İttifaklar ve müttefikler
- GİRİŞ23.01.2026 08:53
- GÜNCELLEME23.01.2026 08:53
ABD, İngiltere ve Fransa’nın başını çektiği ‘’NATO’’, ‘’Arap Birliği’’,’’ İbrahim Anlaşmaları’’ gibi uluslararası kuruluşlar, kurucu devletlerin kurtlar sofrasıdır. Burada temel kural hak hukuk ve adaletin kendilerinden yana işlemesi ve işletilmesidir.
Hegemon güçlerin kurup veya kurdurup, finansa ettiği küresel ve bölgesel ittifaklar sadece patronlara hizmet etme kulübüdür. Bu ittifaklara üye devletlerin bir kısmı düşmanlarından korktuklarından veya buraya rol ve ganimet kapmak için bağlanırlar. Bunlar devler sofrasının artıklarını kapışmak, hatta efendilerinden bir ‘’Aferin’’ almak buradadırlar
Petrol zengini devletler bu paktlarda sahip oldukları paralarla her şeye hâkim olacaklarını sanırlarken, parası olmayanlar ise ittifak ağalarının eteğinin altına sığınıp onlara sığınırlar.
Mevcut ittifakların hemen hemen hepsi de bu güç odaklarının doymak bilmeyen iştahlarına meze olurlar. Hegemon güçler aksırıncaya tıksırıncaya ve çatlayıncaya kadar bu sofradan zıkkımlanır. Etraflarındaki kuklalar ise onların lokmalarını saymaktan midelerine kramp girer.
Kısaca küresel ve bölgesel ittifaklar güçlülere hizmet eden ve onların ayar verdiği bir sömürü aparatıdır. Bazıları sofradan artanlarla mutlu olurlar. Burada rol alanların bazıları uslu uslu rollerini oynarlar.
BM kararlarında, 5 haydut devletten birisi onay vermezse karar alınamaz. Orada sade onların borusu öter ve hükmü geçer. Teferruat olan diğer üyeler -şansları varsa- Marshall yardımına benzer tarihi geçmiş gıdalar, stoktan düşülmüş veya depo artığı modası geçmiş askeri malzemeler gibi bitpazarına düşmüş mallar ve malzemeler düşer.
Küresel ittifaklar adil birer ittifak değil zayıflar ve güçsüzleri kullanmak için bir kölelik prangası, güçlüler için beylik sefasıdır. Aradaki ilişkiler müttefiklik ve dostluk ruhuna uymaz. Onun için buraları dost görünen düşmanlar arenasıdır. Burada kaybedenler hep mazlumlar, kazananlar hep zalimlerdir.
Başta NATO, BM, IMF, AB ve bunlara benzer paktların patronları kendi çıkarlarından başka bir iş yaptıkları görülmez. Büyük balıklar küçük balıkları masrafsız topluca ve kolayca yutmak için bu ittifaklardan yararlanırlar
Emperyalistlerin kurduğu ittifaklar ve müttefiklikler, kendilerine yardımcı ve destek olacak devletleri bir araya getirmeye ve onları çıkarları doğrultusunda kullanıp mobilize etmeye yarayan araçlardır.
Hegemon güçlerin özellikle halkı Müslüman ülkelerde bir asırdır sürdürdükleri işgal, istila, baskı ve devlet terörleri başta Ortadoğu, Orta Asya, Kafkaslar, Kuzey Afrika ve Balkanlarda siyasi, ekonomik, askeri yeni güçlü ittifak ve müttefik arayışlarına sevk etmiştir.
Türk Devletleri Birliği bunlardan birisidir. Rusya, Çin, Amerika ve AB gibi hegemonlara rol kaptırmadan, onları oyunun dışında tutarak yapılmadığı sürece, bu da mevcut ittifaklardan bir ittifak olmaktan başka bir iş görmez.
İttifaklar özgürlük, bağımsızlık, güvenlik, yardımlaşma, dayanışma için kurulur ve bu amaç yolunda hareket ederse amaç ve hedeflerine ulaşmış olur.
Türkiye’nin Asya, Avrupa ve Afrika’da başarılı olması için oynanması gereken oyunlarda ve kurulan yuvarlak masalarda bizzat kendisinin olması gerekir. Hegemonların usulü üslubu ve davranışları gibi değil, kardeşçe çalışıp hakça paylaşmak ve dayanışma içinde bir kardeşlik atmosferi oluşturmalıdır. Özellikle batı blokuna yıllardır uşaklık yapan laik, Kemalist batıcı fikir ve düşünceler, eylem ve söylemlerden uzak durulmalıdır. Kimsenin büyü abi rolü oynamak isteyen birilerine ihtiyacı yok. Samimi kardeşlik ve dostluğa ihtiyacı var.
Emperyalizmin yandan çarklı ittifakları ve kaypak müttefiklikleri kurulacak tüm ittifaklarda kötü bir örnek olarak çok iyi analiz edilmelidir. Adil ve paylaşımcı, güvenlik ve kardeşlik ortamı içinde yapılacak ittifaklarla ancak ülkemiz, kardeşlerimiz, dost ve mazlum milletlere faydalı olunabilir.
Türkiye, kapsayıcı bir coğrafyada mazlumların dostu, kimsesizlerin kimsesi olma rolünü başarılı bir şekilde sürdürmeye devam etmelidir. Sömüren ve sömürülen, semiren ve kemiren bir ülke değil paydaşlarıyla birlikte alın teri döken, kazanan ve bölüşmeyi ahlak haline getiren bir müttefiklik yolu izlemelidir.
İttifak ve müttefiklik ruhu kardeş olmayı ve kardeş gibi düşünmeyi ve davranmayı gerektirdiğini Türkiye her eylem ve söyleminde göstermelidir.
***
Yıllarca eşek gibi kullanılıp işleri bitince yol ortasında bırakılan, şimdi de salya sümük ağlayıp yalvaran PKK, PYD ve SDG ahmaklarının durumuna düşmemek için, Türkiye müttefiklik ruhuna uygun hareket etmeyen NATO müttefiklerine güvenmemelidir.
Tepeden tırnağa her şeyi kendimizden olan, müttefikleri kardeşlerimizden oluşan İslam Birliği NATO’ sunu kurmanın zamanı gelmiştir.
Arif Altunbaş, Haber7
Yorumlar1