Küçük Asya felaketi

  • GİRİŞ30.08.2026 09:22
  • GÜNCELLEME30.08.2026 09:56

1921 yılının Temmuz ayıydı.

Kütahya-Eskişehir Muharebeleri, Yunan Ordusunun galibiyetiyle sonuçlanmış, Bursa’nın ardından Kütahya, Eskişehir ve Afyon işgal edilmiş, Batı Cephesi hattı, Sakarya Nehri’nin doğusuna ricat etmişti.

Meclis’in Kayseri’ye taşınmasının tartışıldığı sıkıntılı günlerdi.

Amerikalı bir gazeteci cephe hattına gelerek Yunan Ordusu Generallerinden Nikolas Trikopis ile Eskişehir’deki karargâhında bir görüşme yaptı.

“Ankara’yı da alacak mısınız?” diye sordu.

Trikopis, Eskişehir’i ele geçirmekle görevli Kuzey Grubunun komutanıydı ve heyecanlı bir subaydı. 1868 yılında doğmuş, muhtemelen babasından Osmanlı tebaası oldukları günlerin hatıralarını dinleyerek büyümüştü. Oralardan gelip Yunanistan topraklarını Ege ile birleştirmek hayali olan “Megali İdea”nın uygulayıcılarından biri olmak gururunu okşamıştı.

Gevrekçe güldü. “Ankara çantada keklik” dedi. “Daha da ileri gideceğiz. Yakında Talas’ta Amerikan Kolejinde kahve içeceğim.”

Talas, Kayseri’nin bir ilçesiydi ve 1800’lü yıllardan itibaren açılmaya başlayan misyoner okullarından birinin de merkeziydi.

Bunu söylerken hem Amerikan hükümetine selam göndermiş hem de Meclis’in Kayseri’ye taşınma tartışmalarına atıfta bulunmuştu.

Eski efendilerini hafife aldığı bu görüşmenin üzerinden çok değil bir ay geçti. 23 Ağustos’ta başlayıp 22 gün süren Sakarya Muharebeleri, Türk ordusunun zaferiyle sonuçlandı. Bu tarihten sonra Yunan ilerleyişi tümüyle durdu.

Bundan sonraki süreç, onların işgal bölgelerinde tutunma çabalarıyla geçti. Sakarya’nın doğusunda ise işgalcileri söküp atmak için yoğun bir hazırlık dönemi başladı.

Yunanlılar, Anadolu’ya gönderdikleri askeri kuvvetlere “Küçük Asya Ordusu” adını vermişlerdi. Ordunun ilk başkomutanı General Papulas, Sakarya yenilgisinden sonra görevden alınıp yerine General Hacıanestis getirildi. Trikopis de, bu komuta değişikliği esnasında Güney Grubuna atandı. I. Kolordu Komutanı olarak karargâhını Afyon’a taşıdı.

Sakarya yenilgisi komuta kademesini sarsmakla kalmamış, ordunun moralini de bozmuştu. Firarlar her geçen gün artıyordu.   Yunan kamuoyu gelişmelerden rahatsızdı. Anadolu seferinin fikir babası olan Venizelos seçimleri kaybetmiş, başbakanlık koltuğuna Dimitri Gunaris oturmuştu. Yeni başbakan bir yandan Anadolu’daki tahkimatı artırmak için çabalıyor bir yandan ülkenin bozulan ekonomisini düzeltip askeri harcamaları karşılamak için Atina-Londra arasında mekik dokuyordu.

Aradan bir yıl geçti.

Yunan ordusu, Anadolu’nun içlerine kadar uzanan 600 kilometrelik bir derinlikte mıhlanıp kalırken, Türk ordusu onları söküp atmak için tüm hazırlıklarını tamamladı.

28 Temmuz 1922 günü Mustafa Kemal Paşa ve cephe komutanları bir futbol maçı münasebetiyle Akşehir’de bir araya geldiler. Gazete ve ajansların, askere moral vermek maksadıyla yapıldığını duyurdukları maç, aslında bir bahaneydi. Yabancı temsilcilerin de davet edildiği bu müsabaka esnasında taarruz günü ve harekât planı son kez gözden geçirildi.

General Trikopis, haberi duyduğunda ya işkillenmişti ya da gidişatın gün geçtikçe kötüleştiğinin farkındaydı. Not defterine, “bahar havası kışa dönüyor” diye yazdı. Buna rağmen iyimserliğini korumaya devam etti. Gelişmeleri İzmir’deki karargâhından izleyen Başkomutan General Hacıanestis’e gönderdiği son raporunu şu notla bitirdi:

“Türklerin bir taarruz yapabileceklerini düşünmüyorum. Şayet buna kalkışacak olurlarsa onları yenebilecek güçteyiz.”

Ne kadar yanıldığını görmek için çok beklemedi. 26 Ağustos sabahı 05.30 sularında top sesleriyle uyandığında Anadolu macerasının sonlandığını anlamış mıydı bilinmez ama telaş ve şaşkınlığı had safhadaydı. Saldırı öylesine ansızın ve öylesine beklenmedik bir yönden gelmişti ki ancak bir gün direnebildi.

27 Ağustos’ta Afyon’u terk edip kuzeye doğru çekildi. Amacı 2. Kolordu Komutanı General Diennis ve General Franko kuvvetleri ile birleşerek yeni bir savunma hattı kurmaktı. Ne var ki muhabere hatları çoktan kesilmiş, Türk ordusunun yakın takibi, tazyik ve taarruzlarıyla imha hareketi başlamıştı. Hilal kıskacına alınan Yunan Ordusu 30 Ağustos’ta Kütahya’nın Dumlupınar ovasında imha edildi.

Bu esnada ilginç bir gelişme olmuş, Başkomutan General Hacıanestis görevinden istifa ederek Yunanistan’a kaçmış, yerine General Trikopis getirilmişti.

Dünya savaş tarihinde, yenilirken rütbe alan belki de tek komutandı. Emrindeki üç yüz subayla birlikte, 4. Kafkas Tümeni Komutanı Yarbay Dadaylı Halit Bey tarafından teslim alındı.

......................

Yunanlıların 15 Mayıs 1919’da başlayan Anadolu macerası, 9 Eylül 1922’de sona erdi. Geride 120 binin üzerinde ölü, 20 bin civarında esir bıraktılar. Dünyada alay konusu oldular. İtibarları tükenip ekonomileri iflas etti.

İngiltere’nin destek ve teşvikleriyle başlayıp ağır bir hezimetle biten üç buçuk yıllık maceraya, “Küçük Asya Felaketi” dediler. Etkisini hiçbir zaman üzerlerinden atamadılar.

Bu yenilgi sonrası, çoğunluğunu albayların oluşturduğu askeri bir cunta darbe yaparak yönetimi ele geçirdi. Kral Konstantin, tahtını bırakarak ülkeden kaçmak zorunda kaldı. Başbakan Dimitrios Gunaris ile birlikte siyasetçiler subay ve generaller tutuklandılar. Yenilginin sorumluları olarak vatana ihanet suçuyla yargılandılar. “Altılar Davası” olarak bilinen yargılamalar sonucunda Başbakan ve beş general idama mahkûm edildi. İnfazları 28 Kasım 1922 günü Atina’da yapıldı. Bir aşağılama şekli olarak sandalyeye ters bir şekilde oturtulup sırtlarından kurşuna dizildiler.

General Trikopis, bir yıl önce Amerikalı gazeteciye verdiği röportajda Talas’daki Amerikan Kolejinde kahve içeceğini söylemişti.

Dediği çıktı.

Yargılama ve infazlar esnasında gerçekten de Talas’taydı. Ne var ki misyoner okulunda kahve içmiyor, esir kampında kurtarılmayı bekliyordu.

Yenilirken rütbe kazandıran talihi, esaretiyle de hayatını kurtarmıştı.

Bir yıl sonra yapılan esir mübadelesiyle ülkesine gönderildi. Darbecilerin öfkesi dindiğinden, formaliteden bir yargılama sonrası serbest bırakıldı. 1928 yılında emekliye ayrıldı. Babasından dinlediği hatıralara kendininkini ekleyip torunlarına anlattı.

30 Ağustos Zaferinin 104. Yılı kutlu olsun.

Zekeriya Yıldız / Haber7

Yorumlar1

  • mete44 53 dakika önce Şikayet Et
    çok güzel her Türk gencin okuyup bilmesi gereken tarihi bilgiler
    Cevapla Toplam 3 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat