Çok yemek yemenin psikolojik nedenleri

Eklenme: 22 Mayıs 2013 09:49
Güncelleme: 22 Mayıs 2013 09:46 / 7,056 Okunma / 10 Yorum
Mehtap Kayaoğlu

Kendisini stresli hissettiğinde eline çikolata kavanozunu alıp, kaşık kaşık mideyi indirmeyen kişi kaldı mı?

Tıkınarak yemek yiyen, birazcık üzüldüğünde veya morali bozulduğunda buzdolabının önünden ayrılamayan, canı sıkıldığında yiyeceklerle hemhal olarak stresini atmaya çalışan kişilerin sayısında artış oldu. Uzmanların söylediklerine bakılırsa insanlar ilerde kanser ve benzeri hastalıklardan ziyade çok yemek yemekten ölecekler!

Peki insanlar niye çok yeme ihtiyacı hisseder?

İnsan canlısının dünyaya geldiğinde, annesiyle kurduğu ilk ilişki "beslenme/mide" ilişkisidir.

Minik konuk, ailesinin heyecan dolu bekleyişleri arasında dünyamıza teşrif eder. Daha gözlerini bile açmadan, annesinin sevgi dolu kucağında yerini bulur. Ve ilk iş minik yavrunun doyurulmasıdır.

...işte anne bebek arasında devreye giren bu beslenme ilişkisi, zaman içinde tek yönlü verici işlevini yitirmeye başlıyor. Günün koşuşturmacaları, evin içinde yapılacak işlerin çokluğu, anneyi bekleyen türlü türlü görevler...vs derken, çocukla anne arasındaki duygusal ilişkide zedelenmeler devreye giriyor. Bu zedelenmeler keşfedilip anne ve diğer yetişkinler tarafından yeterince tölere edilemiyorsa...

"Duygusal açlık" dediğimiz kavram tam da böyle bir şey sevgili okurlar! Fiziksel olarak yedirip içirmekten öte, yaptığınız işlerin içine sevginizi katabilmek! Tıbkı beş yıldızlı restoranlarda yediğimiz ama tadı bize hep sası gelen o muhteşem yemeklerle, evde annemizin tüm sevgisini ekleyerek pişirdiği tarhana çorbasının mukayese bile götürmediği gibi!

Son yıllarda obezite diye bir dert oluştu hepiniz biliyorsunuz!

Uzmanlar haldır haldır yeme ve beslenme alışkanlıklarımızı düzenlemeye, bizi sağlıklı beslenmeye alıştırmaya çalışıyor. Önceden sadece diyet listeleriyle yetinilirdi, günümüzde obizitenin ruhsal yönü ve beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesinde psikolojik destek yapmanın önemi fark edilmeye başlandı. Dünyanın en muhteşem zayıflama listesini hazırlasanız işe yaramıyordu; çünkü kişi duygusal açlık nedeniyle bir türlü önerilen doğru sisteme göre davranmayı başaramıyordu. Oysa artık önce psikolojik destek yapılıyor, kişi duygusal sorunlarından uzaklaştırılmaya çalışılıyor, bu çalışmaların yanında beslenme alışkanlıkları yeniden düzenleniyor. İkisinin bir arada yapıldığı çalışmalarda kişiler olumlu sonuç alabiliyor.

Demek ki insanlar "nesnel olarak aç oldukları için değil"; sürekli "aç hissettikleri ve bir türlü doyma duygusuna ulaşamadıkları" için yerler.

Duygusal açlık ise, bebeğin dünyaya ilk geldiği günden itibaren, fiziksel ihtiyaçlarının giderilmesinin yanında bulamadığı sevgi/ilgi boşluğu gibi durumlarla açıklanır.

Şimdi diyeceksiniz ki; "Ne ilgisi var? Tüm anneler çocuğunu sever!"

Ben de diyeceğim ki doğal olarak; "Tüm anneler çocuğunu sever; ama bu sevgiyi evladının ihtiyacı olacak formata uydurarak değil, kendi öğrendiği yöntemlere göre sergiler. Hatta sergileyemez bile!"

Anneler bile bir garip olmaya başladı artık! Önceden çocuğu için saçını süpürge eden anneler vardı; şimdi kendi fiziksel bedeni bozulmasın, kilo almayayım diye bebeğini sütten kesen anneler!

Önceden çocuğunun ihtiyaçlarını önde tutan anneler vardı; şimdi çocuğunun ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarını karşılamak için silah olarak kullanan anneler! Anlayacağınız anneler bencilleşti, obezite arttı!

Obezite tedavisi görürken yardımcı olduğum danışanlarımda en çok dikkatimi çeken konu tam da bu zaten. Yani anneleriyle ciddi bir çatışma içindeler! Anne/evlat rekabeti mi dersiniz, anne/evlat çatışması mı istersiniz, anne/çocuk kalbinin birbirini keşfedememesi diye mi adlandırırsınız... ne derseniz deyin dönüp dolaşıyor, iş "duygusal açlık"ta yerini alıyor.

Çocukluk yıllarından itibaren yaşanmış olması muhtemel travmalar, bağımlılık ilişkisi, farkında olunarak/farkında olunmayarak yaşanmış depresyonlar, kaygının çok baskın olduğu ruh halleri, bazen aşırı umursamama duygusu, bastırılmış ve kişiyi inanılmaz provake eden öfke, kimsenin kendisini yeterince sevmediği düşünceleri, fiziksel bedeninden yola çıkarak kendisini sevmeme, insanların kendisini istemediğine inandığı yalnızlık halleri, utanç ve ucube yaratık duyguları derken.... kişi resmen tam bir içsel yalnızlığa bürünüyor.

Anlayacağınız o eski yabancı filmlerde gördüğümüz "şişman ama neşeli zenci" karakteri yerini "şişman/mutsuz/kendisini sevmeyen/sevilmediğine inanan/stresli" kişiye bıraktı.

Çok yemek yediğini düşünen, buzdolabının önünden ayrılamayan, en iyi uzmanlara gittiği ve kucak dolusu para harcadığı için bir hafta sonra diyet listesini bozanlar ne yapmalı?

Öncelikle kendi iç dünyalarındaki boşlukları keşfetmeli. Duygusal açlık giderilince, nesnel açlık daha az zarar veriyor ve sağlıklı beslenme alışkanlıkla kolaylıkla uygulanabilir oluyor.

Yaptığımız sayısız obezite destek programlarımızdan anladığım bu sevgili okurlar!

Sevgiler...

Not: Bugün saat 14.00'de Esenler Belediyesi Kültür Merkezi'nde "Mutlu Çocuk Yetiştirmek İçin Öneriler" isimli seminer vereceğim. Gelmek isteyen herkesi bekliyorum. Konu komşu toplanın gelin olur mu?

Mehtap Kayaoğlu - Haber 7

(Psikolojik Danışman &Psikoterapist)

www.yuzlesme.tv

mehtap.kayaoglu@yuzlesme.tv

mehtapkayaoglu@gmail.com

http://www.facebook.com/psk.mehtapkayaoglu

htttp://www.twitter.com/mehtapkayaoglu

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri