Bir düşüşün hikâyesi

  • GİRİŞ26.04.2026 09:05
  • GÜNCELLEME26.04.2026 09:05

Avrupa’nın ilk rasathanesi 1576 yılında Baltık Denizindeki Ven Adasında kuruldu. Danimarkalı gökbilimci Tyco Brahe tarafından kurulan rasathane, Kral II. Frederick tarafından desteklenip finanse edildi.

Girdiği bir kılıç düellosu sonucu burnunu kaybedip protez burunla yaşamak zorunda kalan Tyco Brahe, bu olay sonrası içine kapanmış, mecbur olmadıkça toplum içine çıkmaz olmuştu.  

Copernikus tarafından ileri sürülen güneş merkezli gezegenler teorisine yeni açılımlar getirdi. Gökcisimlerinin koordinatları, gezegenlerin dizilimleri, yeni gökcisimleri üzerine gözlemler yaptı. Gözlemlerine ek olarak çeşitli aletler tasarladı. İstatistiki veriler kullandı. O günün bilim dünyasında oldukça popüler bir isim haline geldi. 

Kral II. Frederick’in gölgesi altında yaklaşık yirmi yıl çalıştı. Hem Kral’ın arzuladığı gibi ülkesini Avrupa’da tanıttı hem de Avrupa’nın dört bir yanından gelen astronomları eğitti. Yaptığı gözlemler ve elde ettiği bulgular Kepler kanunlarının gelişmesine ve günümüz güneş sistemi modelinin kurgulanmasına katkı sağladı.   

Tyco Brahe’nin, Ven adasında bulunduğu günlerde çağdaşı bir bilim adamı da İstanbul’da benzer çalışmalar yapıyordu.  

Bu kişinin adı Takiyüddin Mehmet Efendi idi.

1526 Dımaşk doğumlu Türk kökenli bir ailenin çocuğu olan Takıyyüddin, öğrenimini Mısır ve Şam’da yapmış, 1550 yılında İstanbul’a gelmiş, Çivizade Mehmet Efendi ve Ebussuud Efendi gibi dönemin ünlü âlimlerinden dersler almış, Ali Kuşçu’nun torunu Kutbettinzade Muhammed Efendi gibi bilge kişilerle tanışmış, müderris olarak Mısır’a dönmüştü.  Mısır Kadısı Abdülkerim Efendi sayesinde gökbilimleriyle tanışıp bu sahada kendini yetiştirdikten sonra 1570 yılında yeniden İstanbul’a gelerek buraya yerleşmişti.
Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa ve Hoca Saadettin Efendi ile temasa geçip devletle tanışması bu dönemde oldu. Özellikle Hoca Sadettin Efendi onu çok sevip koruması altına aldı. Bu durum önüne çıkan bütün kapıların açılması demekti. Zira Hoca Sadettin Efendi, Yavuz Sultan Selim’in nedimesi Hasan Can’ın torunuydu. Atadan dededen devletlüydü. İmparatorluğun her katında nüfuz ve kudret sahibiydi. 

1571 yılında onun sayesinde saraya alınıp Müneccimbaşılığa getirildi. Bir yandan görevini yürüttü diğer yandan Kahire’de başladığı astronomi çalışmalarına devam etti.   

İslam bilim literatüründe “ilm-i heyet” ve “ilm-i ahkâm-i nücûm”, yani hem astronomi ve astroloji olarak bilinen Müneccimbaşılık, Osmanlı devlet teşkilatı içinde önemli bir kurumdu. Yıl içinde meydana gelecek semavi olaylar ve tutulmaların not edildiği senelik takvimi ve Ramazan ayında imsakiyeyi hazırlar, uğurlu gün ve saatlerle ilgili tahminlerde bulunur, önemli işlerin vaktini belirlemek için zayiçe düzenlerdi. Zayiçe, bir işe başlamak için en uygun vaktin seçilmesi demekti. 

İslam dünyası gökbilimlerine aşinaydı. Meraga’dan Semerkant’a birçok şehirde rasathaneler açmış, astronomlar yetiştirmişti. Buna rağmen 1570’li yıllara kadar İstanbul’da rasathane kurulmamıştı. Bu sahadaki bilgiler Arapça ve Farsça kitaplardan öğrenilmekte, gözlemlerle ilgili hesaplar daha çok Uluğ Bey zamanında hazırlanmış kataloglardan yapılmaktaydı.

Takiyüddin Mehmet Efendi, bir gün Hoca Saadettin Efendiye giderek, Uluğ Bey takviminde hatalar olduğunu ve yeni gözlemler yapılarak bunların düzeltilmesi gerektiğini söyledi. O da konuyu yeni Padişah Sultan III. Murat’a iletip İstanbul’da bir rasathane açılması için izin kopardı.

1575 yılında Tophane sırtlarındaki  “Frenk Sarayı” civarında başlayan rasathane inşaatı iki yılda tamamlandı. Takiyüddin’le birlikte on altı gökbilimci burada istihdam edildi. Maaşları için yıllık altı bin, araştırma giderleri için de on bin altın bütçe ayrıldı. Ayrıca Konya Ereğli kasabasının yetmiş bin akçeyi bulan zeamet gelirleri buraya aktarıldı.
Kısa zamanda Ven Adasındaki rasathanenin sahip olduğu tüm teknik imkanlar burada da sağlandı.  Dünyanın dört bir yanından astronomi kitapları, hassas rasat aletlerinin imali için özel ağaçlar getirildi. Ondalık kesirler trigonometriye ve astronomiye tatbik edilerek Uluğ Bey takviminde düzeltmelere gidildi. Ay ve güneş yanında diğer gezegenlere dair gözlemler yapıldı. Sabit yıldızların boylamlarının tespitinde ilk defa ay yerine Venüs gezegeni aracı olarak kullanıldı. 

Uzay ölçümlerinde kullanılmak üzere dokuz farklı alet geliştirildi. Gök cisimlerinin enlem ve boylamlarının bulunmasından, ekvatoral koordinatlarının saptanmasına, güneş ışınlarının gözlenmesinden astronomik saatlere kadar orijinal özelliklere sahip bu aletlerden bazıları Danimarkalı çağdaşı Toyche Brahe tarafından takip edilip kullanıldı. 
Dünyanın ilk örneklerinden biriydi. Osmanlı bilim dünyasına büyük katkılar sağlayıp önemli gelişmelere kapı aralayabilirdi.

Ancak olmadı...

Rasathanenin çalışmaya başladığı yıl, gökyüzünde beliren bir kuyrukluyıldız halk arasında korku ve dehşet uyandırdı. Ardından İstanbul’u kasıp kavuran bir veba salgını başladı. Felaketi fırsata çevirmek isteyen fitne ehli harekete geçti. Takiyüddin ve rasathane personelinin meleklerin bacaklarını gözlediği, uğursuzlukların rasathane yüzünden çıktığı dedikodusunu şehrin dört bir yanına yayıldı.  Şeyhülislam Kadızade Ahmet Şemsettin Efendi, zehir zemberek bir fetva yayınladı. Rasat işlerinin icra edildiği her memlekette uğursuzluk olduğunu ve böyle faaliyetlerin devletlere zarar vereceğini söyleyerek şöyle dedi.  “İhrâc-ı rasat meş’um ve perde-i esrâr-ı felekiyyeye küstahane ittılâ’a cür’et, vehâmet-i akıbeti meczumdur. Hiçbir mülkte mübâşeret olunmadı ki, mamur iken harap ve bünyân-ı devleti zelzele-nâk-ı inkılab olmaya.”

Hâlbuki, arka planda büyük bir siyasi kapışma yaşandığını, Kadızadeliler ile Hoca Saadettin ekibi arasında uzun zamandır bir kavganın sürdüğünü herkes biliyordu. Şeyhülislamlığı ele geçiren Kadızadeliler, rasathane üzerinden Hoca Saadettin’i yemenin peşindeydiler.

İstedikleri oldu. Toplumun baskısından korkan Sultan III. Murat, Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşaya emir vererek rasathaneyi topa tutturup temellerine kadar yıktırdı. Hoca Saadettin Efendiyi gözden çıkarıp bir köşeye itti.

........................

Bir tarafta Tyco Brahe, diğer tarafta Takiyüddin Mehmet Efendi...

Aynı yıllarda, aynı niteliklere sahip birer rasathane kurup uzayı keşfe çıktılar. Maceraları farklı bitti. 

Birinin adı aydaki bir kratere ve bir uzay kapsülüne verildi. Rasathanesi korunup yüzlerce yıl sonra müzeye çevrildi. Bugün bile dünyanın dört bir yanından binlerce ziyaretçisi var. Diğeri kayıplara karıştı. Adı gibi rasathanesinin yerini bilen de yok...

Zekeriya Yıldız / Haber7

 

Yorumlar12

  • Dumrul 23 dakika önce Şikayet Et
    Demekki chpkk zihniyeti o zamanlardan varmış
    Cevapla
  • Kılıç 43 dakika önce Şikayet Et
    Yazık. Şeyhülislam olmuş ama makamı şahsi menfaati için kullanmış. Üstelik ilerlemeye de mani olarak. Karşılığını görür elbet.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Bülent DUMAN 1 saat önce Şikayet Et
    işte bu yüzden bir kişide iman güçlü olmalı korkunun ecele faydası yok.kuran ne diyor.ikra oku diyor.hiç bilenle bilmeyen bir olurmu.imanı zayıf olan korkar.yazık.bir de cesaret lazım
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Mernaz 32 dakika önce Şikayet Et
    Adamın çıkardığı fikre bak
  • Halil İbrahim 1 saat önce Şikayet Et
    Bilim ve din koruklemesi hep böyledir bilim hep kaybeder. Dini başkalarından öğrenenler hep duydukları ile iman eder çok yazik
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • vatandaş 2 saat önce Şikayet Et
    aynı kafa bu gün başka alanlarda bilimin önünü tıkıyor organ nakli , genetik tüp bebek çalışmaları vs.. Organ nakline yıllarca karşı çıkılmadı mı..
    Cevapla Toplam 3 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat