CHP ve FETÖ’nün siyasi ayağı tartışmaları

.

  • GİRİŞ17.07.2019 09:14
  • GÜNCELLEME17.07.2019 09:14

CHP’nin Meclis Grup Başkanvekili Özgür Özel geçen hafta yaptığı bir konuşmada,

“Bazı yerlerde 15 Temmuz ‘tiyatroydu’ deniliyor, tiyatro miyatro değil, bal gibi kanlı bir darbe girişimiydi; rejime, Meclis’e, ülkeyi yönetenlere, demokrasiye kastediyordu” dedi.

Özel, 15 Temmuz gecesi F-16’lar tarafından bombalanan Meclis’te bulunup, oradaki ‘altın kareye’ giren CHP’liler arasında yer alıyor.

O geceyi orada yaşayan birisinin 15 Temmuz’a tiyatro denmesini, kontrollü darbe denmesini sineye çekmesini düşünemeyiz zaten.

Özel’in sözlerindeki ‘bazı yerler’ göndermesi biraz da, hatta büyük ölçüde parti yönetimine gidiyor.

Tiyatro ya da, kontrollü darbe söyleminin FETÖ ile senkronize bir şekilde ilk defa CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından dillendirildiğini herkes biliyor.

Bu, o gece darbeye karşı kahramanca direniş sergileyenler arasında yerlerini alan CHP milletvekilleri açısından gerçekten büyük bir talihsizlik.

Kılıçdaroğlu’nun darbe akşamı aldığı tutumla ilgili tartışmalar da henüz bitmiş değil.

Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, 15 Temmuz gecesi CHP lideri Kılıçdaroğlu’ndan halkı sokağa davet etmesini istediğini ancak Kemal Bey’in bu talebe “Halkın güvenliğini kim sağlayacak?” sorusuyla karşılık verdiğini söylemişti.

Buradan yola çıkarak, kendisinin darbeye onay verdiği gibi insaf dışı yorumlar yapacak değilim tabii, ama en azından o gün sergilediği pasif tutum, tarihe o şekilde geçmiş oldu.

Keşke her şey o şekilde kalsaydı.

Ama bu tutumun devamı da öyle gelişmedi.

Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz’un devamında 7 Ağustos ruhuna dâhil olup, bir süre sabredip dişini sıktıktan sonra FETÖ’nün jargonuna uygun düşecek bir çizgiye saptı.

“Darbe 20 Temmuz’da başladı”, “15 Temmuz’daki kontrollü darbe idi”söylemine yöneldi.

CHP lideri dünkü grup toplantısında 15 Temmuz ile ilgili konuşurken, şöyle bir cümle sarf etti:

“251 şehidin kanlarının yerde kalmaması için FETÖ’nün siyasi ayağı nerede bunu bilmeye ihtiyacımız var.”

Üç yılın sonunda FETÖ ve ‘siyasi ayağına’ dair kullanılan cümlelerin bu kadar ‘kısalmasının’ ve daha soyut bir hal almasının bir nedeni olmalı, öyle değil mi?

Acaba, daha önce ortaya attığı iddiaların/suçlamaların desteksiz bir şekilde gündeme getirilmiş olmasının bunda bir payı olabilir mi?

Kılıçdaroğlu’nun dün sarf ettiği bu sözlerini görünce, geçen sene yaptığımız bir görüşmede aramızda geçen diyalog aklıma geldi.

Yine bir salı günüydü ve o günkü grup toplantısında Kemal Bey esip gürleyip şöyle cümleler kullanmıştı:

“Sen Cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal eden zat sen gayri millisin. Sen işgalcisin işgalci. 2019’da bu ülkenin kadınları seni oradan indirecekler”.

Aynı konuşmada “FETÖ’nin siyasi ayağı Saray’dır” diyerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’a başka suçlamalarda da bulunmuştu.

Grup toplantısı bittikten sonra birkaç gazeteciyle Meclis’teki odasında konuşurken CHP liderine daha önce gündeme getirdiği bir konuyu hatırlatıp sormuştum:

“Daha önce 120-180 arası ByLock kullanıcısı milletvekili var demiştiniz. Sonra Başbakan bunu MİT’e de sorduğunu ancak kimsenin olmadığını söyledi. Var mı elinizde bu konuda bir veri?”

Kılıçdaroğlu bu sorum üzerine çok şaşırtıcı bir cevap vermiş, şöyle demişti:

“Ben onu kapalı grupta duyum olarak söylemiştim. Kamuoyuna açık bir yerde değil.”

İtiraz ettim, “Hayır bunu her yerde açık alanlarda söylediniz” diye ama aynı tezini sürdürdü.

Sonuçta, ByLock’çu vekil suçlamalarının altı boş çıktı.

Kanıt bulma çabaları sonuçsuz kalınca, darbenin üzerinden üç yıl geçtikten sonra bile işe yarar olmayı sürdüren FETÖ’nün siyasi ayağı suçlaması, genel geçer yaftalama malzemesi olan ilk haline rücu etmiş oldu.

Bendeniz, FETÖ’nün güçlü bir siyasi ayağı olduğu tezine hiçbir zaman inanmadım.

Üç yılın sonunda, darbe girişiminde bulunanların, darbeden hemen sonra sivillere yetki devri yapacaklarına dair bir kanıt olmadığı gibi, önemli mevkilere siyasi isimleri getirmeyi planladıklarına dair bir işaret de ortaya çıkmış değil.

Darbeyi yapanlar, darbeyi yaparken işin bu kısmına kafa yorma gereği de görmemişlerdi muhtemelen.

Bütün fiili darbeler sonrasında olduğu gibi, yeterli vakit geçene kadar askeri yönetim iş başında olacak, o nedenle de siyasi bir ‘ayağa’ ihtiyaç duyulmayacaktı.

FETÖ’nün siyasi ayağının zayıf kalmasının bir başka gerekçesi daha var:

Örgütün, siyasete değer vermemesi, bu alanı ‘ele geçirilecek’ mevzilerden biri olarak değil de, uzaktan kumanda ile ‘yönlendirilecek’ bir alan olarak görmesi.

Siyaset biraz da bu sayede örgüt tasallutundan kurtarılmış oldu.

Yeniaşafak

Yorumlar30

  • Ahmet Tatar 1 ay önce Şikayet Et
    Fetönün Siyasi ayağı CHP'dir. KK nerededir? diye sorarken 'acaba bizi teşhis etmişler mi?' diye test etmiş olmalı.
    Cevapla Toplam 7 beğeni
  • Enes Mahmut ÖZOĞUL 1 ay önce Şikayet Et
    Tek kelimeyle Harika bir tespit!
    Cevapla Toplam 7 beğeni
  • Bolvadinoli03 1 ay önce Şikayet Et
    Beyefendimiz dusunu almis yeni kravatini ve takim elbisesini giyinmis bayram cocuklari gibi tvnin önünde bekliyordu garipimi hoteler almamis bilin bakalim kim bu halk kahramani 100 nummarali adam
    Cevapla Toplam 6 beğeni
  • enver 1 ay önce Şikayet Et
    sözün özü; kılıçoğlunu tapelerle başkanlığa oturtanla, 15 temmuzu yaşatan fetö. Kılıçoğlu istese de istediğini yapamaz. tapeleri yine fetöde.
    Cevapla Toplam 7 beğeni
  • harun 1 ay önce Şikayet Et
    siyasî ayağı vardı, güçlü ya da zayıf. tuzluk vekiller mesela. ak parti kendini temizleme iradesini gösterdi. ama diğer partiler bunu hiç kabul etmedi. aslında özgür özel'in açıklaması bunları hedef alıyor...
    Cevapla Toplam 7 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat