gazetelerde ilanları yapılırdı. Şimdi en azından adil davranarak örgütü haberdar ediyoruz. Örgütü bilgilendiriyoruz. Örgütün sınava girme olanağını sağlıyoruz yanlış mı yapıyoruz?”
Gördüğünüz gibi…
Tamamı milletine ve vatanına bağlı isimlerden oluşan Ankara 2 No'lu Barosu üyesi 70 avukatın, alın teri dökerek sınavı kazanmak suretiyle hâkim ve savcılığa atanmasını, “kadrolaşma skandalı” şeklinde lanse eden CHP’liler…
Bırakın sınavı kazanan yandaşlarına referans olmayı, sınavın tarihini bile milletin öz evlatlarından gizliyordu…
Sadece CHP teşkilatlarının bildiği sınava, haliyle sadece CHP’lilerin haber verdiği isimler katılabiliyordu.
Üstelik “CHP tipi kadrolaşma rezaleti” bununla da sınırlı kalmıyordu.
Aynı Moğultay, 2007 yılında yaptığı açıklamada, çıkardıkları kanun ile yandaş avukatları hiç sınava tabi tutmadan nasıl “hakim” yaptıklarını şu pişkin sözlerle açıklamıştı:
“Şimdi benim zamanımda da hakimler mesleğe kabullerini hakimler savcılar yüksek kurulu karar veriyordu. Evvela bir yazılı mülakat yapılıyordu, bu bakanlık nezdinde yapılıyordu. Sonra mülakat yapılıyordu. Yani yazılı ve mülakat yapılıyordu ama biz 1995 yılında mesleğe bir kısım avukatları aldık. O zaman hatırlarsanız bir avukatlık kanunu çıktı. Bu avukatlık kanunu gereği 5 yılını dolduranlarla ilgili olarak bir yazılı sınav yapmadık, sadece mülakat yapıldı.”
Demek ki neymiş?
CHP iktidarlarında bir kısım avukat, hiç sınava bile alınmadan sadece mülakatla hakim yapılmış.
Dahası…
Sadece bir yıl süren Adalet Bakanlığı döneminde binden fazla yandaşını hakim ve savcı olarak atayan Moğultay, bununla da yetinmemek niyetindeydi.
“Bu aldığımız kadrolar, ileride yeşerecek demokrat insanlardır. Yaptığım suçsa işlemeye devam edeceğim. Ben yılmayacağım, bu makamı da terketmeyeceğim" diyen Mehmet Moğultay maazallah daha fazla o koltukta oturmuş olsaydı, yargıyı resmen CHP teşkilat mensuplarına teslim edecekti.
Ayrıca…
Refah Partisi ve Fazilet Partisi hakkında kapatma davası açan Yargıtay eski Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş’ın, 2013 yılında yapılan törenle CHP saflarına katılması...
Okuduğu şiir nedeniyle Erdoğan’a verilen 10 aylık mahkumiyet ve siyasi yasak kararlarını onayan hakim olarak bilinen eski Yargıtay 8. Ceza Dairesi Başkanı Naci Ünver’in, eski CHP lideri Deniz Baykal’ın taktığı rozetle 4 Kasım 2003’te CHP’li olması…
Mütedeyyin insanların Anıtkabir’i ziyaret etmesini bile suç sayan 28 Şubat’ın vesayetçi isimlerinden Yekta Güngör Özden’in, 28 yıl aralıksız CHP’de görev yaptıktan sonra iki kez Anayasa Mahkemesi’nin Başkanlığına seçilmesi…
TTB Başkanlığı görevi sırasında CHP üyesi olan Özdemir Özok’un, yine üyeliği devam ederken dönemin Cumhurbaşkanı Sezer tarafından AYM üyeliğine atanması fakat tepkiler nedeniyle koltuğa oturamaması…
“Başörtüsü insan hakkı değildir” diyerek 28 Şubat darbesine katkı sunan Rıza Türmen’in, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde yargıçlık görevinin ardından CHP İzmir milletvekili olarak Meclis’e girmesi…
Başkanlığını yaptığı YARSAV’ı adeta ‘Yüksek Yargı Partisi’ haline getiren Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun, CHP’den milletvekili aday adayı olması…
Yargıtay Tetkik Hakimi ve YARSAV Başkanlığı yapan Emine Ülker Tarhan’ın CHP’den milletvekili seçilmesi…
Adalet Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Kenan Doğan’ın Yargıtay 3. Ceza Dairesi Başkanlığı görevinden istifa ederek, CHP’den milletvekili adayı olması..
Yıllarca HSYK Başkan Vekilliği koltuğunda oturan ve Türkiye genelinde hakim ve savcılar arasında “solcu kadrolaşmayı sağlayan” isim olarak bilinen Kadir Özbek’inYargıtay’dan istifa edip CHP’ye katılması…
Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde, Ergenekon Terör Örgütü üyeliğinden tutuklanan İlhan Cihaner’in, tahliyesinin ardından CHP’ye katılıp, milletvekili seçilmesi…
Cumhuriyet Savcılığı görevlerinde bulunan Ali Özgündüz ve Ercan Cengiz’in CHP’de milletvekilliği yapması…
Önder Sav, Ramiz Erinç Sağkan, Ümit Kocasakal, Hakkı Süha Okay, İsa Gök, Muharrem Kılıç, Tuncay Alemdaroğlu gibi Baro Başkanlarının da CHP’de siyaset yapması…
70 avukat üzerinden Ankara 2 No'lu Barosu Başkanı Gökhan Ağdemir’i linç eden zihniyetin, geçmişte yargıyı nasıl CHP’ye angaje ettiklerini açıkça ortaya koyuyor…
Dolayısıyla…
O günlerde “dolmaları çift çift götüren”, hatta hepsini kendileri yiyen CHP’lilerin, bugün kalkıp da; “Siz dolma mı yiyorsunuz?” diye soru sormaya bile hakkı yoktur!..
Yorumlar13
-
Muammer
6 dakika önce
Şikayet Et
Bunlar yapar eder yaptıkları kendilerine hak başkası müstemleke kölesi zihniyetleri hiç değişmedi değişmez bunlar kendi fikrinden olmayanı adamdan bile saymaz.çünkü masonluğun yaşayış biçimi bu şeytan bunların talebesi
Beğen
Cevapla
-
Enkay08
11 dakika önce
Şikayet Et
Herkes not etsin bunu bir kenara
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle