Şah Sultanlar...
- GİRİŞ10.05.2026 09:09
- GÜNCELLEME10.05.2026 09:09
Yavuz Sultan Selim, II. Selim ve III. Mustafa...
Osmanlı tarihinin bu üç kudretli padişahı kızlarına Şah Sultan ismini verirler.
Yavuz Sultan Selim’in Şah Sultan’ı aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman’ın kardeşidir.
Çocukluğu ve gençlik yılları, ağabeyinin sancakbeyi olarak bulunduğu Manisa’da geçer.... Halvetiliğin bir kolu olan Sünbülî Tarikatına burada girer, İstanbul Aksaray’da Sümbüliye Dergâhına bağlı bir tekkenin şeyhi iken annesi Hafsa Hatun’un daveti üzerine Manisa’ya gelen, çeşitli baharatlardan yaptığı mesir macunu ile hastaları tedavi ettiği söylenen Merkez Efendi ile burada tanışır.
Kimi kaynaklar Merkez Efendi’nin müridesi olduğunu söylerken, kimileri de onunla evlendiğini, hatta bir de çocuklarının olduğunu yazarlar. Bu kaynaklara göre söz konusu izdivaç, dönemin siyasi şartları ve başka kaygılar sebebiyle gizli tutulmuştur.
Evliliğin olup olmadığı, olduysa bile ne zaman ve niçin ayrıldıkları konusundaki tartışmalar bir yana, Şah Sultan’ın kayıtlara geçen ilk evliliği, 1523 yılında Yanya Sancakbeyi Arnavut Lütfi Paşa ile olmuştur.
On dokuz yıl süren bu evlilikten iki kızları olmasına, Lütfi Paşanın sadrazamlığa kadar yükselmesine rağmen Şah Sultan mesut olamamıştır. Zira ikilinin yapıları ve ruh dünyaları çok farklıdır. Şah Sultan, tasavvuf ehli, naif bir kişiliğe sahipken Lütfi Paşa, acımasız, gaddar ve sert bir adamdır. Bir defasında zina yapan bir kadının organını dağlatmış buna engel olmak isteyen Şah Sultan’a da şiddet uygulayıp hançerle üzerine yürümüştür.
Haberi duyan Kanuni Sultan Süleyman, kardeşine yapılan bu muameleye çok üzülmüş, hızlıca boşanmalarını sağlayıp Lütfi Paşayı saraydan ve sadrazamlıktan uzaklaştırmıştır.
Evliliğinin bittiği 1541 yılından sonra kendini tümüyle hayır ve hasenat işlerine adayan Şah Sultan, biri Bahariye’de diğeri de Davutpaşa’da olmak üzere iki yere cami ve dergâh yaptırmış, Yanya’dan getirttiği Yakup-u Germiyani’yi Davutpaşa’ya, Gömleksiz Mehmet Efendiyi de Bahariye’deki dergâha şeyh olarak tayin ettirmiştir. Her iki isim de Merkez Efendinin yakın müritlerindendir.
Şah Sultan’ın gidişinden sonra Manisa’dan ayrılarak yeniden İstanbul’a dönmüş olan Merkez Efendi ise Sümbül Sinan Efendinin vefatı ile boşalan Sünbüli Tarikatının şeyhlik postuna oturmuştur. Aynı zamanda Ayasofya ve Fatih Camilerinde vaazlar vermektedir. Korfu Seferine çıkılırken ordu şeyhi olarak tayin edilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman’ın kendisini çok sevdiği, ondan bahsederken “bizim Merkez” dediği rivayet edilmektedir.
Merkez Efendi, 1552 yılında, Şah Sultan 1572 yılında yirmi arayla vefat ederler. Merkez Efendi, Mevlanakapı dışında kendi adıyla anılan dergaha, Şah Sultan Bahariye sahilinde kendi adıyla yaptırdığı caminin yakınına defnedilir.
Sultan II. Selim’in kızı olan Osmanlının ikinci Şah Sultan’ı 1544 yılında doğmuştur. Annesi Nurbanu Valide Sultan’dır. 18 yaşına geldiğinde Çakırcıbaşı Hasan Paşa ile evlenmiş, 12 yıl süren bu evlilik Hasan Paşanın ölümüyle son bulmuştur.
1575 yılında Zal Mahmut Paşa ile ikinci evliliğini yaparak yeniden dünya evine girmiştir.
Bosna asıllı bir devşirme olan Zal Mahmut Paşa, Enderun’da yetişmiş bir idarecidir. Devlet içindeki esas yükselişi 1553 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Mustafa’nın katlinden sonradır.
Genç şehzadeyi, ihanet ettiğine inandırılan babası Kanuni’nin gözleri önünde yere yatırarak elleriyle boğmuş, Pehlivan anlamına gelen “Zal” lakabını da bu olaydan sonra almıştır.
Dönemin ünlü halk şairi Taşlıcalı Yahya Bey, Şehzade Mustafa Mersiyesinde Zal Paşa’nın dahlini şöyle anlatmıştır:
“Getürdi arkasını yire Zâl-i devr-ü zeman
Vücudına sitem-i Rüstem ile irdi ziyân.”
Bu olaydan sonra Kapıcıbaşılık görevi verilerek Enderun’dan çıkarılmış, önce Halep, arkasından Anadolu Beylerbeyi yapılmıştır.
1566 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümünden sonra 11. Osmanlı Padişahı olarak tahta çıkan II. Selim zamanında, devlet içindeki yükselişi zirveye ulaşmıştır. Yeni Padişah, abisini öldürüp kendisine taht yolunu açan Zal Mahmut Paşayı vezir yaparak ikbale boğmuş, kardeşi Şah Sultan’la evlendirerek saraya damat yapmıştır.
Zal Mahmut Paşanın Şah Sultan’la evliliği 5 yıl sürmüş, bu evlilikten iki çocukları olmuş, 1580 yılında bir gece vakti ikisi birlikte ansızın ölmüşlerdir.
Üçüncü Şah Sultan, 26. Osmanlı Padişah III. Mustafa’nın kızı, III. Selim’in de ablasıdır.
1761’de doğmuş, henüz üç yaşında iken Köse Bâhir Mustafa Paşa ile nişanlanmıştır. Paşa’nın 1765 tarihinde idam edilmesi üzerine, üç yıl sonra bu kez Yağlıkçızâde Hacı Mehmet Paşa ile nişanlanmış, nişandan bir yıl sonra o da Edirne’de idam edilmiştir.
Şah Sultan, çocuk yaşta geçirdiği iki nişanlanma macerasının ardından ilk evliliğini 18 yaşında iken Nişancı Seyyit Mustafa Paşa ile yapmıştır. 24 yıl, 4 ay, 5 gün süren evliliğinde iki çocuğu olmuş ancak ikisi de henüz altı aylıkken vefat etmiştir.
Çocukların vefatının ardından sağlığı bozulan Şah Sultan hayata küsmüştür. Çeşitli vilayetlerde valilikler yapan kocası Mustafa Paşa, karısının bu durumu üzerine onunla daha yakından ilgilenmek için devlet görevinden çekilmiştir. İkili, Divanyolu’ndaki saraylarından ayrılmış, sessiz ve asude bir yer olan Rami Çiftliğine yerleşmiş, dünya ile irtibatlarını kesmişlerdir.
.......................
Onlar aynı ailenin farklı dönemlerde yaşamış üç Şah Sultan’ı olarak tarihe geçtiler.
İsimleri ve unvanları gibi bahtları da aynıydı...
Zekeriya Yıldız / Haber7
Yorumlar2