Nasıl medyum olunur?

Eklenme: 23 Mart 2011 08:08
Güncelleme: 23 Mart 2011 08:08 / 12,187 Okunma / 3 Yorum
Orhan Çınar

Geleceği önceden bilen insanlara medyum ya da kahin dendiğini hepimiz biliriz. Ama nasıl olunur bunu biliyor muyuz?

Geleceği önceden bilen insanlara medyum ya da kahin dendiğini hepimiz biliriz. Ama nasıl olunur bunu biliyor muyuz?

Ne garip ki yurdum insanının çoğu zaten medyum ve ya kendisini öyle zannediyor. Zaten medyumsak sorun yok, ama ya değilsek!

Hatırlasanız bir zamanlar “Bizimkiler” diye bir dizi vardı. Ve orda bir Cemil nam-ı diğer Baykuş vardı.

Her olay hakkında bir öngörüsü kesin olurdu. Ve ne acı ki genelde hep olumsuz ve moral bozucu kehanetlerde bulunurdu.

Bazen gün içinde bol bol doyasıya güldüğümüz olur. Ama hemencecik biz veya yakınımızdaki birisi “bugün çok güldük kesin ağlayacağız” diye kehanetiyle olaya müdahale eder.

Bu örneği acaba içimizde, kendinde veya yakın çevresinde yaşamayan kaç kişi var?

Her güzel olaya başlarken ne zaman biteceğini düşünmeden kaç kişi başlayabilir acaba?

Şarkılarımız acı dolu, filmlerimiz, dizilerimiz ayrılıklarla ölümlerle hüzünlerle bezenmiş değil mi?

Niçin bu kadar olumsuzluklarla doluyuz?

Acılı Adanalar, çiğköfteler ağzımızı melankolizmimiz ruhumuzu hep acıtmak zorunda mı?

Olaylar ve insanlar hakkındaki bunca olumsuz önyargımız niye?

Tamam kabul ediyorum pek çok konuda çoğumuz kandırıldı, hırpalandı, umutları ve hayalleriyle oynandı. Ama bu tetikte gergin halimizle ne kadar mutlu bir hayat sürebileceğiz?

Koşulsuz güvenelim demiyorum; deneyelim, denenelim. Ama her olayda bir kere ve objektif olmak kaydıyla.

Geçmişteki olayların ve insanların olumsuzluklarını yeni olaylara ve insanlara taşımayalım. Yoksa sonrasında yalnızlık ve hüzün kalır.

Geçen bir arkadaşımın arkadaşıyla tanıştım. Bilirsiniz ben kadın düşmanı olduğum için ona da biraz ön yargılı hatta acımasız bir şekilde yaklaştım. Oysa O, o kadar pozitif, o kadar ılımlı ve olumlu ve dünya tatlısı bir insandı ki ama benim kahin yönüm ona da güvenmemem gerektiğini söylediği için, onda var olan onca güzel ve pozitif ve güzel yönünü görmemi engelledi.

Sonuç öngördüğüm gibi olumsuz oldu. Belki de çok güzel bir arkadaşlığı, bir dostluğu daha doğmasına müsaade etmeden öldürdüm. Suç onda mıydı? Tabi ki hayır!

Kahin olan bendim. Ama kehanetim yanlıştı.

Hatalıydım, kabul ediyorum. Ama hata sadece ben de mi? Beni bizleri bu olumsuz düşünce şekline sokanlar, bizi böyle şartlayanlar onlar. Onların hiç mi suçu yok?

Genelde bizler haksız haklıyız. Çünkü doğarken hepimiz masum ve tertemiz doğmuyor muyuz?

Zamanla olumsuz düşüncelerle beynimizi ve ruhumuzu öyle dolduruyorlar ki; artık inanmak, sevmek, güvenmek geceyle gündüz gibi. Art arda ama hep kopuk.

Sonrasında kaygılarla, korkularla, yalnızlıklarla dolu bir dünya oluşturuveriyoruz.

Alkol, uyuşturucu, sigara ve ölümüne maceralar yaşam ve çıkış yolu gibi görünüyor.

Yeter artık bırakalım bu bizi yok eden, yıpratan, yalnızlaştıran kehanetleri.

Zamana zaman verelim. Olumsuz yaşanmışlıkları gömelim gitsin.

Yarınları insanları yarınsız, bugünü bugünde yaşayalım yoksa hepimiz olumsuzlukları gören kahinler olarak hem bizim hem başkalarının hayatını karartarak yaşayıp gideceğiz.

Dün ölü, yarın doğmadı ama bugün hala avuçlarımızda…

Orhan Çınar / Haber 7
orhancinar01@gmail.com
www.orhancinar.net

Yorumlar Yorum Yaz
  • SİYASET
  • GÜNCEL
  • EKONOMİ
  • SPOR
  • DÜNYA
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Mekke ve Medine'den Canlı Yayın
Gazete Manşetleri
Piyasa Verileri