Uzakdoğu hilali

  • GİRİŞ25.01.2026 08:57
  • GÜNCELLEME25.01.2026 09:49

16. Yüzyılın ortalarıydı.

Hint Okyanusu üzerindeki Baharat Adaları, küçük devletler ve sultanlıklar tarafından idare ediliyordu. Altın, gümüş gibi değerli madenler ve baharat çeşitliliğiyle tanınan bölgenin huzuru, Avrupalı denizciler tarafından tehdit edilmeye başlamıştı.  Coğrafi keşiflerin gelişmesiyle Ümit Burnunu aşarak Afrika’nın güneyinden Hint Okyanusuna açılan gemilerin ardı arkası kesilmiyordu. Özellikle Portekizliler ve Hollandalılar hem buraları sömürmeye hem de Hristiyanlığı yaymaya geliyorlardı. 

Portekiz Krallığının ele geçirip üs olarak kullandığı ilk kara parçası Malakka’ydı. Ateşli silahlar karşısında çaresiz kalan küçük devletler birer birer Portekiz’e boyun eğmeye başlamışlardı. 

Sumatra Adasının kuzeyindeki Açe Sultanlığı, Müslümandı. 

Saldırıların yoğunlaşması,  Mekke’ye giden bir geminin, Portekizliler tarafından batırılarak Hac yolcusu beş yüz Müslümanın öldürülmesi üzerine Açe Sultanı Alaaddin Riayet Şah, Osmanlı Devletinden yardım istemeye karar verdi. Zaten kendilerini Osmanlının bir parçası olarak görüyor, Cuma hutbelerinde Padişahın adını anıyorlardı. Dünyanın süper gücü ve en büyük İslam devletinin hünkârına uzunca bir mektup yazdı. En güvenilir adamını elçi olarak tayin edip ambarlarını baharat ve pirinçle doldurduğu otuz gemiyle birlikte İstanbul’a doğru yola çıkardı.

1564 yılında başlayan yolculuk tam iki sene sürdü. Fırtına, salgın ve saldırıların büyük hasar verdiği elçilik heyeti, 1566 yılında İstanbul’a ulaştığında geriye sadece iki gemi kalmıştı. 

Heyet sarayda dinlenmeye alındı. Zaten dönemin Osmanlı hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman Avrupa seferindeydi ve ordusunun başında Zigetvar’ı kuşatmıştı.

Padişah’ın İstanbul’a dönüşü beklerken, Sultan Süleyman’ın ölüm haberi geldi. Ardından oğlu Sultan II. Selim tahta geçti. Görüşme onunla yapıldı.

Elçiler, yeni sultana hediye olarak bir torba Sumatra biberi takdim ettiler. 28 geminin Portekiz saldırılarında battığını, kalan gemilerdeki erzakın açlıktan ölmek üzere olan mürettebat tarafından tüketildiğini söyleyip özür dilediler. Ardından Alaaddin Riayet Şahın namesini sundular. 

Name, “Açe sizin köyünüz ben de hizmetkârınızım” ifadesiyle başlıyor, Açe ile beraber bütün Sumatra adasının Osmanlı İmparatorluğuna iltihak ettiği arz ediliyor, padişaha kendi mülkünü savunma çağrısı yapılıyordu.

Sultan II. Selim, varlığından bile yeni haberdar oldukları bu insanların yaşadıkları acılardan müteessir oldu. Osmanlı Padişahı adına hutbe okutmalarına, İslami konulardaki hassasiyetlerine ve Portekiz saldırılarına karşı verdikleri mücadeleye hayran kaldı. Gemi, top, tüfek dâhil her türlü askerî yardımın tez zamanda yapılması için ferman çıkardı. 

Hazırlıklar tez zamanda tamamlandı.

İçinde yedi ton ağırlığındaki devasa topların da bulunduğu 22 kadırgalık bir donanma hazırlandı. Topların en büyüğüne “acı biber” adı verilmiş, gönderilen hediye için hoş bir nazire yapılmıştı.

Yardımlar bununla bitmedi. Binlerce kilometre ötede yaşam mücadelesi veren bu insanları bir miktar gemi, asker ve silahla göndermek Osmanlıya yakışmazdı. Oradaki İslam varlığını koruyup gücünü kalıcı hale getirmek için geniş çaplı hazırlıklar yapıldı. Top üretip tersane kuracak ustalardan, ilim ve sanat erbabı hocalara, mühendislerden zanaatkârlara, hekimlerden minyatür sanatçılarına kadar beş yüz kişiye ulaşan büyük bir ekip hazırlandı. 
Sultan II. Selim, Açe Sultanı Alaaddin Şah’a yazdığı cevabî namesinde selamet ve muvaffakiyet temenni etti. Mütehassıslar, sanatkârlar ve fen adamlarının iki yıl süreyle görevlendirildiğini, yerlerine adam yetiştirdikten sonra geri döneceklerini, askerlerden de dileyenlerin Açe’ye yerleşmelerinden memnuniyet duyacağını söyledi. 

Bu muazzam yardımın Sumatra’ya ulaştırılması için Kızıldeniz Donanması Kaptanı Kurtoğlu Hızır Reis görevlendirildi. 

Tam da bu günlerde Yemen’de çıkan bir isyanın bastırılması yolculuğu geciktirdiyse de, isyanın bastırılmasıyla birlikte yola çıkıldı. Yardımlar teslim edilip salimen geri dönüldü. 
Osmanlı Donanmasının Açe’ye gelmesi, Portekizlileri Sumatra sularından uzaklaştırdı. Zira donanmanın yola çıktığı günlerde Portekiz Kralının dikkati çekilmiş, bu adaların artık Osmanlı toprağı olduğu, buraya yapılacak herhangi bir tecavüz durumunda Türk donanmasının doğrudan Portekiz sahillerini vuracağı bildirilmişti.

Açe Sultanlığı, Osmanlı devletinden gördüğü bu himayeyi hiçbir zaman unutmadı. Asırlar boyunca Cuma hutbelerini Osmanlı Sultanı adına okuduğu gibi bayrağına da Ayyıldız şekilleri işledi.

Giden bilim ve sanat adamlarından pek azı geriye döndü. Çoğunluğu gönüllü olarak oraya yerleşti. 

Zamanla Açe Sultanlığı, bölgenin en önemli gücüne dönüştü. Öyle ki Portekiz’in varlığını tehdit eden en önemli unsur haline geldi. Bugün Malezya sınırları içinde bulunan Malakka’ya 300 gemi ve 15.000 Türk denizcisiyle fetih akınları yaptı. 

Ta ki 19. Yüzyıl başlarına kadar...

1837 senesinde bir başka Batılı güç olan Hollanda bölgeye musallat oldu. Önce Minangkabau’yu işgal etti ardından Sumatra’ya çıkartma yaptı. Açe’liler son çare olarak bir kez daha İstanbul’dan yardım istediler. 

Endonezya'nın Açe eyaletinin başkenti Banda Açe'de Selahaddin Mezarlığı'nda bulunan kabirler, Osmanlı torunları tarafından korunuyor ve bakımları yapılıyor.

Ne var ki, ne Batı eski Batıydı ne de Osmanlı eski gücündeydi. Açe, kendi imkânlarıyla büyük bir direnişe geçti. 1873 yılında katliamlar başlayınca Açe Sultanı Mahmut Şah, dönemin Osmanlı Padişahı Abdülaziz’den meseleye el atmasını, hatta Açe topraklarının Osmanlı toprağı sayılmasını istedi. Olmadı. Osmanlı Devleti kendi dertleriyle uğraşmaktan uzaklara bakmaya fırsat bulamadı. Sultan II. Abdülhamit’in tahta çıkışından sonra el altından bir miktar silah sevkiyatı yapılabildi. O da Batının büyük gücü karşısında yeterli gelmedi. Saldırı, açlık ve abluka altında destansı bir mücadele veren Açe halkı yüzyılın sonuyla birlikte pes etti. 1903 yılında işgale uğrayıp Hollanda sömürgesi haline geldi.

Bugün Endonezya’ya bağlı otonom bir bölge olan Açe, bayrağında muhafaza ettiği Ayyıldız’la o günlerin hatırasıdır.

Zekeriya Yıldız / Haber7

 

 

Yorumlar14

  • Bülent Turan 16 dakika önce Şikayet Et
    Hocam elinize sağlık. Tarihte kalmış önemli bir olayı gün yüzüne çıkarmışsınız. Osmanlı'nın dolayısıyla Türk'ün gücünün nerelere uzandığını öğrenmiş olduk. Teşekkür ederim.
    Cevapla
  • Vasıf Tatar 17 dakika önce Şikayet Et
    Zafer inananlarındır, bir gün yine oralara gideriz Allah ın izniyle
    Cevapla
  • Orhan 20 dakika önce Şikayet Et
    Tarihi bize doğru öğretmediler hatta ecdadımızı kötülediler bilmediğimiz bunun gibi ne güzellikler var sayende öğreniyoruz ağzınıza sağlık
    Cevapla
  • Halil 21 dakika önce Şikayet Et
    Hocam tesekkurler yureginize saglik
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Vatandaş 21 dakika önce Şikayet Et
    Ve asagılık Hollandanın bugun ki zenginliği o günkü hırsızlıgına baglı
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat